SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Efsanevi tırmanışçı Kilian Fischhuber Sözcü’ye konuştu

Dünya çapında tırmanma denince akla gelen ilk isimlerden olan Avusturyalı efsane Kilian Fischhuber, Sözcü Skor’a konuştu. Dünya Kupası’nı üçü üst üste olmak üzere beş kez kazanan Red Bull sporcusu Fischhuber ile özel bir yarışma için ziyaret ettiği İstanbul’da bir araya geldik. Fischhuber tutkunu olduğu spor hakkında samimiyetle konuşurken Türkiye’nin spordaki durumundan da söz etti.

Genel olarak tırmanma veya gözümüzün önüne gelen ilk resmiyle kaya tırmanışı extreme bir spor olarak bilinmekle birlikte, doğayla bütünleşmek, doğayla ona saygı duyarak mücadele etmek açısından da oldukça ilham verici bir spor. İsmi ile müsemma “tırmanma”, uzunca ve zorlu bir yolculuğun ardından, tırnaklarıyla kazıyarak küçük çıkıntılara, oyuklara tutunarak olimpik bir spor olmayı başardı. Bu başarının artık aktif bir yarışmacı sporcu olmasa da önemli figürlerinden, Bu yolculukta en zorlu metreleri tırmananlardan biri olan Avusturyalı Kilian Fischhuber, özel bir yarışma için İstanbul’daydı.
Üçü üst üste olmak üzere beş kez Dünya Kupası’nı kazanan Red Bull sporcusu Fischhuber, tutkusunu, yolculuğunu be Türkiye’nin bu spordaki konumunu yorumladı. Efsane isim, Türkiye’deki favori tırmanma lokasyonlarını da paylaştı.
Yolculuğunuz siz çok gençken başlıyor. Sizi bu sporu seçmeye iten neydi? Hikaye nasıl başladı? | Bu spora 11 yaşımda başladım. Tırmanma o dönemdeki pek çok farklı hobimden biriydi. Çok sevdim ve devam ettim. Çünkü tırmanmanın size sunduğu çok şey var. Pek çok farklı disiplin ile iç içe. O dönem doğada da kapalı alanda da tırmandım ve bende giderek büyüyen bir yer aldı.
Çocukken hiperaktif miydiniz? | Aslında hayır. Aktiftim elbette farklı sporlar da yaptım ama bazen çok rahat bir insan da olabiliyorum. Durup kitap da okuyorum bazen. :)
Çocukluğunuzda sizi bu spora iten ne oldu? Pek çok farklı spor yaptınız ama... | Aslında şu an Türkiye’nin bu sporda içinde bulunduğu duruma da benziyor benim başlangıcım. Ben 11 yaşımda başladığımda yaşadığımız yerde bir tırmanma salonu açılmıştı. "deneyecek yeni bir şey" diyerek gittim ve aslında tesadüf oldu başlangıcım.
Ailenizin tepkisi nasıl oldu? | Başlangıçta biraz tedirgin olmuşlardı zira tırmanma ve özellikle "serbest tırmanış" onları germişti. Hayatımı riske attığımı düşünüyorlardı. Ve elbette tırmanma her zaman güvenli değil ancak çoğu zaman oldukça güvenli.
Zamanla bu algıları değişti sanırım! | Sanırım öğrendiler artık. Nasıl antrenman yaptığımı gördüler ve bu onları sakinleştirdi aslında. Bazen hala endişe ediyorlar ama eskisi gibi sık değil.
Alınan önlemlere rağmen ufak bir korku kırıntısı oluyor mu? Tam olarak benzetme doğru mu olur bilmiyorum ama bazı önemli şampiyon boksörler ilerleyen yıllarda röportajlarında rakibinden ve daha doğrusu yumruk yemekten korkmanın öneminden söz ederler. Sizde de buna benzer bir his oluyor mu? | Korku aslında biraz subjektif bir durum. Yükseklik korkusu ile gerçekten tehlikeli bir durumun yarattığı korku farklı. Doğada tırmanış yapıyorsanız elbette tehlike de bunun bir parçası olabiliyor. Ve bu korku yardımcı da oluyor zira gerçekten tehlikeli bir durumdan korkmak veya tedirgin olmak hayatınızı kurtarabilir. Verdiğiniz örnekle paralel bir şekilde tedirginlik, korku ve karşıdaki engele saygı size yardımcı olur. Tabii ki bunlar üzerinizde yük oluşturmayacak seviyedeyken faydalı olabilir. Yani bunun azı faydalıdır diyebiliriz!
