SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Jeremy Wisten’ın ölümü ve ’10 binde 1′ gerçeği!

Eski Manchester City oyuncusu Jeremy Wisten'ın ölümü 10 bin altyapı oyuncusundan 1'inin Premier Lig seviyesine çıkabildiği İngiltere'deki ve aslında tüm dünyadaki probleme yeniden bakmayı zorunlu kıldı. Spor Psikoloğu Arda Coşkun ve Beşiktaş'ın 27 yaşında futbolu bırakan eski oyuncusu Samet Bülbül de konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

SKOR ÖZEL | Metin AKTAŞOĞLU
Güncellenme: 14:38, 29/10/2020
Jeremy Wisten’ın ölümü ve ’10 binde 1′ gerçeği!

Manchester City Akademisi’nde forma giyen 18 yaşındaki Jeremy Wisten, takımın kendisiyle yollarını ayırması üzerine depresyona girmişti. Bu ayrılığın üzerinden bir yıldan az bir süre geçti, Wisten depresyonu atlatamadı ve 26 Ekim’de yaşamına son verdi. Hem İngiliz basınında hem de uluslararası medyada genç futbolcunun ölümü üzerine bir neden-sonuç ilişkisi kurulmaya çalışılırken bu ayrılık masaya yatırılıyordu ancak hiçbir olayın tek bir sebebi olamayacağı gibi elbette hiçbir intiharın da tek bir nedeni olamaz. Karşımızdaki sorun bir sistem sorunu.

Wisten’ın hikayesini ele alırken aynı zamanda Spor Psikoloğu Arda Coşkun ve bir dönem gelecek vadeden bir genç oyuncu olarak Beşiktaş kadrosunda yer alan ancak yaşadığı talihsiz sakatlıklarla önce Beşiktaş’tan daha sonra da 27 yaşında futboldan kopmak zorunda kalan Samet Bülbül ile konuştuk.

Altyapının büyük resmi…

Beklentiler, hayaller, hayal kırıklıkları, reddedilişler, sakatlıklar, göz ardı edilmeler, düşüşler ve vedalar aslında futbolun altyapısının büyük resmini oluşturuyor. Tüm dünyada, büyük oyuncu havuzuna sahip büyük kulüplerin altyapılarından kaç oyuncuya şans verdiğini bir düşünün. Kaç oyuncunun en üst düzeye, kaçının baş altı takımlara gittiğini, kaçının profesyonel seviyede futbol oynayabildiğini bir düşünün.

Aynı zamanda sadece başarılı olanların hikayesinin yazıldığı ve tamamen istisnaların hikayelerinden oluşan devasa bir endüstri düşünün. Sadece sporda değil, müzikte de, sinema-dizi sektöründe de acı tablo bu şekilde. Tek bir Billie Eilish, tek bir Jennifer Lawrence, tek bir Erling Haaland örneğinin altında aslında pek çok isimsiz hayal kırıklığı yatıyor. Tekil başarı hikayelerinin pırıltısından körleştiğimiz sayısız üzüntü var.

10 binde 1

Veriler aslında ortada. İngiltere’de altyapılarda 1.5 milyon erkek çocuk forma giyiyor ve bunların yalnızca yüzde 0.01’i -yani 10 bin çocuktan yalnızca 1’i- Premier Lig’de oynayabiliyor. Akademi yapısına 9 yaşında giren bir çocuk için bile bu oran yüzde 1’den daha az. Geriye kalan yüzde 99’un büyük çoğunluğu 13-16 yaşları arasında futbolu bırakmak zorunda kalıyor. Geri kalanların ise çok çok büyük çoğunluğu profesyonel olsalar da Premier Lig seviyesinde futbol oynayamıyor.

The Athletic’ten Oliver Kay de Jeremy Wisten’ın hikayesini anlatırken bu tabloyu göz önüne serdi. Manchester City’nin akademi antrenörlerinden Mark Rees’in, bu yılın başlarında Wisten’la bir spor salonunda karşılaştığı ana dikkat çekti. Wisten futbolu bırakmıştı -daha doğrusu futboldan vazgeçmişti- ve şöyle diyordu: “Kulüp bulamadım, haliyle bir işe girmem lazım. Artık oynamıyorum.”

Rees şok olmuştu. Öğrencisi olan Wisten futbol hastasıydı; yeni Vincent Kompany olma rüyasının peşinde koşuyordu. Şimdi ise City’yle ayrılığının üzerinden bir sene bile geçmemişken bırakın profesyonel futbolculuğu, topa ayağını bile sürmüyordu. Genç yetişkinleri yeniden futbola kazandıran bir sosyal sorumluluk projesi olan Strong Hearts Foundation (Güçlü Kalpler Vakfı) çatısı altında oynamayı Wisten’a öneren Rees; genç oyuncunun birkaç kez çalışmalara katıldığını aktaracaktı.

Bu noktada görüşüne başvurduğumuz Arda Coşkun, futboldan kopmanın travmatik etkisini “Düşünün; yıllarınızı futbola veriyorsunuz. Arkadaşlarınız sinemaya veya eğlenmeye giderken siz yaz-kış demeden antrenman yapmaya gidiyorsunuz. Bu hem sporcu hem de ailesi için büyük bir fedakarlık… Ve sonunda profesyonel bir kariyere sahip olamayınca tabii ki büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Bence bizdeki en büyük sorun sporu özellikle belli bir yaşa kadar oyun olarak göremiyor olmamız” sözleriyle ifade etti.

Futbolu maddi bir kurtuluş kapısı olarak görmenin de başarısızlık halinde büyük travma yaratacağına değinen Coşkun, “Çocuklar spora yapmaya oyun oynamak için değil de adeta iş yapmak için başlıyorlar. Çok küçük yaşlarda inanılmaz beklentiler omuzlarına konmaya başlıyor ve ‘tek çare futbolcu olmak’ gibi bir misyonun altında eziliyorlar. Bu durumun sağlıklı hali ise 16-17 yaşına kadar çocukların sporu oyun olarak görmelerine ve kendilerini geliştirmelerine olanak sağlamak. Ancak bu yaşlardan sonra spor bir kariyer olabilir ve farklı beklentiler kurulabilir. Benim deneyimlerimde ise çoğunlukla gördüğüm, ailelerin veya antrenörlerin 10-11 yaşında dahi büyük ve gerçek dışı beklentilere sahip olabildikleri” dedi.

Wisten’dan gelen acı haberin ardından City’nin elit gelişim kadrosundan Rowan McDonald, “Herkesin yüzüne tebessüm konduran ne harika bir insandı. Nelerden geçtiğini hayal bile edemiyorum ancak seninle her zaman gurur duyuyor olacağım” yazdı.

Sergio Agüero, Aymeric Laporte, Raheem Sterling, Yaya Toure ve idolü Vincent Kompany de dahil olmak üzere sayısız mesaj paylaşıldı. Şu an Blackburn Rovers’ta oynayan eski takım arkadaşı Tyrhys Dolan ise “Ne zaman ihtiyacım olsa yardım etmek için yanımdaydın. Sana yardım edemediğim için çok üzgünüm kardeşim” paylaşımında bulundu.

‘Anlamakta güçlük çekiyoruz…’

Wisten’ın annesi Grace ve babası Manila, Manchester Evening News’a açıklamalarda bulunurken şunları aktardı:

“Futbolu seviyordu ve futbolda bir kariyer hedefliyordu. Manchester City’de, okulunda ve arkadaşları arasında çok popülerdi. Hiç beklemediğimiz farklı farklı insanlardan mesaj yağmuruna tutulduk. Bundan dolayı şükran borçluyuz ve bu acıyla başa çıkmamız için çok yardımcı oldu bu mesajlar. Ancak hala bu noktaya nasıl geldiğini anlamakta güçlük çekiyoruz.”

Arda Coşkun aynı zamanda en büyük sorumluluğun aileler ile birlikte kulüplerde olduğunun da altını çiziyor. “Öncelikle aileler, çocukları hakkında olabildiğince gerçek ve ayağı yere basan beklentilere sahip olmak zorundalar” diyen Coşkun “Mutlaka sporla eğitim hayatını beraber devam ettirmeleri konusunda çocuklarını desteklemeliler. Çocuklarına kendilerini kurtaracak bir gelecek planı olarak bakmamalılar. Kulüplerin de mutlaka antrenörlerini pedagojik eğitimden geçirmeleri ve spor psikologlarıyla çalışmalarını öneririm. Hem sporcularının hayat-eğitim-spor üçlüsündeki dengeyi kurabilmeleri hem de antrenörlerin çalıştıkları yaş grupları özelinde çocuklarla iletişim kurmayı ve onların beklentilerini ve hedeflerini gerçekçi hale getirebilmelerinde, spor psikologlarından destek alabilirler” şeklinde konuştu.

Wisten’in hikayesi…

2002’de Doğu Afrika ülkesi Malawi’nin başkenti Lilongve’de dünyaya gelen Wisten, yaklaşık bir yıl sonra ailesinin İngiltere’nin kuzeyine, Manchester’a taşınmasıyla Ada’ya adımını attı. U13 seviyesinde Manchester City Akademisi’ne davet edildi ve City’nin altyapısında forma giyen özel oyuncuların eğitim aldığı St Bede's College’a yerleştirildi. Burada yoğun antrenmanların yanı sıra iyi de bir eğitim almaktaydı.

