SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

YALÇIN GRANİT

3 Kasım 2020

Duayendi… Bölünmüş, kimsenin birbirini sevmediği basketbol camiasında, herkesin ama herkesin saygı gösterdiği belki de tek isimdi. 

Efsaneydi… Türk basketbolunun ilk profesyoneli olduğunda 17 yaşındaydı. Avrupa’ya ilk giden de oldu. Galatasaray onunla ‘Yenilmez Armada’ydı. “Bu kadar” dediğinde 25 yaşındaydı. 8 yıl, iz bırakmaya yetti…

Ağabeydi… Basketbola emek veren eski-yeni oyunculara, antrenörlere, bir şeyler öğrenmek isteyen gazetecilere sırtını hiç çevirmedi. 

Babaydı… Kendisine yaklaşanlara, soru soranlara, sürekli gülen yüzüyle öğütler verirdi.

Hocaydı… Darüşşafaka, İTÜ ve Eczacıbaşı, onunla doğup büyüdü. Galatasaray, onunla bir kez daha ‘Yenilmez Armada’ oldu. 25’inde başladığı antrenörlük kariyerinde ve açtığı okullarda yüzlerce oyuncu yetiştirdi.

Bilim adamıydı… Jeoloji okudu. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Tatbiki Jeoloji Enstitüsü’nün ilk asistanıydı. Bilimsel makale yazdı. 

Yöneticiydi… 90’lı yıllarda yükselişe geçen Türk basketbolunda onun imzası vardı. Federasyonda görev yaparken, sonradan tarihe geçecek başarıların temelini attı. 2000’lerin başında kapanmak üzere olan Galatasaray Basketbol Şubesi’ni yeniden ayağa kaldıran da oydu. 

Girişimciydi… Ticarete atıldı. İplik boyama fabrikası kurdu. Bulduğu sponsorluklar sayesinde Türkiye’de basketbol mahalle aralarına, onun açtığı/açtırdığı sahalar ve diktirdiği potalarla girdi. 

Bilgeydi… Seminerlerde konuştu. Türkiye’nin ilk basketbol dergisini kurdu. Köşe yazılarıyla genç kuşaklara basketbolu öğretti. 

Ve gitti…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek