SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Spor yazarlarından Trabzonspor – Galatasaray maçı değerlendirmesi

Süper Lig'in 13. haftasında Galatasaray deplasmanda Trabzonspor ile 1-1 berabere kaldı. Zorlu mücadelede yaşananları spor yazarları yorumladı.

Süper Lig'in 13. haftasında Galatasaray deplasmanda Trabzonspor ile 1-1 berabere kaldı. Nefes kesen karşılaşma ile ilgili başlıca kaleme alınan yazılardan derlemeler şöyle ...
Nagatomo’dan altın gol | Ercan Taner (Sözcü) Futbolcuların en sevdiği hava vardı, Trabzon'da… Hafif, ara sıra artan yağmur, mükemmel zemin, tıklım tıklım dolu tribünler… Bu resimden ne beklersiniz? Nefis bir maç… Galatasaray, mevcut kadrosunun içinde, en iyi onbiriyle sahadaydı. Ev sahibi, sakatlıklardan muzdarip, ama kulübesinde Ekuban ve Sturridge var. Antrenman eksikleri olmasa, Ünal Karaman'ın banko oynatacağı oyuncular…
Futbol adına çok şey beklediğim maçın seyri, ilk yarıda çok zevk vermezken, ikinci yarıdaki tempo, mutlaka seyircileri mutlu etmiştir. Sörloth, on üçüncü maçında sekizinci golünü atarken, Sosa usta, çok iyi orta yaptı. Trabzonspor'un golden sonra kapanmasıyla, Galatasaray riskli oyuna döndü.
Bu oyunda, ya ikinci golü yersiniz, ya da istediğiniz puanı alırsınız veya mecburiyetten futbola başladığı yıllarda santrfor olan Adem'le, gol yollarında etkisiz kalıp kaybedersiniz… Nagatomo tam bir samuray gibi en kritik anda ortaya çıktı ve Galatasaray'ın ilerde çok işine yarayacak gole imza attı… Bu gol bence tam bir hayat öpücüğü oldu Galatasaray için.
Karakter koyan Galatasaray | Mehmet Demirkol (Fanatik) İki teknik direktörün maçı algılayışı arasında ilginç farklar var. Hosseini’nin orta sahada görev alması anlaşılabilir ama görevlendirme açısından Obi’yle dönüşümlü Belhanda’nın başında beklemesi ilginçti.
Belhanda için hücumdan bir, hatta iki adam kaybetmeye gerek var mı? Alan oyunuyla hamleyi Faslı’ya bırakıp kendi işini yapmak, hem de evinde oynarken daha doğru olmaz mıydı? Keza ilk yarıda sık sık Sosa’nın, Lemina’yla birebir oynama çabasının göze çarpması da...
Trabzonspor’un maça karakterini veren takım olması beklenendi. Ancak öyle olmadı. Obi, Sosa, Hosseini üçlüsünde Hosseini ve Obi’ye bütün savunma işlerini verip Sosa’yı serbest bırakacak bir oyun kuruyorsanız durum farklı olabilir.
O tek başına işi değiştirecek dokunuşlar yapabilir. Ancak dünkü orta saha görevlendirmelerinde oyuna karakterini veren Galatasaray oldu. Şanssızlıkları, gol yapacak bir yeteneğe sahip olmayışlarıydı. Adem de kendi standardının altındaydı. Kısa Mesaj: Ali Palabıyık, Türkiye standardının çok üzerinde bir maç yönetti. Tabii ki kimse mutlu olmayacak. Ama bu gerçeği değiştirmez.
İkinci yarı yetti | Şansal Büyüka (Milliyet) Sinemaya gidersiniz, filmden önce yarım saat reklamlar oynar… Reklamların biri biter, bir diğeri başlar… Trabzonspor - Galatasaray maçının ilk yarım saatini de kendinizi reklamları izlemiş gibi kabul edin… Çünkü futbol bu yarım saatte sahaya uğramadı…Hatta ilk yarıda “seninle bir dakika“ diyeceğimiz 43. dakika dışında akılda kalan birşey olmadı… Ama 43’te Pereira’nın kafayla indirdiği pozisyonda Sörloth bir adım geç kalınca boş kaleye topu vuramadı…
Dönen topta vuruş ustası Belhanda, kaleci Uğurcan ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleyi bulamadı… İlk yarı için hepsi bu…Ama ikinci yarıda reklamları falan unutun… Sahada kazanmayı amaçlayan iki takım izlemeye başladık… Trabzonspor ilk yarıda az adamla Galatasaray ceza alanı çevresinde görünürken, bu kez daha kalabalık, daha cesur gelmeye başladı…Sosa duran top kullanıyorsa dikkat kesileceksin…
Topu öyle kesiyor ki, rakip savunma adeta çaresiz kalıyor… İşte böyle bir frikik atışında Kuzey‘in yıldızı Sörloth‘un “Altın kafa”sından gol geldi…Benim anlamadığım bu Sörloth‘un kafa vuruşları bu kadar belliyken, hatta ezberlenmişken, gol vuruşu sırasında sağında - solunda - önünde- arkasında tek bir Galatasaraylı oyuncunun olmayışı şaka gibi!
Bir de Ömer Bayram… Biliyoruz, Pereira “sütten çıkmış ak kaşık“ değil, buna rağmen yaptığını 7 yaşında çocuk yapmaz… Ömer Bayram yatıp kalkıp dua etsin kartın rengi sarıda kaldı… O erken dakikada Galatasaray‘ı bir kişi eksik bıraksa, kıyamet kopar, bu yanlışın altından kalkamazdı…Kafama takıldı…
İkinci yarıda Kamil Ahmet‘in yüzüne gelen, kimine göre, omuzunun üstünde olan elinden dönen topta, o pozisyon en azından bir VAR incelemesi hak etmedi mi?Galatasaray ikinci yarıda rakibi kadar atak geliştirse, ceza alanı içinde dolaşsa bile, bir - iki pozisyon dışında çok da akılda kalan bir tehlike yaratamadı...
Nitekim beraberlk golünü de, bir golcü değil, bir savunmacı attı... Galatasaray golcülerinin sakatlığının bedelini gerçekten çok ağır ödüyor…İlk yarıyı unutun, ikinci yarıdaki futbolla teselli bulun....
Sonucu hakem belirledi | Lemi Çelik (Sözcü) Trabzonspor, iyi futbola rağmen istediği 3 puanı alamadı. Takım performansı olarak G.Saray'dan daha üstün olmasına rağmen galibiyeti koruyamadı. Bunun nedenlerine bakacak olursak;
1- Futbolun gizli silahı olan dönen topların hepsini Galatasaray kazandı. Trabzonspor'un defansı iyi olmasına rağmen dönen toplara Obi Mikel, Hosseini ve Sosa sahip olamayınca G.Saray, baskın hücumlarla oyunun hâkimi oldu. 2 – Trabzonspor, her iki kanadı da iyi kullandı. Pereira'nın final paslarındaki isabetsizlik oranına, Yusuf Sarı'nın beceriksizliği eklenince akınlar sonuçsuz kaldı. Sörloth ve Nwakaeme iyi oynamalarına rağmen net pozisyonları biri hariç değerlendiremedi.3 – Kalecisi, defansı, forvet hattı başarılı bir performans ortaya koymasına rağmen Mikel, Hosseini ve sonradan oyuna giren Doğan'ın yeterince rakibe baskı yapmayışı Trabzon'u 3 puandan etti.
Galatasaray’a gelince; 1- Nzonzi, Lemina ve Belhanda ile dönen topları kazanarak topa sahip oldu. 2- Mariano ve Nagatomo ile mükemmel kanat organizasyonları yaptılar. 3- En zayıf bölge forvet hattıydı. Şampiyonluğa taşıyabilecek kapasitede değiller. Ali Palabıyık, kötü maç yönetti. Yine büyük hatalar yaptı, Ömer Bayram'a kırmızı gösterebilseydi müsabaka farklı sonuçlanabilirdi.
Nagatomo cezayı kesti | Erman Özgür (Fanatik) Neredeyse Şampiyonlar Ligi 11’i ile Trabzonspor maçına çıkan Galatasaray için kontrollü oyun, topu ayağında tutmak ve Trabzonspor’un hızlı oyununu, baskısını kırabilmek adına çok önemliydi. İlk yarıda bunu yapmayı başardılar. Sıkıntı ise deplasman oyununu istediği gibi oynarken skor yapmasıydı ancak hücum ederken organize olamadılar.
Tek bir tartışma! | Deniz Çoban (Sözcü) Sezonun en formda hakemi Ali Palabıyık, bu sezon 7 kez sahaya çıktı. Yönettiği 7 maçın 7’sinin de dört büyük maçı olması, MHK’nin Palabıyık’a olan güveninin bariz bir göstergesiydi. Dün akşamki maçın en çok tartışılan anı 26. dakikada Ömer Bayram’ın, Pereira’nın yüzüne eliyle vurmasıydı. Öncelikle belirtmek isterim: Benim futbol anlayışıma göre bu davranış net bir kırmızı kart.
Trabzonspor ise Nwakaeme’nin getirdiği ve Sosa’nın ayağına dokunduğu zaman doğru oynanan oyundan birkaç cılız pozisyon çıkarabildi. 2. yarı bu oyun, duran top becerisi üzerinden Sosa-Sörloth organizasyonu ile gelen gol sonrasında Galatasaray için bozuldu.
Galatasaray topa daha çok hakim olmasına rağmen pozisyon üretemezken, Ekuban’ı da sahaya atan Trabzonspor dikine oyun ile farkı arttıracak fırsatları Nwakaeme ve Sörloth ile harcadı. Yine de Fatih Terim’in sürpriz Donk’u santrfor oynattığı son 10 dakikada savunma konsantrasyonunu bozmayan Trabzonspor kaçırdığı gollerin cezasını Nagatamo’nun attığı gol ile çekti.
Dahası Ömer Bayram’ın bu tokadı atarken dilinden dökülen, ‘meşhur ifade’ de masum değil. Açık şekilde rakibini hedef alarak, bu sözü planlı bir şekilde kullanıyor. Dolayısıyla pozisyondan Ömer Bayram’ın sarı kartla kurtulması onun için büyük şans oldu.
Şu hususu da ifade etmek isterim: Hakemlere; topsuz alanda gerçekleşen bu tarz pozisyonlar için kart gösterilirken şiddet unsurunu göz ardı etmemeleri ve kullanılan gücün düşük olması durumunda sarı kartı tercih etmeleri eğitimlerde sıklıkla söylenen bir konu. Her ne kadar katılmasam da salt vurma olayına Palabıyık’ın sarı kart göstermesi ve VAR’ın devreye girmemesi tamamen hakemlerin aldığı eğitimin gereğiydi.