SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Gazetecilik zor iş!

Sözcü, Atatürkçü ve halkçı bir gazete. Dürüst ve doğru habercilik anlayışının yanı sıra sorgulayıcı tavrıyla her zaman haklının yanında. 18 Ekim'deki yazımdan sonra kızılca kıyamet kopmuştu. Gazeteci dostlarım yazımı yalanlatmak için sıraya girmiş, sosyal medya trolleri beni hedefe almıştı. Hatırlarsanız Fenerbahçe, Alanya ile oynanan karşılaşma sonrası ‘Kural hatası yapıldı' iddiasında bulunmuştu. Ertesi gün gazeteci refleksi ile MHK Başkanı Zekeriya Alp'i arayıp sorular sormuş ve cevaplarını da yayımlamıştım. Alp “Kural hatası yok, Halis iyi maç yönetti” deyince Fenerbahçe'den, “İtiraz dilekçesinin TFF kurullarına ulaşmadan MHK Başkanı'nın görüş bildirmesi yanlıştır” açıklaması geldi. Ben de yalan haber yapmakla itham edildim. Ali Koç'un kulüp dergisindeki yazısını okuduktan sonra bir kez daha Alp'i aramaya karar verdim. Ancak iki kez aramama rağmen dönüş olmadı. Sonuç ne mi?

1) O günkü yazımda yorum değil, konunun muhatabının görüşünü yazmıştım. Bu hafta da Fenerbahçe'nin isyanını sormak istedim ama iki kez aramama rağmen ulaşamadım.

2)O gün gazetecilik yapmıştım, yine yaptım. Bizde değişen bir şey yok!

Bu fotoğraf için teşekkürler Haydar Tanışan

BU İKİLİYE DİKKAT

Şenol Güneş'in Riva'daki basın toplantısında birçok meslektaşım vardı. Türkiye'nin en çok satan gazetesi SÖZCÜ'den sadece iki kişi davetliydi; Lemi Çelik ve ben. Ben müdür kontenjanından, Lemi Çelik ise Güneş'in eski takım arkadaşı olduğundan! ‘Gerçek' tirajlara bakıldığında Türkiye'nin en çok satan gazetelerinden SÖZCÜ'nün kardeşi KORKUSUZ'dan davetli yoktu. Ayrıca benim de yönetiminde yer aldığım TSYD'den Başkan Oğuz Tongsir tek davetliydi, yönetimi yoktu. Kötü düşünmek istemiyorum. TFF Başkanı Özdemir ve Şenol hocaya söylediğimi sizlere de söyleyeyim. Her ikisi de halen röportaj vermedi. Sabırla bekliyorum. O yüzden başlıkta ‘Bu ikiliye dikkat' dedim.

YERLİYE SINIR YOK VİZYONA VAR!

Okurlarımızın tepkilerine önem veren biriyim. Sakarya Üniversitesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisi Onur Atabay'dan bir mesaj aldım. Türkiye'de yabancı futbolcu sınırı hakkında röportaj yapmayı teklif etti. Hazırladığı soruya verdiğim cevabı özetle aktarmak istiyorum: ‘FUTBOLCU Uygunluğu' başlığıyla yayınlanan genel hükümlere göre 28 kişilik kadrolarda en az 14 oyuncunun yerli olması gerekiyor. Yanlış okuma ve popülist yaklaşımlar kuralı yozlaştırıyor. Kulüplerin 14 yabancı oynatma zorunluluğu bulunmuyor. Kuralın yerli ve altyapıdan yetişen oyuncuları koruyan bir sistem olduğu da açık. 14 yerli futbolcudan en az 4'ünün 36 ay kendi kulübünde tescilli olması zorunluğu getirilmiş. Popülist yöneticileri yüzünden kulüpler borç batağında. Kulüplerin 14 yabancı transfer etme zorunluluğu yok.

KASA BOŞALTMAM!

Bana sorarsanız takımları yabancılarla doldurmam, kulübün kasasını boşaltmam. Bir de bu, bakış açısı ve vizyon ile alakalı: Ülkemizi Avrupa kupalarında iyi temsil etmek, ligi forse etmek, her alanda hedef belirlemek. Ülke olarak ekonomik sıkıntılar içindeyken bu vizyona nasıl sahip olacağız merak ediyorum.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek