SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Ahmet Ağaoğlu: Ne hikmetse Başakşehir’in gelirine ulaşamıyoruz

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu ligin bitimine 2 hafta kala bordo mavililerdeki son durumu değerlendirdi. Ağaoğlu yapılan eleştirilere cevap verdi.

16:25 -
Ahmet Ağaoğlu: Ne hikmetse Başakşehir’in gelirine ulaşamıyoruz

Süper Lig’de bitime 2 hafta kala Başakşehir’in 4 puan gerisinde şampiyonluk yarışı veren Trabzonspor’da başkan Ahmet Ağaoğlu, birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu. TRT Spor’da canlı yayına katılan Ağaoğlu, takımın geleceği, yaşanan düşüş ve CAS davası ile ilgili önemli bilgiler verdi. İşte Ağaoğlu’nun açıklamalarından satır başları…

‘DAHA BU TAKIM KUPA FİNALİ OYNAYACAK’

Başarısız olduğumu hissettiğim anda görevi bırakırım. İstifa edeceğimiz konuşuluyor. Böyle bir şey yok. Şampiyonluk zora girdi evet. Son maçın son düdüğü çalana kadar bir şans vardır. Daha bu takım kupa finali oynayacak. 10 yıl sonra finale çıkmışız. Ligleri tescil edilsin, şampiyonluğumuzu verin diye tartışmanın anlamı yok. Biz suyun ötesine hiç geçmedik.

‘BAŞAKŞEHİR’İN GELİRİ ÇOKMUŞ’

Başakşehir’in geliri çokmuş, Allah daha çok etsin. Bizim bir türlü öyle gelirimiz olamadı. Taraftarımız var, başarılarımız var, yayın gelirimiz var ama ne hikmetse bir türlü Başakşehir’in gelirine ulaşamıyoruz. Seyircimiz var, naklen yayından aldığımız paylar fazla ama ne hikmetse bizim sponsor ve reklam gelirlerimiz hiçbir şekilde o kadar yüksek olmadığı için bugün karşımızda 40-50 milyon euroluk ve kadro genişiliği olan bir takımla mücadele içerisindeyiz.

‘BİR TAKIM SPEKÜLASYONLAR YAPILDI’

Bu davayla alakalı olarak, yargıçlar kurulunun vermiş olduğu kararlardan sonra bir takım spekülasyonlar yapıldı. Yüzde 99’unun bu davayla yakın uzak bir alakası yok. Üstelik bunlar, toplumda algı yaratabilecek kişiler tarafından yapıldığı için açıklama yapmak lazım. Kaynağı açıklanamayan gelirler olduğu için UEFA bu cezayı vermiş. Bunu söyleyenlerin sayısı az değil.

’25 METRE OFSAYTTA BIRAKIR!’

Bir diğeri Guilherme’nin transferiyle alakalı olarak, bonservisini Malatya’dan Brezilya’ya, Brezilya’dan Portekiz’e, oradan dönüp Türkiye’ye alınmasıyla alakalı olarak UEFA bu kararı almış. Bir kere futbolun içerisinde olan ve konuşan herkes, konuşacağı her konuda bir derinlemesine araştırma yapması lazım. Derinliğiniz olmadan yaptığınız her açıklama, futbol tabiriyle sizi 25 metre ofsaytta bırakır.

‘2016-17-18 YILLARINI KAPSIYOR’

Söz konusu olan yasak, Trabzonspor’un UEFA ile imzalamış olduğu bir mutabakat neticesinde. Bu mutabakat 2016, 2017 ve 2018 yıllarını kapsıyor. 2016 yılında diyelim işte 20 milyon euro açık vermesi öngörülüyor, 25 milyon euro açık veriyor. 2017 yılında 10 milyon euro açık vermesi gerekirken, 20 milyon euro veriyor. 2018 yılında da 5 milyon euro açık vermesi gerekirken 55 milyon euro açık veriyor.

‘-50 MİLYON EURO İLE DEVRALDIK’

Biz geldiğimiz zaman bu yasağı yedik. Bu mutabakat anlaşması. Çok daha gerilere gidiyor aslında. 2009, 2010, 2011’den gelen bilanço bozuklukları ve FFP kurallarına aykırı davranmaktan kaynaklanan ve üst üste binen bir süreç. 2016/17 yılında bu yasağa geliyor kulüp. Ancak, o yıl mutabakat anlaşması imzalanıyor UEFA ile. Sayın Usta yönetimi, 2016 yılında şu kadar, 2017 yılında şu kadar ve son 2018’e geldiğimiz zaman da 5 milyon euro açık vereceğim. O dönem harcamalar ve gelirlerin düşüklüğü 5 milyon euro yerine 55 milyon euro gibi bir açık verilince biz burada devraldık. Mutabakat anlaşmasını eksi 50 milyon euro ile devraldık.

‘5 MİLYON EURO UÇTU GİTTİ’

Oraya gittik, o yasağı yiyecekken ettik eyledik, masrafları kısıtladık, takım bütçesini 40 milyondan 16 milyon euro’lara düşürdük, altyapıdan oyuncuları kadroya kattık. Seyirci hasılatı arttı, kombine, forma satışları arttı. Bunun karşılığı transfer edilen oyunculara ödenen 22 milyon euro bonservis bedeliyken, biz sadece 3 milyon euro ödedik. Yaptığımız her şeyi anlattık. Bunun sürdürülebilir bir zemine oturttuğumuzu söyledik. 2019 yılının başında söyledik. UEFA’dan disiplin komitesinden yargıçlar kuruluna sevk edildik. Bütün bunları anlatmamıza rağmen. Disiplin Komitesi, takımın gidişatını olumlu bulup 3 şart sundu. Yerine getirildiği zaman kulübün Avrupa kupalarına katılmasında bir sakınca olmadığını ancak elde edeceği gelirlerin yüzde 50’sine el konulacağını söyledi. Biz bu yüzde 50’ye itiraz ettik. Hem diyorsun ki finansal yapın bozuk, hem de devam et, bir diğer taraftan diyorsun ki gelirinin yarısına çökerim. Yani, oradada bir paradoks var. CAS’a gittiğimizde şunu söyledi, ‘Bu bir kuraldır. Çok nadir uygulanmasına rağmen UEFA’nın mevcut olan kuralıdır. Dolayısıyla davanın reddine.’ O 5 milyon euro oradan uçtu gitti.

‘UEFA’NIN KARŞISINA GİTTİK’

Daha sonra yapmış oldukları incelemelerde, öne sürmüş oldukları 3 şart, bunlardan bir tanesi TFF’nin uygulamada olan şartnamesinin 30 Haziran 2019’a kadar yürürlüğe girmesi. Ki biz orada çok bastırdık federasyona. Ciddi şekilde bastırıp, bu lisans talimatının 30 Haziran tarihi itibarıyle yürürlüğe girmesine. Bizle beraber Fenerbahçe’nin de çabası var. Geçtiğimiz yıl. 3 maddeden 1 tanesini geçtik. Uygulamaya girdi, harfiyen uyan bir kulüp olarak UEFA’nın karşısına gittik. Transfer harcama limiti, ona bağlı olarak lisanslar transferler, transfer harcama limitinde bizim o zamanki rakamlarla 11-12 milyon euro, Yusuf Yazıcı’nın satışından sonra da o gelirlerin de 3’te 1’i transfer harcamalarına yansıyor. Transfer gelirinizin 3’te 1’ini harcama limitine aktarabiliyorsunuz. Onu da anlamadık. 15 milyon euro geldi, 5 milyon euro’luk bir harcama yapabilirsiniz. Maaş artı bonservis artı vergi 5 milyon euro.

‘KULÜBÜN 840 MİLYON LİRA BORCUNA KEFİL OLDUM’

İkinci öne sürmüş oldukları şart, borçların yapılandırılması ve ödenebilir bir takvime oturtulmasıydı. Bu da herkesin malumu olduğu gibi Bankalar Birliği, Halk Bankası, Ziraat Bankası ve Denizbank’a olan borçların bir çatı altına alınıp yapılandırılması, sürdürülebilir ödenebilir bir ödeme planına uygun olarak… Geldiğimiz zaman Bankalar Birliği’ne ve futbol ailesine olan borçlarımız 840 milyon liraydı. Bu bizden önceki dönemlerden sarkan borçlar. Bizden önceki 2 dönem. 6 senelik ve birazı da daha eskiye dayanan borçlar. Bir kere burada Bankalar Birliği şöyle bir şart öne sürdü, ‘Bu borçları yapılandırdığımız takdirde geçmiş dönem kredilerin altına imza atan yönetimleri ibra etmiş oluyorsunuz.’ Bütün o borçları kulübün mevcut başkanı olarak siz üzerinize almış oluyorsunuz. Şimdi bunu niye söylüyorum, ileride konuşacağımız bir konuya bağlayacağız. Ahmet Ağaoğlu olarak, şahsi olarak benden önceki dönemlerde oluşmuş kulübün 840 milyon lira borcuna kefil oldum.

‘FİNANSAL VE İDARİ YAPI OTURMALI’

Ödeyebileceğinize, yapabileceğinize, başarabileceğinize inandığınız şeyin altına imza atarsınız. Bu net. Bunu tekrar söylüyorum. Dolayısıyla biz bu borçları da yapılandırdık. Buna paralel olarak, yönetime geldikten hemen sonra bir genel kurul daha yaptık. Tüzüğümüzdeki 84. maddeyi, çok bağlayıcı bir noktaya getirdik. Tüzük değiştirirken farklı insanların farklı amaçları vardı ama benim kafamdaki tek düşünce, o 84. maddede, yani onaylanan bütçenin %10 üzerine çıkıldığı takdirde oluşacak olan borçtan kulüp başkanı ve yönetim kurulu müşterek ve müteselsil olarak borçludurlar. O bütçeyi aşarsanız, cebinizden ödersiniz. Bu niye gerekliydi? Futbol sahada oynanan bir oyun, o oyun neticesinde elde etmiş olduğunuz başarı veya başarısız olarak değerlendiriliyorsunuz. Finansal yapı, idari yapı yerine oturmadan sahada başarı elde etmeniz mümkün değil.

‘MAALESEF BU DA YAŞANDI’

Trabzonspor’un böyle bir sıkıntılı süreci vardı. Biz bu sürecin nihayetinde göreve geldik. Takım bütçesi 40 milyon euro’ydu, bugün 16 milyon euro. FIFA’da ve UEFA’da kesinleşmiş 26 tane ödeme dosyası. Onların akabinde gelen transfer yasakları. Tarihinde ilk kez transfer yasağı aldı Trabzonspor Kulübü. Oyuncuların 6 aydır, bazılarının 7-9 aydır ödenmeyen maaşları. Personelin 3 aydır ödenmeyen maaşı. Görevi devraldığımız zaman görüntü buydu. Bakkala, manava, kasaba, yani hatta bu hoş bir şey değil, müzesine kadar icra takibi yapılan kulüp konumundaydık. Bu da yaşandı maalesef Trabzonspor tarihinde.

‘YAPILANDIRMADAN SONRA DEVAM ETTİK’

Bu borçların yapılandırılması gerçekleştikten sonra biz devam ettik. Bir diğer konu da 55 milyon euro açığın, 5 milyon euro’ya indirilmesi. Bizden önceki süreç içerisinde oluşmuş borcu, 2018/19 sezonunda 55 milyon euro’dan 5 milyon euro’ya indirilmesi. Yani, içeriye 50 milyon euro gibi bir paranın sokulması. Harcamaları minimize ettiğiniz yerde, kadro maliyetini düşürdüğünüz yerde, ki biz o dönem 15 milyon euro’luk oyuncu sattık, almış olduğumuz oyuncu da maliyeti de 3 milyon euro civarıydı. Oradan 12 milyon euro gibi bir gelir. Bunun ötesinde geçen sene mart ayında başlattık ve sermaye artışına gittik. 22 milyon euro. Sayın Muharrem Usta’nın alacakları ile alakalı olarak bir ibralaşma var. 6 milyon euro. 22 milyon euro da sermaye artışı. 7 milyon euro’luk da vergi affı, vergi uzlaşması. Vergi affı neye tabii ediyor. 2016, 2017 ve 2018 yıllarından oluşmuş vergi borcu. Ve bunun uzlaşması.

‘SAYGI DUYARIM AMA MÜCADELEMİ SÜRDÜRÜRÜM’

Bizim gerçekleştirdiklerimiz bunlar. Yargıçlar Kurulu, bu 3 şeyi de kabul etmedi ve dedi ki, “Siz, 55 milyon euro’yu 5 milyon euro’ya değil 17 milyon euro’ya indirdiniz. Dolayısıyla sizin 12 milyon euro açığınız var. 12 milyon euro açığınız olduğu için biz sizi Avrupa kupalarından önümüzdeki sezon itibariyle 1 yıl men ediyoruz.” Ve biz UEFA Disiplin Komitesi’nin Yargıçlar Kurulu vermiş olduğu karar bu. Bu konuda sürekli olarak ikaz edildim. Aman bir şey deme, söyleme. Verilmiş her karara saygı duyarım. TFF bir ceza verirse, kulüpler üstü bir kurumdur, amir kurumdur. Saygı duymanız bu kararı kabullendiğiniz veya içinize sindirdiğiniz anlamına gelmez. Saygı duyarım ama mücadelemi de sürdürürüm.

‘BENİM SPOR YÖNETİCİLİK ANLAYIŞIM BU’

Benim spor yöneticilik anlayışım bu. Sen diyorsun ki, 22 milyon euro sermaye artışı yaptın ama ben bunu kabul etmiyorum. İşte Muharrem Usta ile onların tabiriyle uzlaşmaya vardınız ama bunun tarihi. Şöyle bir şey, adam bugün Muharrem Usta ile uzlaşmaya vardıysa, Muharrem Usta da bugün cebinden çıkartıp kulübün kasasına koyduysa sen orada haklısın. Para zaten kulübün kasasında. Muharrem Usta tarafından kendi yönetim sürecinde içeriye konmuş bir para. Zaten o para orada. “Vergi affını siz 2019 Mayıs’tan sonra yaptınız.” Bu senenin vergisi, önümüzdeki yıl ödenir. Benim peşin peşin vergi ödeyecek, kesinleşmemiş bir vergiyle alakalı olarak uzlaşma istemek absürt bir bakış açısı. Bu absürt kelimesini avukatımız, CAS’taki duruşmada UEFA’ya karşı aynı tabiri kullandı.

‘ADAMIN HAYATI CEZA VERMEKLE GEÇMİŞ’

Yargıçlar Kurulu’nun başındaki insan, 80 yaşında, emekli bir ağır ceza hakimi. Adamın hayatı ceza vermekle geçmiş. Yani… Ceza hakiminin karşısına gittiğiniz zaman ceza yersiniz.

‘5. SENENİN SONUNDA AMELİYATA GİTTİK’

Kalbinizden rahatsızsınızdır. Hekimlerin affına sığınıyorum, espri olarak algılasınlar bunu. Herhangi bir yerinizden rahatsızsınızdır. Eğer cerraha giderseniz, ameliyat masasındasınızdır. Cerraha değil de kardiyoloğa giderseniz veya ne bileyim nörolojiste giderseniz, belimden rahatsızlığım vardı benim, 5 sene beni ameliyat etmemek için elinden gelen çabayı harcadı. Fakat, 5. senenin sonunda ameliyata gittik. Şimdi, yargıçın bakış açısını böyle değerlendiriyorum.

‘GELENE VER CEZA, GİDENE VER CEZA!’

Gelene ver ceza, gidene ver ceza. Bir kere bu sporun ruhuna ters. Perşembe günkü duruşmada CAS yargıcına şunu söyledim, “Sporun ruhuna hakim olan şey ceza mıdır, ödül müdür?” Ben bir önceki dönemden böyle bir tablo aldım, doğrudur. Ben sadece 2019’da tabloyu düzeltseydim, 2020 yılında bu yine negatife dönmüş olsaydı, siz yerden göğe kadar haklısınız. Sadece o döneme ait şişirilmiş bir bilanço olarak görürdünüz bunu. Mayıs 31 diyorsunuz değil de ağustos 31 deseydiniz, ben 26 milyon euro gelir getiren tasarrufların içerisinde bulundum. Yusuf Yazıcı’yı sattım 17.5 milyon euro. 4 ayrı sponsorluk sözleşmesi imzaladım seneye tekabül eden kısmı bunun 7 milyon euro. Ürün satışı, kombine satışları. Ben Trabzonspor’un tarihinde uzun seneler sonra ilk defa Borsa İstanbul’da kar açıklayan bir kurum haline geldim.

‘YARGIÇA SORDUM; ÖDÜL MÜ, CEZA MI?’

Altyapıdan yetiştirdiğimiz futbolcuların piyasa değerleri ortada. Ömür’ün, Parmak’ın, Türkmen’in, Çakır’ın. Kulübü o noktadan alıp bu noktaya getirdik. Kadro maliyetini 16 milyon euro’ya getirdik ve TFF’nin Lisans ve Transfer Limitleri’ne harfiyen uyan kulüplerden birisiyiz. Bunun ötesinde sportif başarı olarak baktığınız zaman, geçtiğimiz iki seneye, geçtiğimiz yıllara kıyasla 2010/11’den baktığınız zaman, Türkiye Kupası’nda final oynayan, ligde de şampiyonluk yarışı içerisinde olan bir takım. Dedim, “Sayın Yargıç bu kulüp bu haliyle ödülü mü hak ediyor, cezayı mı?” Yargıç dinler orada, cevap vermez, şey gibi oturur orada 2. Ramses’in mumyası gibi.

‘ONLAR RENK VERMEZ’

Kafasının içerisinde kurar. Bütün notlarını falan alır. Onlar renk vermez. İngiliz yargıçtı, hiç renk vermiyorlar. Yüzüne bakarsınız, ‘Tamam, davayı kazandık’ dersiniz, 15 gün sonra bir karar gelir kaybetmişsiniz. Orada intibanın üzerinden değil, sunulan evrakların ve bu evrakların üzerinden verilecek o karar.

‘UEFA, BU SENE CAS’TA 2 DAVA KAYBETTİ’

UEFA’da şöyle bir karar var, bu açık ve net. Net net! UEFA, bu sene CAS’ta benzeri şekilde iki dava kaybetti. Milan’ın davası ve City’nin davası. Netice itibariyle men cezası almış kulüpler.

‘BARİ ŞU MAÇLAR OYNANSAYDI’ DEDİM

Pandeminin hemen ertesinde antrenmanlara başladık, başladığımızın ikinci haftası bu karar geldi. Onu da söyledim orada. “Vermiş olduğunuz karar, bütün camianın oyuncuların konsantrasyonunu ve motivasyonunu bozdu. En azından biraz bekleseydiniz, şu maçlar oynansaydı.” dedim.

‘AT GÖZLÜĞÜYLE BAKAMAZSINIZ!’

Kimin kafasını karıştırmadı. Sürekli oyuncuları telkin etmeye, motive etmeye çalıştık. Şu kadarını söyleyeyim, tekrar tekrar söylüyorum UEFA’ya bazı konularda saygı duyarız. Amir kurumdur. Avrupa Ligi’nin, Şampiyonlar Ligi’nin, Avrupa Şampiyonası’nın organizatörü ve patronudur. O müsabakaları onlar organize ederler. Fakat, bazı konulardaki bakış açısı.. Özellikle sporda bazı konularda motomot bakamazsınız, at gözlüğüyle bakamazsınız.

‘ŞİŞİRİLMİŞ BİR BİLANÇO VERMEDİM’

Tekrar söylüyorum, ben oraya şişirilmiş bir bilanço vermedim. Sürdürülebilir bir bilanço verdim. Aradan 1 sene geçti, 1 sene içerisinde finansal olarak üstüne koya koya gidiyorum. Benim hesabıma göre ben 17 milyon euro kardayken, ben senin sermaye artışını kabul ediyorum, 2019’da yaptın diyor, ondan önceki yılları nakit olarak yansıtılamaz diyor. Vergi anlaşması diyor. İki vergi uzmanı sürekli olarak aşağı yukarı 1.5 saat konuştular, 4 büyük denetim şirketinin birisinin çok deneyimli iki vergi uzmanı. Fakat, UEFA’nın avukatı ısrarla bunlar ödenmesi gereken vergilerdi, neden ödenmedi, neden uzlaşıldı. Ya Allah’ın adamı, bu senin problemin değil, bu senin soracağın soru da değil. Bu Trabzonspor Kulübü’ne özel olarak yapılmış bir vergi affı da değil. Bütün profesyonel futbol kulüplerini kapsayan bir vergi affı.

‘VERGİ AFFI NİYE YAPILDI?’

Netice olarak, sen gelire gidere bakmıyor musun? Sen bir kere dön oraya bak. Vergi affı niye yapıldı? Ben orada şöyle bir şey söyledim, UEFA’nın avukatı ve onun yanında da UEFA’nın FFP direktörü oturuyordu. “Ben, 1999 yılından bu yana aralıklarla Trabzonspor Kulübü’nde yöneticilik yapıyorum. Çok mu garibinize gitti.” 1960’dan bu yana bu ülkede vergi affı aralıklarla gündeme geliyor. 1990’dan beri vergi affı dediğiniz şey kulüplerle alakalı olarak zaten gündemde olan, yapılan, en son 4 ay önce, 4 sene önce, ondan önce 3 sene önce, en son vergi affı yapıldıktan sonra vergi oranı da yüzde 40’a çıkarıldı. Maliye ve Hazine Bakanlığı, ödemediğiniz takdirde yakarım dedi. O perde indirildi.

