SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Bedri BAYKAM / Bu karşılaşma birçok sebepten, olağan bir F.Bahçe-G.Saray maçının çok üstündeydi. Yöneticiler arası kavgalar, F.Bahçe'ye has iç buhranlar, olağan yüksek gerginliği doruklara taşıyan faktörlerdi. Gustavo'nun ağır bir sorumsuzlukla bir kart görerek cezalı duruma düşmesi, F.Bahçe'nin en büyük açığıydı.

LEMINA'SIZ G.Saray hızlı kontrataklarla oyuna girdi. Gol, sahasından çıkmakta yine çok zorlanan F.Bahçe'den geldi. Kruse penaltıyı mükemmel kullandı. İlk yarının devamında Halil Umut Meler, faullerde takdir haklarını sürekli G.Saray'dan yana kullandı. Sanki ‘Gol olana kadar faul çalmak' gibi bir ısrara girmişti. Üst üste gelen korner ve frikiklerden sonra Donk durumu eşitledi.

İKINCİ yarıya F.Bahçe daha iyi başlarken Yanal'ın neden atıldığını anlamadım. Çakma stoper Jailson'un saçma hareketine hakem ağır bir kararla penaltı verdi. Meler'in VAR'a gitmemesi büyük hataydı. Uzatmanın 5. dakikasında gelen 3. gol, 20 yıllık serüveni bitirirken, F.Bahçe de bu gerginlikten kurtuldu. Çünkü son yıllarda artık sarı-lacivertliler iç sahada sanki artık rakiplerini yenmek için değil, yenilmeyip rekor uzatmak için oynar hale gelmişti. Hakemin yanlı ve zayıf yönetimine rağmen G.Saray genelde daha dengeli ve özgüvenli bir oyun oynayarak maçı hak etti. Bireysel ve takım olarak üstündüler.

F.BAHÇE yönetiminin maçtan önce teknik kadroya açık destek vermemesi, G.Saray'ın 20 yıl sonraki galibiyetinin nedenlerinden biriydi. Bu tavır, ‘Sırat köprüsüne çıkar gibi' takımın sahaya moralsiz sürülmesine neden oldu. Yanal ile sıcak ilişki gereksinimini yönetim hiç göremedi. Sezonun rengini bu zaaf belirledi. F.Bahçe camiası her skora ve gidişata göre hoca değiştirme sendromundan çıkmazsa daha 10 yıl şampiyonluk göremez.