SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Yankı Erel: Zincirleri kırmak istiyorum

Wimbledon Gençler'de şampiyonluk yaşayan ve tarihe geçen Yankı Erel'in yeni hayalleri var. Genç raket, hedeflerini, hayallerini Yasin Yıldırım'a anlattı.

Güncellenme: 13:13, 15/11/2020
Yankı Erel: Zincirleri kırmak istiyorum

Uluslararası arenada başarıların çok uzağında kaldığımız teniste umut ışığı olmuştu Yankı Erel. İki sene önce Wimbledon'da çift erkekler gençler kategorisinde Finlandiyalı partneri Otto Virtanen ile şampiyonluğa ulaşarak erkeklerde bir Grand Slam'de mutlu sona ulaşan ilk tenisçimiz olarak adını tarihe yazdırmıştı. Bu zaferle beklentiler de büyümüştü haliyle. Sözcü HaftaSonu olarak Yankı Erel'le yeni hedeflerini, hayallerini ve geçen iki yılın getirdiklerini konuştuk.

  • Önce sağlık diyelim. Karantina sürecini nasıl geçirdin?

Tüm ülkemize ve dünyaya geçmiş olsun. Süreç uzadıkça kanıksanmaya ve tehlikeler göz ardı edilmeye başlandı, umarım herkes ilk günlerdeki gibi önlemlerini almaya devam eder. Karantinada hiç tenis oynayamadım ama fitness hareketlerime devam ettim. Arkadaşımın yazlığında geçirdiğim karantinada bol bol koştum. Hiç sevmesem de mecburen alıştım koşmaya, tutunacak dalım o kalmıştı.

  • Yankı Erel'i biz iki sene önce tanımıştık. Bir de kendi ağzından dinleyelim Yankı'yı?

Benimle sabaha kadar tenis konuşabilirsiniz, ertesi sabaha kadar da Formula 1, bir ertesi sabaha kadar da UFC konuşabilirsiniz. Ben tenise gerçekten aşığım ama bunun yanında farklı ilgi alanlarım da var saydığım gibi. Sıkı bir PlayStation oyuncusuyum. Tenis tarafına dönersek de Wimbledon Çiftler Şampiyonluğu, Gençlik Olimpiyatları'na katılım, Avustralya Açık macerası gibi aslında bugüne kadar kendi adıma başarı hanesine yazdırdığım turnuvalardan bahsedebilirim.

Yankı Erel
Bir gün ilk 100'e girersem, sırada 50 var diyeceğim, sonra da gözümü ilk 10'a dikeceğim.

 

  • Nasıl başladın peki tenise, bu yeteneğin nasıl keşfedildi?

Annemle babam, özellikle babam, spor yapmayı çok sever. Tenisi onlar oynarken görüp başladım. Küçükken raketi elimden alamazlar beni korttan çıkaramazlardı. İlk antrenörüm İsmail Ata hırsımı, ilgimi ve spora olan eğilimimi görmüş ve ailemi teşvik etmiş.

  • Wimbledon'da gençler kategorisi çiftlerde şampiyonluğu kazanman büyük yankı uyandırmıştı. İki sene öncesine dönersek o anı, kupayı kaldırma hikâyesini dinleyebilir miyiz?

Eğer bir gün olur da Wimbledon'da büyükler kategorisinde o kupayı kaldırırsam, herhalde en özel şampiyonluğum yine 2 yıl önceki Wimbledon Junior şampiyonluğum olacaktır. O turnuvanın her maçı bir film tadında. Dünyanın en iyi junior tenis çifti diyebileceğimiz bir çifti yendik, maç puanlarından döndürüp tur atladık, uzatma setlerine kaldık, pilimiz bitene kadar savaştık. Biz o turnuvadan önce partnerim Otto ile son oynadığımız çiftler maçında ağır yenilmiştik ve itiraf etmeliyim ki parolamız şampiyonluk değildi. Çeyrek finali geçtiğimizde “Ne oluyor ya biz bu işi koparacağız galiba” inancını hissetmeye başladık. O kupa çok çok özel…

  • Bu zafer, senden beklentileri de bir hayli yukarıları çekmişti. Herkesin gözü Yankı'nın üzerinde.

1 yıl kadar ağır bir sakatlıkla boğuştuktan sonra deyim yerindeyse canavar gibi geri dönmüştüm. Mental olarak da fiziksel olarak da eskisinden serttim. Pandemi sürecine kadar da çok iyi gidiyordu her şey. Kendimi çok iyi hissediyorum. Wimbledon sonrasından bahsetmem gerekirse, o zafer üstümde pozitif bir baskı oluşturdu. Sporcu için baskı harika bir yakıttır. Tabii kullanmasını bilirseniz. Ben yapabileceklerimin farkındayım ve hem kendimi hem ailemi hem ülkemi gururlandırmak için daha çok çalışıyorum.

