SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Yusuf Yazıcı | Trabzon’dan yola çıkan Armstrong

Lille formasıyla bu sezon fırtınalar estiren milli futbolcumuz Yusuf Yazıcı'nın kariyeri için yaptığı nokta atışları ve yaşam tarzı geleceğine ışık tutuyor. İşte Trabzon sokaklarından Armstrong yolculuğuna çıkan Yusuf'un hikayesi...

SKOR DETAY HABER
Güncellenme: 13:50, 09/11/2020
Yusuf Yazıcı | Trabzon’dan yola çıkan Armstrong

DERLEYEN: ÜMİT GENÇ |  Erdoğdu’daki evinin penceresinden Trabzon’a doğru bakarken elindeki futbol topuyla kurduğu hayallerin o sokakları aşarak, adını bile bilmediği şehirlerde gerçeğe dönüşeceğini düşünen kaç Yusuf vardır?

Köyünde, yaylasında, mahallesinde, her anında, her sohbetinde yeri olan Trabzonspor’u bile geride bırakıp sadece düşlerinin elini tutan kaç Yusuf?

‘İnsan ne düşünürse o olur’ diyerek yola çıkan Yusuf Yazıcı bugün Avrupa’da manşetlerde…

Çok mu kolay oldu? Asla. Hiç kolay olmadı. Aksine; tam her şey bitiyor derken tuttu Yusuf’u Karadeniz inadı.

L’EQUIPE’E KAPAK YAPAN ŞEY TESADÜF MÜYDÜ?

Belki de bugüne kadar ailesinden, sevdiklerinden, Erdoğdu’da, Faroz’da, Çaykara’da top oynayan çocuklardan aldığı hayır duaları tuttu onu ayakta. Ve şimdi sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın gözleri önünde parlayan bir ‘Kuzey Yıldızı’na dönüştü. Tam da istediği gibi…

Peki kalbi futbol topuyla atan küçük Yusuf’u lise takımından alıp L’equipe’e kapak yapan şey sizce tesadüf müydü? Elbette hayır.

Bundan 5 sene önce Guatemala’da Dünya Şampiyonu olan lise kadrosundan Yusuf haricinde kimin adını biliyoruz?

HİKAYE YARIM KALMADI, YENİ BAŞLIYOR…

Yetenek sana tek bir fırsat getirir ama doğru kullanırsan bir kez yeterli. Yusuf Yazıcı bugünler için çok çalıştı. Hala çalışıyor ve kariyerini profesyonel bir şekilde yönetiyor. Yusuf’u konuşurken sadece yeteneğini değil, çalışkanlığını ve hayata bakış açısını da övmeniz gerekir.

Sürekli okuyan, dünyayı takip eden, ufkunu ve vizyonunu hep Trabzon’un dışına taşıyan biri oldu. İşte bu yüzden karşısına çıkan ilk fırsatı değerlendirmek istedi. Hani Başkan Ahmet Ağaoğlu onun gidişinde ‘hikaye yarım kaldı’ demişti ya. Hayır. Hikaye yarım kalmadı. O, hikayenin yeni başladığını hepimizden iyi hissediyordu.

Trabzon’da bir inşaat kalfasının oğlu olarak dünyaya gelen Yusuf geleneklerine, ailesine, kentine olan düşkünlüğünü hiçbir zaman ikinci plana atmadı. “Doğduğum şehri dünyaya tanıtarak ülkeme en büyük hizmeti yapmış olacağım” diyordu, öyle de yaptı.

Çıkış yapan her futbolcu için bir hikaye arıyor gibi görünüyoruz doğru. Ama bu öykünün başlangıcını ve Yusuf’u sıradan bir futbolcu profilinin dışına çıkaran ve bugün konuştuğumuz performansına ulaştıran bazı şeylerden de bahsetmek istiyorum size…

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Aile hekimlerime muayene oldum. Yoğun bir kara lahana, mısır ekmeği ve kemik suyu tedavisi uygulamayı uygun gördüler Anneannem Babaannem

Yusuf Yazıcı (@yusufyazici)’in paylaştığı bir gönderi ()

SAHA DIŞI DONANIMINA HER ZAMAN ÖNEM VERDİ

Trabzon A Takımı’na yeni yükseldiğinde dünya çapında bir yıldız olmanın sadece yetenekten geçmediğini, psikolojik ve mental anlamda da kişisel gelişim yaratması gerektiğini bilen Yusuf işe profesyonel destek almakla başladı.

Sportif kariyer programı alan Yusuf saha dışı donanımına büyük önem veriyordu ve her fırsatta dünya futbolunun efsane isimlerinin kültürel devinimlerini anlatan kitaplar okuyordu. Bu konuda ona destek veren isimlerden biri de o dönem Ankara Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan Beşiktaş’tan tanıdığımız Umut Nayir’di.

Nayir o dönem Bursaspor’da kiralık olarak oynuyordu ve öğrendiklerini altyapıdaki arkadaşlarına aşılamaya çalışan Yusuf’a fırsat buldukça destek olmaya çalışıyordu. Bir gün Trabzon’da benim de çok yakinen tanıdığım ‘Efsane değil insanım’ kitabının yazarı Serhan Asker ile bir araya gelmişler. Yusuf Yazıcı o sohbete altyapıdan 10 genç futbolcu ve Umut Nayir’i de alıp gitmiş.

‘FUTBOL TOPU KADAR KİTAPLARI DA DÜNYAMIZA ALMALIYIZ’

Televizyonlardan imrenerek izledikleri dünyaca ünlü futbolcuların hayata bakış açılarının ve gelişimlerine katkı sağlayan edebiyatın konuşulduğu sohbetin ardından Yusuf şu sözleri kullanmış;

”Saha içi çok önemli ama biz asıl saha dışında da büyük oynamalıyız. Kültürlü olmak bir futbolcunun ara pasları kadar, hücum presi kadar etkili bence. Futbol topu kadar kitapları da dünyamıza almalıyız”

O zamanlar Yusuf’un popülerliği sadece Trabzon sokaklarıyla sınırlıydı. Ama kendisi her alanda rol model olmak istediği altyapıdaki o çocuklara futbol topunun dışında bir şey göstererek yolu yarılamıştı bile.

İşte bence Yusuf Yazıcı’yı bugünkü seviyeye çıkaran şeyin başlangıcı orada yatıyor.

Lille onu almak için geldiğinde kendi kararlarını kendi verebilecek olgunluktaydı. Trabzon’da kalması için yapılan onca baskıya rağmen yeni bir yol çizmek için ortaya koyduğu kararlılık o yaştaki bir futbolcunun kolay yapabileceği bir şey değildir.

ARMSTRONG’UN DOĞUM GÜNÜ VE YUSUF YAZICI

Düşünsene; 21 yaşındasın ve daha yeni Türkiye Ligi’nin en popüler bir kaç isminden biri olmuşsun. Ve doğduğun şehirde kralsın. Tadını çıkarmadan kim bu kadar çabuk bırakıp gider bu ortamı? Üstelik neredeyse hiç yabancı dil bilmeden, herkese yabancı olduğun bambaşka bir kültüre gidiyorsun.

Simyacı kitabında beni de çok etkileyen şöyle bir bölüm vardır; ”Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar”

Yusuf Trabzon Havalimanı’ndan havalanıp Lille’e uçtuğu gün tarih 5 Ağustos 2019’du. Bu tarih aynı zamanda aya ilk adımını atan Amerikalı astronot Neil Armstrong’un da doğum günüydü.

Belki de Yusuf tüm insanlığın hayalini gerçekleştirerek Ay’a ilk adımını atan Armstrong’un doğum gününde kendi hayali için en büyük adımını atıyordu.

2 AYINI ROMA’DA BİR HASTANEDE GEÇİRDİ

Kolay değildi elbette. Bir bocalama süreci yaşayacaktı Yusuf. İlk sene önündeki Jonathan Bamba ve Ikoné gibi çok formda iki isimden formayı kapması zordu. 25 maçta sadece 1 gol 4 asist üretebildi. Ancak onun için asıl kâbus 21 Aralık 2019’da Monaco’ya 5-1 kaybettikleri maçta çapraz bağlarını koparmasıyla başlayacaktı. Kariyerinin ilk çiçeğini henüz koklamış biri için olabilecek en kötü senaryo. Tam 21 maç kaçırdı.

Elbette bu şanssızlık karşısında fazlasıyla üzüldü ancak olan olmuştu ve hayıflanacak zamanı yoktu. Toparlama sürecini hızlandırmak ve kendisini tamamen geri dönüşüne hazırlamak zorundaydı. Hızlı bir araştırmanın sonucunda Roma’daki ünlü profesör Pier Paolo Mariani’nin sihirli parmaklarına emanet etti kendisini. 1500’ü aşkın futbolcunun tedavi sürecinde görev alan Mariano, Roma efsanesi Totti’yi 112 günde sahalara döndüren doktor olarak tanınıyordu ve işinin en iyisiydi.

