SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

‘Siyahiler soğukta futbol oynayamaz dediler, İngiltere’de 600 maça çıktım’

Irkçılığı tescilli Eski Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill ile adaş olan, soyadı ise ten renginin tam zıttı 'White' (Beyaz) olan Leicester City'nin ilk siyahi futbolcusu İngiliz Winston White, tüm bu karmaşa içinde başlayan hayat hikayesini ırkçılıkla mücadele bayrağını taşıyan bir önder olarak taçlandırdı. Dünyadaki ve futboldaki ırkçılıkla savaşın inceliklerini paylaşan White, siyahi düşmanlığının zirvedeki yıllarında yaşadıklarını anlattı.

SKOR DIŞ HABER
Güncellenme: 13:02, 26/10/2020
‘Siyahiler soğukta futbol oynayamaz dediler, İngiltere’de 600 maça çıktım’

Derleyen: Alican ÖZCAN | Leicester City’nin ilk siyahi oyuncusu olmak Winston White için daima büyük bir gurur kaynağı oldu. Ancak 1977’de gençken ilk kez sahneye çıktığında hayatındaki dönüm noktası niteliğindeki başarısının farkında değildi.

30 yıla yayılan kariyerinde 600’ün üzerinde maça çıkması, 1970’lerde ve 1980’lerde siyahi futbolcuların ilerlemesini engellemek için ırkçı klişeleri çöpe attığı için daha büyük bir anlam ifade ediyordu.

Florida’daki evinde The Athletic’e konuşan White, “Siyahi futbolcuların soğuk ve ağır havada oynayamayacağını söyleyen 70’lerdeki hocaların -kim olduklarını biliyorlar- yüzüne bir yumruk atıldı. Onlara göre iyi oyuncular değildik ve İngiltere’nin kaptanı asla siyahi biri olmayacaktı” sözleriyle kendi döneminde yaşananlara ışık tutuyor.


“600 maça çıkmak saatte kilometrelerce yol yapmak gibi ve fırtınanın tam ortasındayken bunun farkında olamıyorsunuz. Ancak bunu başaran ayrıcalıklı bir oyuncu grubunun içinde olduğum için gerçekten gururluyum. O zamanlardan beri Leicester kökenli Emile Heskey, Julian Joachim ve Matt Piper gibi müthiş oyunculara rol model olduğumu düşünüyorum.”


İLGİLİ HABER İngilizlerin Muhammed Ali`si: Len Johnson! Nâzım Hikmet`e uzanan hikaye... İngilizlerin Muhammed Ali`si: Len Johnson! Nâzım Hikmet`e uzanan hikaye...

Soyadı White (Beyaz) olan Leicester’ın ilk siyahi futbolcusu Winston, futbola kendisinden yaşça büyük abisi Sam’in girişimleri sayesinde başladı. Yarı profesyonel Kettering Town ve Burton Albion’un yanı sıra bazı yerel takımlarda futbol oynadı.

“Antrenman yapmak için beni Leicester Beavors adındaki takımlarının idmanlarına götürürdü. Biraz elitist olduklarını düşündüğüm için onlarla oynamak istemedim. Bu yüzden Evington’da yaşadığım yere daha yakın bir takım olduğu için arkadaşlarımın olduğu takıma katıldım.”

Peterborogh United menajeri Noel Cantwell kapısını çalıp, 14 yaşındaki kanat oyuncusuna bölgede gördüğü en iyi potansiyelli oyuncu olduğunu söyleyene kadar futbolcu olma konusunda çok da fazla bir arzusu yoktu. Peterborogh’u reddeden White, Aston Villa ve Wolverhampton’ın kendisiyle ilgilenmesine rağmen iki yıl sonra Leicester City’ye imza attı ve 17 yaşındayken Millwall ile oynanan hazırlık maçında menajer Jimmy Bloomfield tarafından futbol sahnesine çıkartıldı.

İlk maçında rakiplerin korkulu rüyası olan Millwall gibi zorlu bir takıma ve onun ateşli taraftarları karşısında çıkan Winston White, o gün ve sonrasında yaşadıklarını dün gibi hatırlıyor.

Kulak verelim…

Winston White
“Eski Den Stadı’ydı (Millwall’un maçlarını oynadığı stadyum) ve oradaki atmosferin nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Jimmy beni yedek kulübesine koydu ve umutsuzdum. Son 15 dakikada oyuna aldı ve çok konsantreydim. O 15 dakika bir anda bitti ve maçtan sonra otobüsü değiştirmek zorunda kaldık. Eski günlerde olduğu gibi, Millwall taraftarları otobüse bir şeyler fırlatıp bombardımana tutmuştu. Korkunç bir atmosferdi ama The Den’e gelen herkes bu durumu kabullenirdi. Leicester’a geri döndüğümüzde Jimmy beni Pazartesi sabahı ofisinde görmek istediğini söyledi. Hala çaylak olduğum için endişelendim.”

“NE TACİZİ, HİÇBİR ŞEY DUYMADIM!”

