SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Ali Koç’tan Mustafa Cengiz ve Nihat Özdemir’e yaylım ateşi! Mert Hakan ve Jose Sosa…

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Kulüpler Birliği Vakfı toplantısından sonra açıklamalarda bulundu. Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz'in sözlerine yanıt veren Koç, Mert Hakan Yandaş transferi ve Jose Sosa iddialarıyla ilgili de konuştu.

Güncellenme: 21:23, 12/08/2020

Kulüpler Birliği Vakfı’nın toplantısından çıkan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, gündemle ilgili çok çarpıcı ifadeler kullandı. Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz’in ‘Türk futbolunun kıblesi Galatasaray’dır” sözlerine ve sarı lacivertli kulübe yönelttiği eleştirilere yanıt veren Koç, transferlerle ilgili de açıklamalar yaptı.

Türkiye Futbol Federasyonu ile yaşanan harcama limiti konusuna da değinen Ali Koç, “Nihat Bey ‘Yok efendim ben olsam Bankalar Birliği anlaşmasını imzalarım’ demiş. Kendi şirketlerinin borçlarını hazine garantili imzalıyor. Hazine garantili borçları ben de imzalarım” dedi.

“MUSTAFA CENGİZ SAĞLIĞINA KAVUŞURSA…”

Cengiz’in açıklamaları hakkında konuşan Koç, “Türk futbolunun ya da genel bir şeyin kıblesi olmak iyi bir şey ama bu kadar kötü durumdaki Türk futbolunun kıblesi olmak övünülecek bir şey değil. Ben Mustafa Cengiz’e, ‘Başkanım siz sağlığınıza kavuşun, ben şampiyon olmuş kadar sevinirim’ dedim, sözlerimin de arkasındayım” dedi.

“MERT HAKAN 10 HAZİRAN’A KADAR SÖZÜM VAR DEDİ”

Mert Hakan Yandaş transferiyle ilgili tartışmalara değinen Koç, “Futbolcu transferinde etik olmayan tek şey vardır. Mukavelesi olan futbolcuyu, kulübün haberi olmadan arkadan dolaşıp almak. Mert Hakan’da böyle bir durum yok, sözleşmesi bitiyordu. Mert Hakan’la telefonda konuştum, net bir duruş sergiledi. ‘Benim sözüm var 10 Haziran’a kadar tutmak zorundayım, belli şartlarda anlaştık, karşı taraf sözünü tutmazsa konuşuruz’ dedi. Nitekim öyle oldu. Çocukcağız da bir kez arkasına dönüp bakmadı. Türk futbolunda yöneticilerin şöyle tavırları var. Bir oyuncuyu transfer edemeyince suçlamalar başlıyor. Oyuncunun karakteri tartışılıyor. Yok daha fazla para almış. Bizim transferlerimiz, daha evvel konuşmuş olduğu şartlardan daha makul” yorumunda bulundu.

“BÖYLE KARAKTERLİ OYUNCUYU TRANSFER ETTİĞİMİZ İÇİN…”

İşte Ali Koç’un açıklamalarından satır başları:

“TRT'de çalışan bir medya mensubu ne dedi? ‘Galatasaray yöneticileri bu çocuğun mesajlarını ifşa ederse ne olur.' dedi. Ertesi gün ifşa edildi. Bizim açımızdan hiçbir sıkıntı yok. Ayıp bir şey de yok orada. Ayıp olan son derece gizlilik olan ve paylaşımı suç olan bir paylaşımı yapmak. Bunlar ne? Bizler, büyük kulüpler baskı altındayız. Herkesin bir yoğurt yiyişi var.

“Anladığım Vedat’tan sonra çok istenen bir futbolcunun kaptırılması sıkıntı yaratmış. Biz şu dönemde bu polemiklere ihtiyacımız yok ama cevap vermek durumundayım. Baskı altındayız. Orada sanki baskı biraz daha fazla. Yarın bir gün bizim ilgilendiğimiz birini başka takım alabilir. İşin doğasında var. Ne ilk, ne son. Biz Mart’tan sonra ilk teması yaptık. 10 Haziran’a kadar görüşemem dedi, olmadı ki bize döndü. Böyle karakterli oyuncuyu transfer ettiğimiz için mutluyuz.”

“JOSE SOSA İLE İLGİLİ…”

“Ben bitmemiş hiçbir transferi konuşmam. Josa Sosa konusunda bana getirilen bir öneri yok. Gelirse de bakarız ama biz de sınırlı olan cephanemizi çok iyi kullanmak durumundayız. Sizler de biliyorsunuz ki kuvvetlendirmemiz gereken mevkiler var. Onu da yapacağız. Manevra alanı sıkıntılı olduğu zaman bazen seçimler yapmak zorundasınız. Bir mevkiden feragat edip öbür mevkiye odaklanmalısınız. Onları da aramızda yapacağız. Hocamıza bir kez daha hoş geldin diyorum. Hocamızla Emre Belözoğlu çok yoğun çalışıyorlar. İyi işler çıkartıyorlar. Bizler de yöneticiler olarak son adımda devreye giriyoruz. Hayırlısı diyelim.”

“SON DERECE SIĞ…”

“Köşeye sıkıştırılmış vaziyetteyiz. 64’ten 18’e inmek söz konusu bile değil. Böyle yaptığınız zaman. Ben federasyona gidip diyeceğim ki 4 hafta içinde Levent’te binaya taşın, Mercedes’leri bırakın bisikletle işe gidin. Hiçbir farkı yok. Bir tane daha örnek vereyim. Bu sene lig bitti. Diyelim ki bir takım 1 puanla şampiyon oldu. Biten sezon inceleniyor. Bir sıkıntı görülürse puan silmeye kadar gidecek cezalar var. Diyelim ki puan silmelik bir ceza var. Puan bir sonraki sezon siliniyor. Ama bir puanla şampiyon olmuş. Belki üç puanı silinecek ve bu sezon uygulansa şampiyon değişecek. Bu da yapısal bir hata. Nasıl VAR kurulduktan sonra, uygulamaya geçtikten sonra bir sürü düzeltmeler ve iyileştirmeler yapıldı; buna da ihtiyaç var. Ancak rekabet unsurlarını göz önünde bulundurup işimize gelince omuz omuza vermek, işimize gelince ‘yok kardeşim biz bunu kabul etmiyoruz. Oyun oynanırken kurallar değişmez.' demek bana göre son derece sığ bir mazerete sığınma şeklidir. ‘Ben rakiplerimden birisinin kuvvetlenmesini istemiyorum' dersen; buna tamam, amenna diyeceğim. Ama mesela Kasımpaşa'daki düzeltme de talimatların değişmesi. Bugün talimatname hesaplandığı gibi uygulansa Fenerbahçe'nin eksi 450 Milyonu olması lazım. Eksi harcama limiti olur mu? İki sene sonra, üç sene sonra anaparalar hesaba katıldığında diğer kulüplerin de harcama limitleri eksi çıkacak. Neresinden bakarsanız bakın bu düzeltilecek. Bugün mü yoksa yarın mı öbür gün mü? Bunu zaman gösterecek. Ama bugün Fenerbahçe'ye federasyon tarafından yapılan muamele, bu beklenti hiçbir şekilde gerçekçi değil, uygulanabilir değil. Neresinden bakarsanız bakın kabul edilebilir de değil. Biz dedik ki ‘sadece bize has bir konu. Anapara bu sene hesaplamadan çıksın. Zaten anaparayı ödeyemiyordun. Öbür büyük kulüpler yapılandırma yaptı. Onlar gibi muamele görelim.'

“HAZİNE GARANTİLİ BORÇLARI BEN DE İMZALARIM”

“Bugün Fenerbahçe’ye yapılan muamele, hiçbir şekilde gerçekçi değil, uygulanabilir değil. Nihat Bey, ‘yok, efendim ben senin yerinde olsam imzalardım. Ben şirketlerimde imzalıyorum.' dedi. Ben de imzalarım. Hazine garantili borçları ben de imzalarım. Kendi şirketlerinin yaptığı bütün işler hazine garantili. Bir de bunu yapıp dışarı haber sızdırması… ‘Yok, efendim Fenerbahçe başkanı neden imzalamıyor?' Sanki biz kulübümüzü sevmiyoruz, kulübümüze bağlı değiliz. Onun için sanki Fenerbahçe çok daha şey. ‘Ben olsam imzalardım' Sen daha 2010-211 şampiyonunun kim olduğunu söyleyemiyorsun. Tamam, ağzın sürçmüş olabilir. Yanlış ifade etmiş olabilirsin. Düzeltme imkanın vardı. Onu bile söyleyemiyor. Çıkmış ‘ben Fenerbahçe başkanı olsam bunu imzalardım. Ben şirketlerimde imzalıyorum' diyor. Bir de bunu haber yaptırıyor. Bunlar çok komik şeyler. Trajikomik olaylar. İnşallah aklıselim muvaffak olacak. Fenerbahçe'ye uygulanabilir bir limit bir şekilde çıkacak.”

