SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbolun başındaki bela: Elle oynama kuralı!

Son sözümü en başta söyleyeyim: Elle oynama kuralı bence radikal biçimde ele alınmalı. İhlalin cezasını endirekt vuruşla sınırlandırmak dahil seçenekler IFAB tarafından masaya yatırılmalı. Neden böyle düşündüğümü anlatmaya çalışayım.

SKOR ekibi olarak oynanan çoğu futbol maçını canlı takip ediyoruz, bu bizim işimiz ve şanslıyız ki sevdiğimiz bir işi yapıyoruz. Ama uzun zamandır fark ettiğimiz ve aramızda da tartıştığımız bir konu, oyunu hem izlemeyi hem de sevmeyi çok zorlaştırmaya başladı. Elle oynama pozisyonlarından bahsediyorum.

Maalesef futbol -özellikle de Lig’imizde- elle oynama pozisyonları ve beraberindeki tartışmalar arasına sıkışan bir spor dalına dönüştü. Sürekli ama sürekli; el mi değil mi, çarptı mı kasti mi, yakında mı uzakta mı, kol açık mı değil mi, vücuttan mı sekti, avantaj mı yarattı, “VAR mı gördü ne dedi” gibi gürültülerden futbolun sesini işitmek imkansız hale geldi. İşin kötüsü söz konusu kaosu en çok sahadaki profesyoneller besliyor. Belirsizliğin kokusunu alan futbolcular top oyuncunun sırtına çarpsa bile aynı anda hakeme koşuyor, hakemler istikrarsızlık yemini etmiş gibi, VAR’dakiler zaten aynı maç içinde dahi kendiyle çelişmeyi başarıyor. Bu karmaşık işin içinden çıkamadığı için sıkça kuralı güncelleyip kafaları daha çok çorba eden IFAB’i de gruptan ayrı tutmamak gerek.

8 MAÇTAN 5’İ ETKİLENDİ

Süper Lig’de sadece bu hafta, elle oynamaya bağlı penaltı kararları 5 maçın sonucuna doğrudan etki etti. (Haftada 9 maç var, bu yazı kaleme alınırken 8’i oynanmıştı)

  • Beşiktaş Gaziantep maçında kola çarpan bir top sonucunda VAR kaynaklı bir penaltı kararı yaşandı.
  • Fenerbahçe Alanyaspor karşılaşmasında 3 farklı elle oynamaya bağlı penaltı pozisyonu oldu. Birinde VAR uyardı penaltı çalındı, diğer ikisinde VAR devreye girmedi.
  • Kayserispor Antalya maçında elle oynama gerekçesiyle penaltı kararı verildi.
  • Sivasspor Başakşehir karşılaşmasında ceza sahasında çok kritik bir elle oynama pozisyonuna hakem ve VAR ‘Devam’ dedi.
  • Kasımpaşa Galatasaray maçında ceza sahasında bir şut savunma oyuncusunun eline çarptı ve VAR uyarısıyla skor tabelası değişti.

Bu kararların tamamı VAR uyarısıyla/onayıyla (ekran karşısında oda sıcaklığında pozisyonu izleyen insanlar tarafından) verildi. Ama çalınan düdüklerin, ortaya çıkan kararların arkasında ortak bir kaide olduğuna inanmak çok zor.

Geçtiğimiz yaz ‘hentbol kuralı’ IFAB tarafından tekrar düzenlendi. Buna göre artık elle oynama ihlali için kasıt unsuru aranmıyor. IFAB kasıtla kaza arasındaki farkı süzmenin çok zor olduğunu düşünerek ihlalin tanımını genişletti ama bu griliği azaltmadı, düdük ve kurban sayısı çoğaldı, tartışmaların sesi yükseldi.

‘Birbiriyle çelişen kararlar’ sorununu yaşayan sadece biz de değiliz. İngiltere Premier Lig’de de ilgili pozisyonlarda çok tartışmalı sonuçlar ortaya çıkıyor. Geçen hafta Robert Snodgrass’ın Sheffield United’a attığı beraberlik golü, top West Hamlı oyuncunun eline (kasıt olmasa da) ‘çarptığı’ için iptal edildi. İki farklı maçta Liverpool yıldızları Trent Alexander-Arnold’un ve Virgil van Dijk’ın açık elle müdahaleleri ise penaltı ile cezalandırılmamıştı. Bir önceki sezon City’nin yıldızı Kevin De Bruyne de Tottenham karşısında son dakika golleri elle oynama yüzünden iptal edilince isyan etmiş, ‘Ne yapacak kolunu kesip kolsuz mu oynasın?’ demişti.

Bu ilginç bir soru. Gerçekten bir süredir ceza sahasında elleri arkada halay çeker gibi koşan bir grup savunma oyuncusu görüyoruz. Oysa eller arkada koşmak doğal koşma aksiyonuna ters (hatta tehlikeli) ancak, savunmadaki oyuncular topun ellerine gelmesini istemiyor. Çünkü hakemin buna penaltı çalma ihtimali var. Yazı tura atarak bir hakemin topun ele gelmesi durumunda vereceği kararın istatistiğine ulaşabilirsiniz. Kural ve uygulama o kadar gri bir durumda ki, oyuncular hakemin ruh haline güvenmektense ellerini tuhaf şekilde saklamakla uğraşıyor. Oysa el ve kol da vücudun bir parçası ve herhangi bir spor dalında bir uzvun bu kadar ötekileştirilmesi bana çok tuhaf geliyor. Evet futbol adı üstünde bir ayak oyunu ve kuralın temel refleksi buraya dayanıyor ancak mevcut durumda ayaktan çok eli konuşuyoruz. Kural da çıkış noktasını inkar eder durumda.

IFAB’ın açıkladığı ve içinde ‘genellikle’ ibaresinin bulunduğu kuralı yazının sonuna ekledim. Bu kural (bir önceki yıl yayınlanan gibi) ‘genellikle’ saha içindeki kaosu çözmüyor, artırıyor.

PEKİ NE YAPMALI?

Futbol diğer spor dalları gibi kuralların değişmesi ve esnetilmesiyle gelişen ve güzelleşen organik bir oyun. Bugün geri pas kuralı olmadığı bir maçı hayal edemediğimiz gibi, 5 yıl sonra ‘VAR’sız bu işler nasıl oluyordu?’ diye düşünmemiz muhtemel. El kuralında da IFAB’ın sürekli arayışta olduğunu biliyoruz ve yeni modeller ortaya çıkacaktır. Tarihe not düşmek için yazayım. (Eyy IFAB gibi değil) Benim önerim; süzmesi ve standart koyması çok zor olan “kasıt”, “vücudun doğal pozisyonu” gibi parametreleri kuralın dışında tutmak, hakemlere sadece ‘ihlali yapan kendine avantaj sağlıyor mu?’ sorgulaması yaptırmak. Ve sonuçta ihlal yapanı direkt değil endirekt vuruşla cezalandırmak. (Doğrudan kaleye giden şutlarda caydırıcılık bir istisna olarak penaltı veya oyundan ihraç ile sağlanabilir. Ama zaten sıkça gördüğümüz durum bu değil) Bu senaryoda hakemler başta olmak üzere kimsenin detaylarına hakim olmadığı gri bir kuralın sonuca bu kadar etki etmesinin, kanattan yapılan kötü bir ortanın skor tabelasını değiştirmesinin önüne geçilebilir.

IFAB kuralları (en son) ne diyor?

Eğer oyuncu aşağıdaki ihlalleri yaparsa:

– Elini/kolunu topa doğru hareket ettirmek de dahil olmak üzere topa bilerek eli/kolu ile dokunursa – Top eline/koluna temas ettikten sonra topun hakimiyetini/kontrolünü sağlarsa ve daha sonra:

• rakip takımın kalesine gol atarsa

• bir gol atma fırsatı yaratırsa

– Kazara da olsa, rakip takımın kalesine doğrudan eli/kolu ile gol atarsa, kaleci tarafından yapılması da dahil olmak üzere.

Eğer oyuncu aşağıdakileri yaparsa, bu durum genellikle ihlal teşkil eder:

– Oyuncu topa eli/kolu ile dokunduğunda:

• el/kol oyuncunun vücudunu doğal olmayan şekilde büyüttüyse

• el/kol seviyesi omuz seviyesinin üstündeyse/aşıyorsa (oyuncu bilerek topla oynadıktan sonra top eline/koluna dokunmadıkça)

Eğer top oyuncuya yakın olan başka bir oyuncunun kafası veya vücudu (ayağı da dahil) yoluyla doğrudan oyuncunun eline/koluna temas etse bile, yukarıdaki ihlaller uygulanacaktır.

Yukarıdaki ihlaller haricinde, eğer top bir oyuncunun eline/koluna aşağıdaki durumlarda temas ederse bu durum genellikle bir ihlal teşkil etmez:

– Oyuncunun kendi kafasından ya da vücudundan (ayağı da dahil olmak üzere) doğrudan gelirse

– Oyuncuya yakın olan başka bir oyuncunun kafasından ya da vücudundan (ayağı da dahil olmak üzere) doğrudan gelirse

– Eğer el/kol vücuda yakınsa ve vücudu doğal olmayan bir şekilde büyütmüyor ise

– Bir oyuncu düştüğünde ve el/kol düşerken vücudu desteklemek için vücut ile zemin arasına girerse, vücuttan yana doğru ya da dikey olarak uzatılmaması/genişletilmemesi koşuluyla

Kaleci kendi ceza sahası dışında elle oynama konusunda diğer oyuncularla aynı kısıtlamalara sahiptir. Eğer bir kaleci kendi ceza sahası içerisinde elle oynama izni olmadığı halde topu elle oynarsa, rakip takım lehine bir endirekt serbest vuruş verilir ancak disiplin cezası uygulanmaz.

Yazarın Diğer Yazıları