“Pazartesi sabahı ofisine gittim. Sırtı bana dönüktü ve saçlarını tarayarak sadece şunu söyledi: ‘Winston sana bir soru sormak istiyorum. Sahada karşılaştığın o korkunç taciz karşısında ne hissetin?.’ Ona sadece ‘Ne tacizi? Hiçbir şey duymadım’ yanıtını verdiğimde ‘Tamam, odamdan çık. Futbolcu olacaksın’ dedi. Sadece oyunuma odaklandığımı ne kadar kararlı olduğumu fark etti. Harika bir yönetim tarzıydı çünkü kötü bir futbol oynasaydım bunu bahane olarak kullanabilirdim.”


“Jimmy bana inanılmaz bir öz güven verdi. O zamanlar siyah oyuncuların etrafında bir damga vardı. Biliyorsunuz, hava soğukken oynamak istemediğimiz iddia edilirdi ve o zamanlar sadece bir avuç siyahi futbolcu vardı. Ama bana çok güven verdi. Leicester onu kovmasaydı, daha iyi bir kariyerim olacaktı.”


Mart 1977’de 18 yaşındayken Stoke City karşılaşmasıyla ilk kez resmi bir müsabakada forma giyen White, yerel bir gazetenin röportaj isteği sonrasında Leicester’da forma giyen ilk siyahi oyuncu olduğunu fark etti.

“Sadece takıma yardım etmeye odaklanmıştım çünkü kulübün efsanesi Keith Weller’in sakatlanmasıyla onun boşluğunu dolduruyordum. Neyse ki iyi bir futbol oynayıp, Frank Worthingon’un galibiyet golünün asistini yapmıştım. Bu durumun farkında bile değildim. Bir an bile düşünmedim. Ne olmuş yani? Benim hemen arkamdan başka bir siyahi oyuncu da gelecek. Ama aslında çok önemliydi. Viv Anderson İngiltere için oynayan ilk siyahi oyuncuydu ve çok iyi bir arkadaşımdı. Benzer duygular yaşadık. O da benim gibi sadece oyunu oynayıp takım arkadaşlarını hayal kırıklığına uğratmak istemeyen biriydi.”

“ZEKİCE MEYDAN OKUDUM”

Tüm iyi niyetli bakış açısına rağmen White da bir insandı ve kendisine yönelik ırkçı saldırılardan etkileniyordu. “70’ler ve 80’ler gerçekten çok kötüydü” diyen efsane isim bu durumla nasıl başa çıktığını şu sözlerle anlatıyor:

“Beni asla etkilemediğini söylemem için insan olmamam lazım. Neville Hamilton, Derek Dawkins gibi genç siyahi oyuncuları daima korudum. Bunun altından kalkabilecek zihinsel kapasiteye sahip olduğumu biliyordum ama onları korumak için oradaydım. Futbol bir toplumun yansıması. Onlara karşılık vermek yerine zekice bir şekilde meydan okudum.”

Leicester için sadece 12 maçta forma giydi ve üç farklı teknik adamla çalıştı. Mart 1979’da Hereford United’a 15 bin pound’a satılmadan önce Bloomfield’dan sonra Frank McLintock ve Jock Wallace ile birlikte çalışma fırsatı buldu.

İLGİLİ HABER Bu ismi hatırlayın: Moise Kean! Hırsızlıkla başlayan futbol kariyeri... Bu ismi hatırlayın: Moise Kean! Hırsızlıkla başlayan futbol kariyeri...

SİYAHLARA KARŞI BEYAZLAR

Transferinden iki ay sonra Cyrille Regis ve Laurie Cunningham gibi isimlerin yer aldığı tamamı siyahi futbolcu dolu bir takımla, Len Cantello önderliğindeki tamamı beyaz futbolculardan oluşan  West Bromwich’e karşı forma giydi.

Aradan geçen zamanda tribünlerin siyahi oyunculara yönelik tacizini iyiden iyiye fark eden White, 1970’lerin sonlarında asla tek başına bir maç izlemeye gitmeyeceği fikrine sahipti. Ancak The Hawthorns’taki maçta tribünlerin yaklaşımı bu fikrini tamamen değiştirdi.

“O maç önemini anlamadığımız anlardan biriydi. Cyrille ölümünden bir yıl önceki röportajında aynısını söyledi. Politik olarak yanlıştı ama çok eğlenceliydi. Maçtan önce soyunma odasında toplantıp ‘Bu maçı kazanacağız’ dediğimizi hatırlıyorum. Ekstra bir motivasyonumuz vardı. Çünkü beyaza karşı siyahtık ve kazandık (3-2). 1-0 geriye düştüğümüzde Cyrille ve Laurie’nin yüzündeki ciddiyeti görebiliyordum. Böyle bir maç fikri, Cyrille ile West Brom menajeri Ron Atkinson arasında yaşanan siyah bir takımın mı, yoksa beyaz bir takımın mı kazanacağı şakalaşmasından çıkmıştı. Bu tarz konuşmaları şimdi yapamazsın. Centilmence bir maçtı ve zevk aldık. Ama taraftarların daha büyük zevk aldığını kesinlikle söyleyebilirim. İyi bir kalabalık vardı ve o güne kadar tribünlerde görmediğim daha siyah yüz görüyordum. Normalde bir maça gitmeyeceklerine garanti verebilirim.”

