SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

VEDA…

25 Haziran 2020

1999-2000 sezonu. TOFAŞ; Panathinaikos’u ağırlıyor. Yayıncı Cine5 adına Bursa’dayım.

Mikrofonu uzatıp soruyorum: “Türkiye’de çalışır mısınız?” Yanıt veriyor: “Şartlar uygun olursa…” Yayın ekibinden biri yapıştırıyor: “Ne işi var bu adamın Türkiye’de!”

Ahmet Cömert’teki bir Ülker maçından önce de basın tribününde çay içiyor, bizimle. Sorumu hatırlatıyorum, gülümsüyor.

Selanik’te Efes’in de yer aldığı, Panathinaikos’un şampiyon olduğu ‘final four’da yine karşılaşıyoruz, “Tamam; artık sorma!” diyor, yine gülümseyerek.

Tanıştıktan yıllar sonra zoru başarıyor Aziz Yıldırım; onun için şartları hazırlıyor. Fenerbahçe macerasına başladıktan sonraki ilk karşılaşmamızda şöyle diyor Obra: “Gördün mü? Geldim!” Disiplin onun için her şeydir. Özellikle saha içinde düzen dışına çıkılmasından nefret eder. Bu yüzden NBA’e ve söz geçirmesi zor olan ABD’li oyunculara sıcak bakmaz.

Her Sırp basketbol adamı gibi parayı sever. Ama aldığının karşılığını vereceğini bilir ve bu konudaki serzenişlerden hoşlanmaz.

Genç basketbolcular için harika bir öğretmendir ama oyuncu yetiştirdiği pek görülmemiştir. Genelde yıldızlarla çalışmayı sever. En iyilerle de çalışmıştır. Dejan Bodiroga ve Arvydas Sabonis gibi… Zekası, bilgi seviyesi tartışılmaz. Avrupa basketbolunun akıl işi en iyi hücum setleri ona aittir. Hatta bu setlerden biri, tişörtlere baskı olmuştur!

İşine kimseyi karıştırmaz. Zaten kimse karışmaya cesaret edemez! Bir Sırp meslektaşımız şöyle demişti yakından tanıdığı efsane için: “Basketbolda ‘coaching’in sahaya etkisi yüzde 60-70’se Obradovic’te bu, yüzde 80-90’dır.”

Onun gibisi Avrupa’ya zor gelir, Türkiye’ye gelmez!

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek