SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Fenerbahçe, ligin 8. haftasında ders niteliğinde sezonun ilk yenilgisini aldı. Sarı-lacivertli futbolcuların sahaya “Biz çok iyiyiz, nasıl olsa kazanırız” mantığıyla çıktığı o kadar belliydi ki. Günümüz futbolunda Liverpool da olsan Bayern Münih de olsan bu mantıkla sahaya çıkarsan hüsran kaçınılmazdır.

Bu sezon her zamanki gibi ilk yarı yine Fenerbahçe için boş geçti. Tempo yok, baskı yok, yan top dışında pozisyona girme çabası yok. Yine diğer haftalardaki gibi ikinci yarı kıpırdanmaya başladı Fenerbahçe. Ama papaz her zaman pilav yemez. 45-60 arasındaki baskı gol getirmeyince, İstanbul'a 7 eksikle gelen İsmail Kartal'ın öğrencileri müthiş bir gol atarak Fenerbahçe'nin gardını indirdi.

Öncelikle şunu söylemek gerekir, bir yenilgiyle ortalığı yangın yerine çevirmeye gerek yok ama buradan ciddi dersler alınması lazım. Peki Fenerbahçe ne yapamadı, ne dersler almalı? Bir kere Erol hoca ezber değişikliklerden vazgeçmeli. Elinde Türkiye'nin belki de gelmiş geçmiş en alternatifli kadrosu var. Her hafta benzer müdahalelerle aynı yemeği sunmamalı önümüze. Hazırlık maçlarında sıklıkla denediği 3-5-2'yi bile resmi maçlarda daha göremedik.

Konyaspor Teknik Direktörü İsmail Kartal'ın dün basın toplantısında yaptığı analiz aynen şu: Fenerbahçe'nin 3. bölgede baskı yapmadığını ve akan oyunda değil, yan toplarla etkili olduğunu biliyorduk…

Rakip teknik adamların bunu görmemesi, çözmemesi imkansızdı. Fenerbahçe, rakip yarı sahada pres yapmıyor, baskı kurmuyor ve en büyük gol silahı da yan toplar. Evet, yan toplar futbolun en önemli silahı. Ancak, bunun üzerine oyun felsefesi kuramazsınız, hele hele hedefi kupalar olan büyük bir kulüpseniz. Duran toplar sizi kısa süren turnuvalarda, tıpkı Yunanistan'ı 2004'te Avrupa şampiyonu yaptığı gibi başarı getirir ama uzun maratonda asla.

Caner Erkin her maç 20'nin üzerinde orta yaparsa bu oyuncuyu da yıpratmış olursunuz. Performansını düşürürsünüz. Valencia'da bu kadar ısrarı da anlamak imkansız. Pelkas sahanın en yaratıcı oyuncusuyken kenara alınması da yanlış. Samatta ilk maçta parladı ancak daha sonra istenen performanstan uzaklaştı. Cisse ve Ademi gibi Samatta'yı rekabete sürükleyecek isimlerin daha fazla forma şansı bulması lazım.

Fenerbahçe'nin B planı değil, C, D, E planları olması lazım. Fenerbahçe kalan 32 maçta oyun felsefesini geliştirmez, yeni oyun planları üretmezse maalesef daha çok sürpriz yenilgiler yaşar. Zorlu deplasmanlardan alınan puanlar, içeride Hatay ve Konya'ya gol atamadan 5 puan kaybedilmesiyle değerini yitirdi. Fenerbahçe, ilk 7 haftayı unutup ayağını yere sağlam basıp, milli aradan sonra çok güçlü dönmenin plan ve programını yapmalı.

Takım kadrosunda en dikkati çekmek istediğim kişi ise Mert Hakan Yandaş. Bu adam geçen yıl tek başına maçlar kazandırdı Sivas'a. Yaz aylarının en çok konuşulan, transferinde en çok çaba harcanan, iki kulübü birbirine düşüren bir futbolcu. Ne oldu Mert Hakan'a. Lig başlayalı 2 ayı geçti, tek bir faydası yok şu ana kadar. Oyuna girdiği maçlarda da fizik olarak oldukça eksik gözüküyor. Fenerbahçe teknik heyetinin buna da çözüm bulması gerekir. Tabii en başta da Mert Hakan'ın kendisinine ‘Ben neredeyim, ne yapmalıyım' diye sorması lazım.

Son olarak maçın hakemlerine de değinmek gerekir. Pelkas bu golü Premier Lig'de, Bundesliga'da, Serie A'da, La Liga'da atsa asla VAR, hakemi çağırmazdı. Neden mi, çünkü gri pozisyonlar, hakemlerin kararsız kaldığı pozisyonlarda VAR devreye girmez. Maçtan sonra kamuoyu pozisyonu saatlerce tartışıyor, kimisi el kimisi değil diyor. Muhtemelen VAR odasındakiler de kararsız kaldı. Karar vermesi zor olan pozisyonlarda hakemi çağırırsanız golün iptalini hazırlarsınız ve dün de aynen böyle oldu. Bana göre Fenerbahçe'nin net bir şekilde golü harcandı. O gol olsa sonuç ne olurdu bu başka bir tartışma konusu ama bir gerçek VAR ki gri pozisyonlara müdahale edilmez…