 Cyrille Regis’in takımı: arka sıra, soldan sağa: Ian Benjamin, Vernon Hodgson, Brendon Batson, Derek Richardson, Stewart Phillips, George Berry, Bob Hazell, Garth Crooks. Ön sıra: Winston White, Cyrille Regis, Laurie Cunningham, Remi Moses, Valmore Thomas. | Foto: BBC

“BURNLEY’DE KENDİMİ BULDUM”

1983 yılında gittiği Hong Kong’da geçirdiği dört yılın ardından Chesterfield, Port Vale ve Stockport County’de forma giydi. Ardından Bury’de dört yıl oynadıktan sonra, 1988’de taraftarların sevgilisi haline geldiği Burnley’e 17 bin 500 pound karşıığında transfer oldu.

“Kuzey batıyı sevdim. Orada saçma sapan şeyler yoktu ve hoşuma gitti. Burnley halkı takımla yaşar ve nefes alır. Kulüp için imza attığımda törene gelenleri görünce şaşırdım. İlk maçımda çok iyi karşılandım. Gerçek Winston White’ı Burnley’de buldum. 28 ve 29 yaşında kariyerimin zirvesindeydim ve oyunumu tam olarak oturtmuştum. Burnley’deki zamanlarımla ilgili birçok güzel anım var. Şu anda bu kadar iyi olmaları şaşırtıcı değil.”

Mart 1991’de West Bromwich albion’a 35 bin Pound karşılığında imza atan White, 1993’de futbol kariyerini noktaladı ve fitness endüstrisine girip futbol yetenek ajansı kurduktan sonra 2013’te Florida’ya taşındı.

İLGİLİ HABER Çocuklara ismini veren futbolun kırılgan kralı: Jari Litmanen... Çocuklara ismini veren futbolun kırılgan kralı: Jari Litmanen...

“BEBEK GİBİ AĞLADIM”

3 yıl sonra Leicester City’nin Premier Lig şampiyonluğunu izlerken, takımın o dönemki siyahi kaptanı Wes Morgan’ın ellerinde yükselen kupa, siyah futbolcuların İngiliz futboluna liderlik edemeyeceği görüşünün üzerini kazıyor gibiydi.

O sahneyi izlerken hissetiklerini “Bebek gibi ağladım” sözleriyle açıklayan White şu ifadeleri kullanıyor:

“Everton maçını izlemek ve kutlamaların parçası olmak için İngiltere’ye geldim. İnanılmazdı. Hayatım boyunca bunun olabileceğini hiç düşünmemiştim. Çılgınca ve gerçeküstüydü. Bunu kalite ve asaletleriyle başardılar. Premier Lig’in suratına yumruk attılar ve buna bayıldım.”

“HAREKETE GEÇECEK CESARET GEREKİYOR”

Ne yazık ki White’ın 43 yıl önce yaşadığı ırkçılık ve eşitsizlik hala dünya toplumunda ve futbolda en önemli sorunların başında geliyor. Ancak White bu durumun çözülebileceğine olan inancını koruyor.

“Rengimi bir engel olarak görmüyorum. Asla yapmadım ve yapmayacağım. Bu sebeple başaramayacağım hiçbir şey yok. Gençlere umut ve özlemler vermek istiyorum. Bir çocuğa bu duyguları verdiğinizde uçacaktır. Siyahi bir oyuncu istismara uğradığında takımdan ayrılmak isteyebilir. Çünkü bazen fark yaratmak için büyük adımlar atmanız gerekiyor. Ben payıma düşeni aldım ve bu beni daha da güçlendirdi. O kadar güçlü olmayanların ayrılma hakkı var. Oyunun daha iyi olması hakkında konuşan kurumlar var, ama daha kötüye gittiğinin farkında değiller. Siyahi oyuncuların sayısının artması konusunda iyiyiz ama ırkçılığı ortadan kaldırma konusunda çağrılar yapmalıyız.”

Irkçılıkla mücadelenin bu düşüncedeki insanlarla bağların kopartılmasıyla başlaması gerektiğini söyleyen White sözlerini şöyle noktalıyor:

“Bölünmüş bir ABD’de yaşıyorum ve ırkçılık aşikar. Ama söylediğim basit bir şey var. Çevrenizdeki ırkçı insanlarla iletişiminizi koparmalısınız. Onlara bunun kabul edilemez olduğunu söyleyin, başkaları da söylediğinde o kişi izole olacaktır. O zaman bunun kabul edilemez olduğunu anlayacaklar. Futbol dünyası da bunun gibi. Yetkililer bu insanları uzaklaştırmalı. Onları içimize alıp bu ırkçılığı yapmasını sağlarsanız, o zaman suç ortağı olursunuz. Çözülmesi zor bir sorun değil ancak yetkililerin harekete geçecek cesarete sahip olması gerekiyor.”

Yayınlanma Tarihi:15:44,