SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

KUPA finalinin, ligin en tempolu, en hızlı ve en mücadeleci maçı olduğunu söyleyebiliriz. Her iki takım da tam kapasitesini ortaya koyarak taktik ve oyun disiplinine sadık kaldı. Anekdotlara bakacak olursak; bordo-mavililer, daha fazla topa sahip olan ve ofansif olarak önemli oyunculara sahipti. Özellikle Sörloth, Abdülkadir Ömür, çıkana kadar Ekuban, ligin belki de Başakşehir'den sonra en iyi savunması olan Alanyaspor'a karşı ortaya çok üst düzey performans gösterdi. Atılan gol aynı Barcelona'da Suarez'in Messi'ye attırdığı goller gibiydi.

MAALESEF Trabzonspor'da, geldiği günden beri takımı sürekli 10 kişi bırakan Giulherme diye bir oyuncu var, bir de 10 numarada oynuyor. Takıma hiçbir katkısı yok. Abdülkadir Ömür'ün de merkezden yapacağı tüm koşularda ihtiyacı olan boş sahayı kapatarak adeta Trabzonspor'u durduruyor.

KARADENİZ ekibinin hocası hâlâ daha oyunu okuyamıyor. Giulherme'yi çıkarıp defansif bir orta saha koyması lazım ama maalesef Trabzonspor, sezon başından bu yana öne geçtiği müsabakalarda skoru koruyamadı. Oyunu tutamadı, rakibi tutamadı. Neden? Çünkü öne geçtikten sonra ofansif oyuncularla müsabakayı devam ettirdiği için. Halbuki Şenol Hoca, Fatih Hoca birçok müsabakada ve böyle durumlarda tek santrfora geçip oyunu 4-5-1'e döndürüp iki tane savunma özelliği olan orta saha oyuncusu oyuna sokarak oyunu tutmuşlardır. Hem galibiyeti korumuşlardır hem de karşılaşmanın temposunu düşürüp müsabakanın kazanılmasını bir büyük teknik adam dokunuşu ve taktik değişkenliğiyle sağlamışlardır.

BiRAZ bu genç hocalar, Şenol Hoca gibi, Fatih Hoca gibi çok başarılı olan teknik direktör ağabeylerinin müsabaka devam ederken, taktik ve oyuncu değişikliğini öğrenmeliler ve uygulamalılar.