U16 da dahil olmak üzere İngiltere’nin alt yaş milli takımlarında da forma giyen Wisten, tam eğitim bursu ve daha da önemlisi, profesyonel bir kontrat için mücadele veriyordu. Antrenman alanları yıldızlara, City’nin A takımına çok yakındı ancak içten içe o yolun hem çok uzak hem de zorlu olduğunu herkes biliyordu.

Wisten için de bu nokta 2018’nin sonlarına doğru, 16 yaşını doldurduktan biraz sonra yaşandı. Sezon sonuna kadar kadroda kalabilirdi ancak burs kazananlar arasına seçilmemişti. Oyunculara zaman tanımak için karar devre arası transfer döneminden önce bu bilgi oyunculara aktarılıyordu. Wisten için de böyle oldu; hatta farklı kulüplerle denemeler ayarlandı ancak o dönem onu zorlayan diz sakatlığı da potansiyelini göstermesine engel oluyordu.

View this post on Instagram

 

Özlüyorum futbol'u.. #ismailköybaşı #rodrigotabata #beşiktaş #tbt

A post shared by Samet Bülbül (@blbsamet) on

SKOR’un sorularını yanıtlayan Samet Bülbül de aslında benzer bir zorlu yoldan geçti. Beşiktaş’ta 2010-2011 sezonu başında umut vadeden A2 oyuncuları arasında Samet Bülbül de vardı. Atınç Nukan, Furkan Şeker, Hasan Türk, Oğuz Ceylan, Cumali Bişi, Mehmet Erkut Şentürk, Muhammet Demirci ve Ali Küçik gibi isimlerin arasında Samet de yeteneği ve potansiyeli ile heyecan yaratıyordu. Beşiktaş’ın o jenerasyonundan Atınç ile birlikte en kayda değer kariyere sahip olan isim Necip Uysal oldu.

Yeteneği ile ön plana çıkan ve 10 numara ile ikinci forvet mevkisinde görev yapabilen Samet Bülbül, yaşadığı talihsiz sakatlıklar nedeniyle önce Beşiktaş’a daha sonra da 27 yaşında sahalara veda etmek zorunda kaldı. 27 yaşına 8 ameliyat sığdırdı ancak profesyonel futbola tutunmak için sonuna dek mücadele etti. Bucaspor (aşağıdaki fotoğrafta solda), Şanlıurfaspor ve Nazilli Belediyespor gibi ekiplerde forma giydi. Şimdi ise aktif futbol kariyerinin ardından Beşiktaş’ta U12 takımında antrenörlük yapıyor.

“Herhangi bir futbolcu, hangi ligde oynuyor olursa olsun, kariyeri iyi olsun ya da olmasın zaman zaman umutsuzluğa kapılır” diyen Samet Bülbül, “Zorlu sakatlıklarda veya kariyerinin zorlu noktasında oyuncu, geri dönüş olasılığını gördüğünde ve o performansı sergileyebileceğini düşündüğünde, kulübünün bakış açısına da göre bu ihtimali sonuna kadar yoklamalı” dedi.

Profesyonel olmadan önce de bir bilek sakatlığı yaşadığını anlatan ve bu dönemde de Beşiktaş’ın kendisine sahip çıktığını ifade eden Samet, “Futbol hayatımda sekiz ameliyat oldum ve bunların sonucunda 27 yaşında futbolu bırakmak zorunda kaldım. Bu süreçte ayakta kalma noktasında elbette ailem ve takım arkadaşlarımın da yardımları, destekleri oldu. Eskisinden daha güçlü dönmek için kesinlikle kendinizin dışında diğer faktörlerin de önemi çok büyük” ifadelerini kullandı.

Mücadelenin sırrını sorduğumuzda “Tabii ki önce mücadele zihinde bitiyor” diyen Samet, “Siz tam olarak istemediğiniz sürece, kafada başarma kelimesini benimsemediğiniz sürece, böyle dönemler çok daha zor olur. Ayakta kalmak için böyle durumların her futbolcunun başına gelebileceğini aklınıza getirerek, geleceği düşünmek zorundasınız” şeklinde konuştu.

Sonun başlangıcı…

Wisten’ın hikayesinde ise başarısız geçen deneme süreçlerinin ardından genç oyuncu sezon sonunda boşa çıktı ve Wisten’ın futbolla ilgili parıltılı hayalleri de bir çırpıda erimiş oldu. Elbette “Daha çok gençti”, mutlaka “Kendisine alt liglerde takım bulabilirdi” ve hatta “Kim bilir, belki de yıllar sonra Jamie Vardy’ninki gibi bir masal da o yazacaktı” diyebiliriz. Ancak depresyondan kurtulmak bu şekilde lafta bahsettiğimiz kadar kolay olmuyor.

