SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Suçlu kim?

Suçlu kim?

Fenerbahçe, dün Sivas’ta sezonun en kötü, en dağınık futbolunu ortaya koydu ve yenilgi kaçınılmaz oldu.

Süper Lig'de 14. hafta sonunda lider Sivasspor'un 8 puan gerisine düşmesinin suçlusu kim? Başkan Ali Koç ve yönetimi mi, Comolli mi Ersun Yanal mı?

Buna cevap aramadan önce dünkü maça gelelim. Ersun Yanal'ın da basın toplantısında bahsettiği gibi Fenerbahçe'yi uzun zaman sonra isyan etmeyen bir takım olarak gördüm. Ne oynadığını bilmeyen bir düzenle sahadaydı sarı-lacivertliler. Bu seviyedeki teknik adamlar rakibini tabii ki iyi analiz eder. Bu analiz ya oyunculara iyi anlatılmadı ya da oyuncular yeteri kadar konsantre olamadı. Sadık'ın talihsiz sakatlığıyla oyuna ısınmadan giren Zanka, zaten sonun başlangıcı oldu. Hızlı hücumlara çıkan Sivasspor, Zanka'nı oyuna girmesiyle daha rahat kaleye gelmeye başladı.

Max Kruse… Bu adam Bundesliga'da esip gürleyen, Almanya Milli Takımı'nda forma giyen bir isim değil mi? Nerede o Kruse nerede bu Kruse. Fenerbahçe 10 numarası ceza sahasında fırsat geldi mi topu tribünlere gönderemez. Kruse, Fenerbahçe'ye yakın olan isimlerle ilişkisini gözden geçirip, özel hayatını da düzene sokup, burasının Fenerbahçe olduğunu tez zamanda anlamalı, yoksa kontratını bitiremez. Beşiktaş maçını fırsat bilip, yeniden kendini kanıtlamalı.

Tek tek oyuncuların kötü performansını sayarsak bu yazı bitmez. Sadece ayakta kalan iki isme değinelim. Ozan Tufan ve sonradan oyuna giren Deniz Türüç. İki ismin çabası golü getirdi ama beraberlik Sivas kalecisine takıldı.

Peki, Fenerbahçe nasıl toparlanacak. Tabii ki öz eleştiriyle. Başkan Ali Koç da Ersun Yanal da şapkasını önüne koyacak. Ersun Yanal'ın yapması gereken en önemli şey mental olarak takımı ayağa kaldırmak.

Ersun Yanal…

Fenerbahçe için çok büyük umutlarla istendi, geçen sene neredeyse küme düşme hattına kadar gerileyen takımı aldı Avrupa'ya götürmesine ramak kalmıştı. Bu sezon doğru hazırlanarak başladı, A planı iyiydi. Fenerbahçe geriden pas yaparak oyun kuruyor, kaleci bile atakları başlatan olarak rol alıyor, Fenerbahçe tüm istatistikleri alt üst ediyordu. Ancak son bir aydır takımdaki bitiricilik sorunu skorlara yansıdı deplasmanlarda gelen arka arkaya kötü sonuçlar sabırları taşırdı. Ersun Yanal acilen bir deplasman stratejisi geliştirmeli. Fiziken sert geçecek bir Sivas deplasmanına Emre-Gustavo orta sahası intihar gibiydi, nitekim de öyle oldu. Emre büyük bir lider, çok da teknik bir oyuncu. Ancak yaşı ve fizik durumu ile böylesine sert bir deplasmanda orta saha hakimiyetini kaybedeceği belliydi. Bu tarz maçlar dinamizm gerektiren maçlar Tolga veya merkezde Ozan bu nedenle gerekiyordu. Taraftarın en büyük sitemi Ersun Yanal'ın eski radikal hamlelerini göremiyor olmalarıydı. Özellikle dün, Sadık sakatlandığı an şahsen Gustavo'yu stopere çekip Ferdi veya Denizi oyuna alıp Ozan'ı merkeze çekmesini beklerdim. Şapkayı önüne koyup öz eleştiri yapması gerek artık hocanın.

Peki yönetim…

Temmuz ayından bu yana sol beki olmayan, Rodrigues ve Moses tarzı üçüncü bir kanadı olmayan bir Fenerbahçe. Ve Fenerbahçe hızlı kanat oyuncusu ve sol beki olmadan Aralık ayında Beşiktaş derbisine çıkıyor. Sol bek ve kanat transferinin upuzun transfer döneminde yapılamaması bu noktalara gelinmesinde en önemli faktörlerden biri.

Comolli'nin artık hata lüksü yok. Kefil olduğu Zanka ve Rami'nin durumu ortada. Onlarca transfer yapılıyor içlerinden faydalı olacak oyuncu sayısı bir elin beş parmağını geçmiyor. Devre arası yönetim ve Comolli, sadece teknik heyetin raporu doğrultusunda transfer yapmalı.

Kıssadan hisse sahadan sorumlu Ersun Yanal, saha dışından sorumlu başkan ve yönetim. Takımın bu durumda olmasının kabahati en çok kimde, bunu taraftar takdir eder. Taraftar da ne isterse o olur. Herkes şapkasını önüne koyup hatalarından ders çıkarmalı… Kimse Fenerbahçe’den büyük değildir.