SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Fenerbahçe, limit konusunda önemli bir mesafe kaydetti. Kesin olmamakla birlikte Bankalar Birliği’nin kulüplerle anlaşmayı 10 yıla çıkarması ve başta Fenerbahçe olmak üzere tüm kulüplerin rahat bir nefes alması bekleniyor.

Peki Fenerbahçe’nin istediği buydu da diğer kulüplerin neydi? Bu işten en çok Fenerbahçe mi yoksa rakipleri mi yararlanacak? Büyük bir ihtimalle kamuoyu bunu “Fenerbahçe istedi, Fenerbahçe futbolcularına lisans çıkartsın diye yapıldı” gibilerinden lanse edecek. Yanlış…

Biraz hafızamızı yoklayalım, Başkan Ali Koç’un da dediğini gibi Türk futbolunda artık deniz bitmişti. Burada Bankalar Birliği devreye girdi ve kulüplere bir öneride bulunarak borçları 5 yıllık süreye yaydı. Ancak ilk yapılandırmayı yapan kulüplerden olan Beşiktaş da bu anlaşmaya imza atmayan Fenerbahçe’de şunu net bir şekilde biliyordu: Bu borç asla 5 yıllık vadede ödenemez. Yeni bir yapılanma şart!

Fenerbahçe, başkanıyla camiasıyla sonu felakete bile gidebilecek bu anlaşmaya imza atmayarak dik bir duruş sergiledi. Diğer kulüpler ise özellikle rakipleri tek tek anlaşmaya imza atarak günü kurtardılar. Bugün ise Fenerbahçe'nin dediğine gelindi. Peki burada gerçek kazanan kim? Esas soru da bu.

İlk anlaşmayla borçlarını silen, 250-300 milyon lira taze para girişi sağlayan, rahat transfer yapabilen rakipler mi kazanacak yoksa Fenerbahçe mi?

Gelin Galatasaray Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz’in mayıs ayında söylediği sözü size hatırlatayım, “Sağ olsun devletimiz bir anlamda müdahale etti. İyi niyet esası üzerinden borçlarımızı 5 yıllık süreye yaydı. Bizim talebimiz 10 yıldı.”

Yani Galatasaray'ın istediği de 10 yıldı. Onlar da biliyor bu borcun 5 yılda ödenemeyeceğini ama bu anlaşmaya imza atarak günü kurtardılar, geleceklerini de Fenerbahçe üzerinden kurtarmış olacaklar.

Zaten kulüpler gelecek yıl borçlarını ödeyemeyip, eksi harcama limitine düşünce, Bankalar Birliğininin kapısını çalacaktı. O zaman da el mahkum bu istek kabul edilecekti. Fenerbahçe dik bir duruşla bu süreci 1 yıl erkene çekerek, başta kendi olmak üzere bütün kulüplere rahat bir nefes aldıracak.

Sonuç olarak kimse “Fenerbahçe’yi kurtardılar” felsefesine girmesin, ancak Fenerbahçe sayesinde diğer kulüpler kurtuldu diyebiliriz.

Yönetim büyük resme iyi bakamadı

Tabii burada Fenerbahçe yönetiminden de cevap beklenen sorular olacak. Bu anlaşmanın er ya da geç yeniden yapılandırılması bekleniyordu. Peki neden geçen sene imza atılmadı?

2019’da rakiplerin borçları TL’ye dönerken, Fenerbahçe döviz üzerinden borçlarını ödemeye devam etti. Haziran 2019'da dolar kuru 5.80, euro ise 6.4 TL civarındaydı. Fenerbahçe döviz borçlarını Mayıs 2020'de TL’ye çevirdi. Ama doları 6.91’den, euroyu ise 7.23’ten TL'ye çevirdi. Burada bile kaybın ne kadar çok olduğunu anlayabiliriz. Eğer geçen yıl Bankalar Birliği’nin anlaşmasına imza atılsaydı Fenerbahçe’nin borcu bugün yüzde 30 daha az olacaktı.

O gün Fenerbahçe’nin finansçıları, başta Burhan Karaçam ve Şaban Erdikler olmak üzere bu anlaşmaya imza atmadıkları için pişmanlar mıdır? Acaba Fenerbahçe’nin borcunun yüzde 30 aşağıya çekilmesi zarar mı kar mı getirirdi? Fenerbahçe anlaşmaya imza atsaydı da bu vade yine en kötü 2021 yılında 10 yıl vb bir modelle yeniden yapılandırılacaktı. Bu anlaşmayı zamanında yapmayan/yaptırmayanlar kulübe çok büyük maliyet yükledi diye düşünüyorum. Burada asıl hedef Fenerbahçe'ye yardım değil, diğer kulüplere gelecek yıl yapılacak kıyağın bir yıl erkene çekilmesidir.

Bu yapılanmaya geçen yıl imza atılsaydı, belki Fenerbahçe bir sol bek transferiyle sezonu şampiyon tamamlayacaktı. Şampiyonlar Ligi’ne gidecekti. Bu ihtimalleri de düşünüce bana göre yönetim; “Büyük resme iyi bakamamış.”