Chelsea forması giyen genç oyuncu Reece James, bu zor sürece dikkat çekti ve “Kalbim paramparça oldu. Zorluk çekiyorsanız, depresif ve moralsiz hissediyorsanız, lütfen içinize atmayın. BİRİYLE KONUŞUN. Yardım etmek isteyen pek çok insan var. Biz bir topluluk olarak bir araya gelmeliyiz ve aramızdaki hassas insanları tespit edip, ihtiyaç duydukları tüm yardımı sunmalıyız. Biz bir aileyiz. Huzur içinde uyu genç kral” ifadelerini kullandı.

Konuşmak, anlatmak bir profesyonel destek almak bu sorunun çözümü yolunda başvurulması gereken en doğru yol. Aynı zamanda içinden geçtiğimiz süreç de anksiyete ve depresyon belirtilerinin artış gösterdiği bir dönem. Nisan 2020’de dünya genelinde toplam 1602 oyuncunun katıldığı bir anketin sonuçlarını açıklayan FIFPro, çarpıcı durumu gözler önüne sermişti.

Toplam 1134 erkek futbolcu ve 468 kadın futbolcu ankete katılırken kadın futbolcularda %22, erkeklerde %13 oranında depresyon; kadınlarda %18, erkeklerde ise %16 oranında anksiyete belirtileri görüldüğü aktarıldı.

İLGİLİ HABER FIFPro`dan çarpıcı sayılar: `Depresyon ve anksiyete belirtileri başladı...` FIFPro`dan çarpıcı sayılar: `Depresyon ve anksiyete belirtileri başladı...`

The Athletic’e konuşan Dr. Karen Henderson ise futbol endüstrinin acımasız yüzünü eleştirdi ve “Bu yaşlarda bu kadar üstünü çizdikten sonra genç bir adamın umutlarını yeşertmek çok zor. Bu çok acımasızca. Futbolda yeterli desteğin bulunmadığını düşünüyorum” diye konuştu.

Kariyerinde Hibernian, Derby County ve Portsmouth formaları giymiş olan Kevin Harper ise 28 Haziran’da paylaştığı görsel ile futbolculuk kariyerinde görülmeyenleri bir buzdağı görseli ile paylaşmıştı.

Buzdağının görünen yüzünde mal varlığı, kabul görmek, ün, para, takipçiler, güç ve sponsorluklar yer alırken suyun altında ise şunlar yer aldı:

Sıkı beslenme düzeni, baskı, mental ve fiziksel travma, yeni kültürler, sıkı günlük düzen, koçlarla ilişkiler, nefret edenler, kendinden şüphe duyma hissi, disiplin, yalnızlık, sayısız fedakarlık, reddedilmek ve sakatlık…

Zaman zaman futbolcuların da birer insan olduklarını; gençlikleri ve hayalleriyle yola çıktıklarını ve bu acımasız sektör içinde var olmak için çabaladıklarını onları eleştirirken kendimize hatırlatmamız lazım. Ve aynı zamanda depresyonun hafife alınmayacak bir durum olduğunu ve profesyonel destek gerektirdiğini de… Depresyondaki bir bireye destek olmak için yargılarınızı bir kenara bırakmanız gerektiğini unutmayın ve onun yanında olun. Ailenin ve arkadaş çevresinin depresyonu tembellik, zayıflık, iradesizlik gibi görmemesi; “Takma kafana”, “Bir şeyin yok” gibi ifadeleri kullanmaması da oldukça önemli.

‘B planı eğitim’

Son olarak Arda Coşkun, mutlaka futbola bir alternatif düşünülmesi ve eğitimin aksatılmaması gerektiğini ifade etti: “Tüm genç sporcuların mutlaka kendilerine bir B planı yaratmaları gerektiğine inanıyorum. Bu B planı da eğitim. Özellikle futbol gibi rekabetin çok üst düzeyde olduğu ve yüzlerce hatta binlerce futbolcu adayından sadece bir veya ikisinin profesyonel olabildiği bir ortamda sporcu adaylarının ne kadar yetenekli veya başarılı olurlarsa olsunlar kendi eğitimlerinden kesinlikle fedakarlık yapmamalarını ve gidebildikleri kadar hem spor hem de eğitim hayatlarını yürütmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu sayede herhangi bir olumsuz sonuçta veya yaşanabilecek bir ciddi bir sakatlıkta bu denli büyük bir hayal kırıklığına uğramazlar.”

Yayınlanma Tarihi:13:24,