SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Bir emektar boksörün hikayesi: 134 maçta 123 yenilgi

134 profesyonel maçta sadece 11 galibiyet İngiliz boksör Lewis van Poetsch'in hikayesi, boksun bilinmeyen bir yüzünü anlatıyor...

SKOR DETAY HABER
16:06 -
Bir emektar boksörün hikayesi: 134 maçta 123 yenilgi

Lewis van Poetsch’in boks kariyeri sohbet başlatmak için birebir. 29 yaşındaki sporcu 134 profesyonel maçta 123 yenilgiye sahip. Boksta journeyman (emektar) olarak tanımlanan Lewis van Poetsch, dünyanın en sert sporlarından biri için kritik bir rol oynuyor.

“Eskiden berber olarak çalışıyordum ve müşterilerim bana emektarın anlamını soruyordu. Temel olarak görevim ringe girmek, iyi bir gösteri sunmak, boksa başlayan yeni bir yeteneğin öğrenmesini kolaylaştırmak. Orada ne yaptığımı iyi biliyorum. Ne zaman sert girmek ne zaman mesafe vermek gerektiğini… İnsanlar bunu Snatch filmindeki gibi 4 veya 5’inci roundda düşmek sanıyor ama öyle değil. Bir yeteneğin boks kariyerinin başında önemli bir role sahibiz.”

Şimdilerde tam zamanlı asansör ustası, yarı zamanlı boksör olarak çalışan Lewis van Poetsch ayda ortalama 3 maça çıkıyor.

“Genelde sabit ücret alıyoruz. Eğer maç TV’de yayınlanıyorsa ve büyük bir isme karşı dövüşürsem bir iki ekstra içki ısmarlıyorlar. Bazı maçların tarihi aylar önceden ayarlanıyor ama belli de olmuyor. Docherty ile karşılaşacağımı 10 saat önce öğrenmiştim.”

Çoğu emektar gibi Van Poetsch’un hayali de bu değildi. Profesyonel boksa başladıktan sonra biletlerin satışının yarattığı baskı onu çok etkiliyordu. Sabit ücretle journeyman rolünü bu yüzden kabul etti.

“Boksu çok seviyorum. Bu parayla ilgili değil. Genelde heyecanlanmam ama bazen endişeleniyorum. Yakın zamanda İrlandalı yeni yetenek Padraig McCrory ile dövüştüm. Yalan söylemeyeceğim, maç öncesi soyunma odasında otururken altıma yapacaktım. Çocuk gerçekten yumruk atmayı biliyor ve ben iş yerinde zor bir hafta geçirmiştim, dövüşten önce sadece 4 saat uyumuştum. Ama o zil çalınca her sey değişiyor, hipnotize oluyorum, sonuçta çok keyif aldım.”

Van Poetsch, ringdeki ana karakteri destekleyen rolde olmaktan mutlu. İzleyenleri eğlendirmeyi de ihmal etmiyor.

“Kötü adam olmayı seviyorum. Eğer bu roundlar arasında izleyicilerle etkileşime girmekse, rakibin giriş müziğinde dans etmekse, onları güldürecekse ben varım. Bana her zaman bağırıyorlar, ‘Seni şişman p*ç’ gibi sözlerle. Ben göbeğimi sıvazlıyorum, buna bayılıyorlar. Boksörler çoğu zaman unutuyor, biz insanları eğlendirmek için oradayız.”

Emektarlar, maçların heyecanlı ve rekabetçi olmasını sağlarken hem rakibin hem de kendilerinin yaralanmamasını da gözetmek zorunda. Van Poetsch journeyman olarak onu sınırlayan çizgilerin farkında. Ancak o sınırların geçildiği zamanlar da olmuş.

“Bir kere bir genç yetenek ile dövüşüyordum. Bir journeyman ile dövüşmenin yazılı olmayan bir kuralı vardır: İlk roundlarda hırpalama. Bu eleman ringe girer girmez yumrukları sallamaya başladı ve durmuyordu. Kendimi korumak zorundaydım. Sonuçta maçı kazandım, onun da burnu kırıldı. Menajeri benimle uzun süre konuşmadı.”