‘BENİ OLMAYAN BORÇTAN NASIL SORUMLU TUTARSIN?’

UEFA’nın FFP Komitesi veya Yargıçlar Kurulu’nun bunun üzerinden gitmek gibi bir şansı, yetkisi, değerlendirme yapabilecek durumu yok. Sen içeriye giren nakde ve bilançoya bakarsın. Bu para benim borcum mu, değil. Değilse sen beni olmayan borçtan nasıl sorumlu tutarsın.

‘UEFA, BİZİM DAVADA ÇOK AGRESİF DAVRANDI’

Burada UEFA, bizim davada çok agresif davrandı. UEFA’nın bu konuda verdiği karar ve Yargıçlar Kurulu’nun vermiş olduğu kararlar ciddi şekilde tartışıldı. UEFA’nın bu sezon 3 tane maçı vardı, 2’sini kaybetti. Bir tanesi Milan davası, bir tanesi City davası.

‘KULLANILAN ÜSLUBU BEĞENMEDİM’

Trabzonspor davasını da kaybederse, ki inşallah kaybedecekler. Bu CAS’tan aleyhimize bir şey çıktığı takdirde yolun sonu değil. Onun bir adım ötesi de İsviçre Federal Mahkemesi. Oraya kadar gidecek ve Trabzonspor’un haklarını korumak amacıyla yürütmeyi durdurma da dahil olmak üzere devam edecek olan bir savaş, mücadele. UEFA’nın bakış açısı bu. Orada burada, açık ve net ifade ettim. Ben kullanılan üslubu beğenmedim.

‘İKİ TANE SAĞLAM TOKAT YEMİŞLER’

UEFA netice itibariyle Avrupa futbolunun amir kurumudur. Avrupa futbolunu var eden kurumlar, kuruluşlar futbol kulüpleri ve üye ülke federasyonlarıdır. Orada duruşma esnasında UEFA’nın avukatının kullanmış olduğu üslup, bir spor organizasyonu ve uluslararası federasyonun kullanmış olduğu bir üsluptan çok uzaktı. Anlayışla karşılıyorum, belli ölçüde. Çünkü, iki tane sağlam tokat yemişler. Görünen o ki, UEFA’nın sinirleri bozulmuş. Bu davayı da kaybederlerse, onlar için hiç hoş olmayacak bir sürecin başlangıcı olacak.

‘BİZ GÖREVE GELDİĞİMİZDE…’

Biz 2018 yılında göreve geldiğimiz zaman açık ve net olarak, ifade ettik. Mali disiplini, idari disiplini, saha içi disiplini bozulmuş, başarıdan uzaklaşmış. Oynamış olduğu maçlarda yani 6-7 gol yiyerek sahadan mağlup olması vaka-i adiye haline gelmişti.

‘YIPRANMIŞ BİR KULÜP TESLİM ALMIŞTIK’

Bu şekilde yıpranmış bir kulüp teslim aldığımızı biz biliyorduk, kamuyounun da malumuydu. Bir kere sadece futbolun değil, sporun altın kuralı. Mali ve idari disiplini sağlayamadan, 1-2 tesadüf dışında sportif başarıyı kazanamazsınız. Her kurum için böyledir. Siz oyuncunuza 6-7 ay, personele 3 ay para ödemiyorsunuz ama transferle performans bekliyorsunuz. Bunu yaşayan sadece Trabzonspor değildi. Bizim şansımız şu oldu, biz bunu 3 sene önce yaşadık ve 2.5 sene önce bunun önlemlerini aldık. Lütfen kimse yanlış anlamasın. Diğer kulüplerin mali, idari, sportif konularıyla alakalı olarak fikir beyan edecek, düşünce öne sürecek bir yapım yok. Abesle iştigaldir zaten. Bazı büyük takımlarımızın, orta ölçekli takımlarımızın, kümede kalma mücadelesi veren takımlarımızın problemlerinin başında mali sıkıntılar geliyor.

Son güncelleme: 16:34 18.07.2020