2 ayını Roma’da bir hastanede geçiren Yusuf pandemi döneminin başlamasıyla soluğu Antalya Belek’te aldı ve doktor Ali Erdoğan ile tek başına saha antrenmanlarına başladı. En hazır şekilde dönmeyi kafaya koyan ve bunun için adeta seferberlik ilan eden Yazıcı daha sonra Belçika’ya gitti.

KARİYER DANIŞMANI, SPOR PSİKOLOĞU VE YABANCI DİL DERSLERİ…

Avrupa’da bu işin en iyisi olarak kabul edilen Move to Cure antrenman ekibiyle 3 ay boyunca sıkı bir çalışma programına giren Yusuf kendisini Eden Hazard, Mertens gibi dünyaca yıldızların koçlarıyla yeni sezona hazırladı.

Bireysel yeteneklerini geliştirmek ve patlayıcılığını ortaya çıkarmak için uzman antrenörlerin dahil olduğu ekibe son olarak uyku koçu Nick Littlehales da dahil oldu. Aynı zamanda Ronaldo’nun da birlikte çalıştığı Littlehales, Yusuf’un evinin sıcaklık derecesinden, günlük beslenmesine, ışıklandırmadan, havalandırmaya hatta kullanılan yastığa kadar olaya el attı.

Doğru uyku ve dinlenmenin sahadaki performansına etki edeceğine ikna olan Yusuf kariyer danışmanı, spor psikoloğu ve diyetisyenin de yer aldığı 7-8 kişilik profesyonel bir ekiple kendisini bu günlere hazırlamak için hayatını sıkı bir disipline soktu.

Fiziksel ve mental gelişiminin yanı sıra Fransızca ve İngilizce dersleri de alan Yusuf yabancı dilini geliştirerek hem takım arkadaşlarıyla olan iletişimini hem de Fransız kaldığı Fransa’ya karşı adaptasyonunu güçlendirdi.

KİRALIK OLARAK GÖNDERİLMESİ GÜNDEME GELDİ

Yaşadığı ağır sakatlık sonrası yeni sezona gecesini gündüzüne katıp çalışarak giren Yusuf’un hazırlık döneminde kiralık olarak gönderilmesi bile gündeme gelmişti. Ancak kendisi antrenmanlarda öyle hazır bir görüntü ortaya koydu ki teknik direktör Galtier’i bu kararından vazgeçti.

Hatta 30 milyon Euro’ya transfer edilen Jonathan David’i bile gölgede bırakarak 11’de şans bulmaya başladı. Galtier’in sisteminin önemli bir parçası haline gelen Yusuf 10 numara pozisyonunda gibi gözükse de ‘poker forvet’ diye tabir edilen bir role bürünerek sık sık bindirme ve çalımlarla rakibi düşürüp eli gibi kullandığı sol ayağına şut fırsatı yaratmaya çalışıyor.

SAN SİRO’DA TARİHE GEÇEN GECE

Etkili kilit paslarda da oldukça başarılı olan Yusuf’u zaman zaman kanat bindirmeleriyle Bamba ve İkone’ye servis yaparken görüyoruz. Burak Yılmaz’ın takıma katılması sonrası Zeki ile birlikte bir Türk hattı oluşturan Yusuf, Avrupa Ligi’ndeki gürültüyü ‘döndüm’ diyerek çıkardı.

Geçtiğimiz hafta hepimiz ortalığı sallayan Yusuf Yazıcı’yı konuştuk. UEFA Avrupa Ligi’nde Sparta Prag’dan sonra Milan karşısında da hat-trick yapan 23 yaşındaki milli yıldızımız çabasının karşılığında övgüleri fazlasıyla hak etti.

Avrupa kupalarında Rivaldo’dan (Barcelona) sonra San Siro’da Milan’a karşı hat-trick yapan ikinci futbolcu olarak tarihe geçen Yusuf dünya vitrinine kollarını iki yana açıp Y harfi oluşturarak yaptığı gol sevinciyle çıktı. O sevincin bile bir planlama ile yapıldığını söyledi. Kendisine bir imaj yaratmaya çalışıyor ve kariyerinin her adımını profesyonel şekilde planlıyor.

Henüz 23 yaşında ve önünde uzun bir kariyer var. Yusuf’u güzellemek için bu kadarı yeterli değil elbette. Biz göklere çıkarsak bile kendisinin henüz hiçbir şey başarmadığını söyleyecek kadar tevazu sahibi olduğunu da biliyorum.

Kendisinin bir hayali var. Yusuf, umarım dünyaları Trabzonspor olan o şehirdeki çocukların Armstrong’u olabilir…

Yayınlanma Tarihi:12:16,