Tırmanma çok zor ve çok zorlayıcı bir spor? Ve belki de sizin başladığınız dönemde daha da zordu imkanlar bakımından nasıl bir yol kat etti spor? | Antrenmanlar son 20 yılda çok değişti. Başladığımda niş bir spordu. Bazı ilgili insanlar biliyordu ama şimdi bir olimpik spor. Ve bu aslında aktif sporcular arasında bir baskı da doğuruyor. Ben artık emekli bir sporcuyum. Evet tırmanıyorum, hala profesyonelim ancak yarışmacı değilim. Dediğim gibi artık bu bir olimpik spor ve bunun sonucunda tırmanışa son zamanlarda büyük bir ilgi var.
Şimdi bunun bir olimpik spor olduğunu görünce içinizden hiç "ah keşke..." diyor musunuz? | Şahsen çok iyi zaman geçirdim, doğru bir dönemde tırmandım. Hayal ettiğimden çok daha fazlasını başardım. Elbette her sporcu olimpiyat şampiyonu olmak ister ama bunun arkasında çok büyük bir emek ve çalışma var… Güzel olurdu olimpiyat oyunlarında yer almak :) ama çok iyi bir jenerasyon geliyor şu an.
Siz de aslında bu sporun olimpiyata giden yolunda önemli bir parçasınız. | İlginç bir nokta da şu; 20 yıl boyunca bu sporun geçtiği yolu deneyimledim. Bir zamanlar nasıldı biliyorum, topluluğumuz küçük bir gruptu ama şimdi büyüdü ve bu evrilmeyi deneyimlemiş olmaktan dolayı çok minnettarım.
Tırmanma extreme bir spor olarak görülüyor olabilir ancak artık o kadar da extreme değil sanırım? | Aslında değişebiliyor bu bizim için. Salonda tırmanıyorsanız bu extreme olmuyor. Çok çok güvenli. Çocuklar, yaşlılar herkes rahatlıkla deneyebiliyor. Ama elbette extreme boyutu da var bu sporun. Kaya tırmanışı yaparken mesela... aslında çok güvenlik önlemi var ipsiz tırmanmıyorsanız ki ben yapmıyorum.
Doğada tırmanmayı nasıl tanımlarsınız? | Farklı... Böyle başladı bu iş. Salonlar hep kaya tırmanışı için antrenman alanlarıydı. Ama şimdi bağımsız salonlar var ve insanlar dışarıda kaya tırmanışı yapmadan bu sporu öğrenip ilerleyebiliyorlar. Ama ben doğada tırmanmanın içinde bir tutku olduğunu düşünüyorum. Farklı ülkelere gidiyorsunuz, farklı kültürler görüyorsunuz, farklı tırmanış alanları buluyorsunuz. Bana daha çekici geliyor bu açıkçası.
Kaya tırmanışı yaparken kendinize rota belirliyorsunuz ve bu rotayı keşfetmek sanki doğanın sizden sakladığı bir şeyi bulmak gibi. Bu bağlamda sporun doğayla ilişkisini nasıl yorumlarsınız? | Kayada her zaman mümkün olan yollara bakarsınız. Bazen en kolay yolu, bazen ise daha zor olanı seçersiniz. Canınız mücadele istiyorsa eğer en zor yolu tercih edersiniz. Yol her zaman oralarda bir yerlerdedir. Biz tırmanışçılar ziyaretçiyiz. Ama tırmanma salonlarına gittiğinizde yolu, engelleri önceden belirliyorsunuz. Çok yaratıcı olmak zorundasınız. Yeni boyutlar, yeni fikirler geliştirmelisiniz. Hem rotayı hazırlamak hem de yarışmacılar için o rotayı keşfetmek ve problemi çözmek oldukça zorlayıcı.
Salondaki tırmanışlar için rotalar da tasarlıyorsunuz. Bu tasarımları yaparken özellikle hatırladığınız lokasyonlardan mı ilham alıyorsunuz? | Evet, her zaman. farklı bölgelerde tırmanmak çok önemli ve iyi. Kaya tırmanışlarından gelen bu deneyimi farklı salonlara taşırken aynı zamanda uzun yıllar boyunca -benim örneğimde bu 20 seneden fazla- tırmandıktan sonra hatırlıyorsunuz ve her zaman fikirleri geliştirme ve evirme şansınız oluyor. Zira aksi halde aynı yerlere 20 yıl önceki gibi tırmanıyor olurduk. Her zaman bir sonraki adımı atıyoruz. İleri taşımaya çalışıyoruz. son yıllarda tırmanış stilleri de böylece gelişiyor.
Dağ keçileri hakkında kısa bir belgesel izlemiştim. BBC’nin yayınladığı bir belgeseldi. Onlar hayatta kalmak için gerekli minerali elde etmek adına inanılmaz derecede dik ve çok yükseğe tırmanışlar yapıyorlar. Çok hayati bir ihtiyaç için oraya çıkıyorlar yani. Sizin dürtünüz nedir? Sizi ne itiyor? :) | Sanırım birine tutkusu hakkında soru sorduğunuzda yanıtlaması ve açıklaması çok zor oluyor. Çünkü bu kişinin içinde bir yerde... Çok farklı boyutları var. Benim için tırmanma çok yönlü bir aktivite. Salona gidebilirim, dışarıya çıkabilirim. Milyonlarca salonum var aslında! Dünyanın bir sürü yerinde tırmanabilirim, kısa kaya tırmanışı (bouldering), lead climbing yapabilirim çok büyük tırmanış duvarlarını kullanabilirim, dağcılık yapabilirim. Aynı yerde kalmadığınız sürece bu spor her zaman farklı bir şey sunacaktır.
Favori lokasyonunuz neresi? | Bunu iki farklı şekilde ele almak gerekir. Doğduğum yerin çevresinde ve büyüdüğüm yer olan Innsbruck, Avusturya'da çok sevdiğim yerler var. Ayrıca yeni yerleri görmeyi, gezmeyi çok seviyorum. Yeni olan ve keşfedilmesi, deneyimlenmesi gereken bir şey varsa çok hoşuma gidiyor. Türkiye’de de birçok kez bulundum. Burada tırmanmayı gerçekten çok sevdim.
Nerelerde tırmanış yaptınız? | Datça’ya ve çevresindeki yarımadaya gittim. İzmir’de tırmandım. Bafa Gölü yakınlarında tırmandım. Çok fazla "kısa kaya" var o bölgede. Ayrıca Antalya civarında da çok tırmandım.
Türkiye’deki "bouldering" ve “climbing” topluluğu hakkında ne düşünüyorsunuz? Pek çok tırmanışçı ile tanışmış olmalısınız. | Birkaç kişiyle tanıştım ve birkaç çok iyi arkadaş edindim. Mesela Zorbey Aktuyun en iyi arkadaşlarımdan biri. Onun tırmanmaya olan yaklaşımını gerçekten takdir ediyorum. Buradaki toplulukla tanıştığımda dikkatimi çeken; hepsinin çok motive ve cesaretli olmalarıydı. Öğrenmek istiyorlar. Sanırım bir açıdan Türkiye tırmanmada geriden geliyor ama şu an bir eşikte. Tırmanma ayrıca dünya genelinde patlama yapmış durumda ve Türkiye’deki tırmanışçılar da aslında bunun farkında ve sıralarını bekliyorlar diyebiliriz. Yeni tırmanış salonları açılıyor... Türkiye’de çok büyük bir potansiyel var ve hala keşfedilmeyi bekliyor aslında. Öyle bir potansiyel ki mesela benim ülkem Avusturya’da böyle bir potansiyel yok şu an. :)
Çok seyahat ediyorsunuz. Yeni lokasyonları nasıl buluyorsunuz? Kolektif bir gözlemleme, arama-tarama süreci olsa gerek değil mi? | Çok büyük bir bölümü tesadüf aslında. Bazen dediğiniz gibi arkadaşlarım öneriyor. Artık sosyal medyada normalde tırmanmayanlar bile "Kilian bir kaya buldum, bir bakmak istersin belki" diyorlar. Dünyanın pek çok yerinden tırmanışçılar da bana ulaşıyorlar. Zimbabve’den, İsrail’den, dünyanın her yerinden... Paylaşımcı bir topluluk bu. Kendine saklamıyor kimse ki bu çok güzel bir şey.
Tırmanma için sizce olmazsa olmaz özellik nedir? "Buna kesinlikle sahip olman lazım" dediğiniz bir şey var mı? | İyi bir soru. :) Sanırım doğru bir cevap yok bu soruya ama şunu söylemem lazım. Sadece fiziksel bir olay değil bu. En büyük biceps sizde olabilir. En güçlü parmaklara da sahip olabilirsiniz ama bu sadece tüm işin bir boyutu. Bu çok teknik bir spor, çok ciddi koordinasyon gerektiriyor ve yarışmacı noktada mental olarak da çok güçlü olmanız gerekiyor. Bunların dengeli bir karışımı doğru olacaktır aslında. Benim için tek bir özellik seçmek imkansız.
Son olarak gençlere, genç sporculara ne tavsiye edersiniz? | Türkiye’de çok iyi bir topluluk var ama daha fazla kulüp ve salon olmalı. Daha önce de dediğim gibi Türkiye bir eşikte ve adımını gelecek yıllarda mutlaka atacak. Tavsiyem dışarı çıkmaları yönünde olur. Dışarı çıkıp, farklı tırmanış salonlarına gitsinler. Gelişmek için öğrenmeye açık olmalılar. Yetinmeyerek hep daha ileriyi hedefleyerek çalışmalılar.