“KULÜPLERE EL KONMAYACAKSA…”

“Yapılandırma aslında bu işin en önemli ayağı. Bankalar Birliği, onların hiçbir mecburiyeti yokken yapılandırma yapıp kulüpleri bir şekilde ayakta tutmaya çalışıyorlar. Ama yapılan yapılandırmanın gerçekçi olmadığını onlar da biliyor. 5 yıl olamayacağını onlar da biliyor. Olması gereken ne dediğimiz zaman; 10 yıl. İki veya üç yıl ödemesiz. Aslında model konusunda aynı sayfada olduğumuzu söyleyebilirim ama bir şekilde ‘haydi yürüyün' denmesi gereken bir durumdayız. Biz yapılandıramadığımız için de doğal olarak anapara harcama limitlerine ekleniyor. Biz diyoruz ki; ‘bu kulüpler, bu borçları ödeyecek ekonomiyi üretiyorlar. Gelirleri var.' Nasıl diğer kulüpler, diğer sektörlerde yapıldığı gibi ki biz kendi bankamızda da çok yapıyoruz. 7, 8, 9 yıllık sözleşmeler, faiz indirimi, hatta faiz gelirlerinin bir kısmını zarara atıp, hatta gerektiği zaman da para verip, yeni kaynak verip müşterimizi ayakta tutup borçlarını ve kredilerini ödemelerini sağlıyorsak aynı şeyin futbol sektöründe de yapılması lazım. Böyle bakılması lazım. Hatta futbol sektörüne ekstra böyle bakılması lazım. Çünkü kulüplere el konmayacaksa ki konmayacağını varsayıyorum. Hiç olmazsa özel sektörde bir sürü başka türlü kendini garantiye alabileceğin imkanlar var. Fakat futbol kulüplerinde öyle değil. Bilhassa bu kulüplerin sağlığına kavuşabilmesi için 10 yıllık yapılandırma yapılması şart. İnşallah da olur, olacak.

“BEN APTAL MIYIM?”

“Herkesin konuştuğu Kefalet maddesi var. 4 ayrı yerden görüş aldık. Kendi kulübümüzün avukatları, banka işi olduğu için kendi bankamızın avukatları, şirket avukatları ve bununla beraber Türkiye'nin en önemli hukuk bürosu olan Pekin&Pekin'in de görüşünü aldık. Apayrı zamanlarda, birbirinden habersiz görüşler yazdılar. Birebir aynı şeyi söylüyorlar. Ancak bankalar diyor ki ‘böyle değil, siz yanlış yorumluyorsunuz.' O da çok önemli bir şey. Buluşacağız ve bizim yorumlarımızı göstereceğiz. Onlar da kendi yorumlarını gösterecek. İnşallah bir orta yol bulabiliriz. Çünkü mevcut bir yönetimin hiçbir şekilde kendinden kaynaklanmayan sıkıntıları, borçları mali yapıya tamamen şahsi kefil olmasını beklemek dünyanın hiçbir yerinde kabul edilebilir değil. Şöyle bir şey söyleyebilirsiniz. Bazı kulüpler imzaladı. Bu onların bileceği iş. Fenerbahçe'nin yükü hiçbir kulübün yüküne benzemez. Çok daha fazla bir yükü var. Bugün sana yaptırım uygulamazlar. Sana uygularlar. Kime, nasıl yaptırım uygulanacağı da belli değil. Ben aptal mıyım? Ben de bir bankanın yönetim kurulu başkanıyım. 250 milyonu almak varken neden onu geri çevireyim? Alabilsem o zamandan TL'ye döneceğim vs. Demek yapamıyorsam bir nedeni var. Bu nedenleri de sıraladığım zaman ‘haklısınız' deniyor. Haklıysak o zaman doğru sistemi kurgulayalım. İnşallah orta yolu bulacağız.

Yayınlanma Tarihi:18:39,