Hırslı ve öfkeli!
KORTTA hırslı ve agresif bir Yankı vardır diyebilirim. Hücum etmeyi çok seviyorum. Solak olduğum için bunun belli başlı avantajları oluyor, onları kullanmaya çalışıyorum. Son dönemde tenis iyiden iyiye dayanıklılık sporuna dönmeye başladı. Maçların süresi arttı. O yüzden ayakta kalan kazanır, ben sonuna kadar mücadele etmeye çalışıyorum.

 

  • Teklerde başarı daha zordur. Grand Slam'de kupa belki çok büyük bir hayal ama yukarıları zorlamak mümkün mü?

Tarihte büyük başarılar elde etmiş insanların istisnasız hepsi o başarının hayalini kurmuştur. Hedeflerimi hep adım adım koyarım ama hayalim en tepededir. Ben daha önce ülkede teniste başarılmamış bir şeyi yaptım ve yapılabilirliğini gösterdim. Başka tenisçi arkadaşlarım da bu şekilde işlere imza attılar. Sadece teniste değil ülke sporunda son dönemde hiç beklemediğimiz branşlarda büyük başarı getiren arkadaşlarımız var. İmkânlar, azim, profesyonellik olduğu sürece her şey mümkün.

  • Hedeflerin neler peki? Hem spordaki hem hayattaki?

Ben örnek bir sporcu olmak, ilkleri başarmak, kırılmamış zincirleri kırmak istiyorum. Başarılarımla yol gösterici olabilirsem ne mutlu. Dünya sıralamasında da yapabileceğimin en iyisini yapmak için çalışacağım. Dediğim gibi; zirve için hayal kurabilirsiniz ama hedefler hep adım adım. Günün birinde ilk 100'e girebilirsem şimdi sırada 50 var diyeceğim, 50 olduğunda ilk 10'a gözümü dikeceğim. Bu böyle gidecek.

NADAL’LA ROLAND GARROS MAÇI FENA OLMAZ!

Bırakın profesyonel bir tenisçiyi, sporsever birine bile “Rafael Nadal mı Roger Federer mi sorusu sorulmadan olmaz?” Yankı, agresif oyun tarzı ve solak oluşu nedeniyle rengini çok net belli etti: “Nadal'ın hem oyun tarzını hem de karakterini kendime daha yakın bulduğum için Nadalcıyım diyebilirim. İkisi de tenisi dünyada bambaşka yerlere getirmiş saygın isimler. Sadece Nadal'ın kortta gerçek bir boğa gibi oradan oraya koşması ve rakibi hırsıyla yıldırması çok hoşuma gidiyor. En büyük hayallerimden biri de onunla tarih yazdığı Paris'te karşılıklı raket sallayabilmek. Nadal ile bir Roland Garros maçı fena olmaz sanki!”

KÜLTÜR OLUŞURSA SPORCU ÇIKAR

Her branşın kendine ait bir kültürü vardır. Bu branş kültürleri ülke kültürleriyle ve ülkelerin özellikle spor kültürleriyle ne kadar uyum sağlarsa o kadar çok sporcu çıkar ve başarı oranı artar. Bu kültür uyumunu belki Avrupa ve Amerika'ya göre biraz geç yakalıyor olabiliriz ama artan teknolojik imkanlar, iletişim kanallarının yaygınlığı gibi etkenler ülkemizde tenisin de önünü açacak. Profesyonelik ve markalaşma da bu alanda çok önemli. Küçük ama sağlam adımlarla ilerliyoruz. Tüm sporseverler umutla baksınlar geleceğe.

İYİ Kİ HAVLU ATMAMIŞIM

Ben 10 yaşımda ailemden ayrıldım tenis oynayabilmek için. 10 yaşımda kendi çamaşırlarımı yıkamaya, kendi yemeğimi yapmaya alıştım, alışmak zorundaydım diyebilirim. Başlarda çok yakındım, ‘Gelin beni buradan alın' dedim. Her defasında da geri döndüm. İyi ki ama iyi ki havlu atmamışım diyorum. Herkesin hayatında zor anlar olacak. Bunu kabullenmeli, geçeceğine inanmalı ve yola devam etmeliyiz.

Yayınlanma Tarihi:12:12,