SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Spor yazarlarından Galatasaray-Başakşehir maçı değerlendirmesi

Spor yazarları Medipol Başakşehir'in Galatasaray'ı 1-0 mağlup ettiği karşılaşmanın ardından değerlendirmelerde bulundu.

BAHADIR ÇOKİŞLER - Sözcü | Sakat oyuncu enflasyonu Galatasaray’ı, Başakşehir karşısında adeta çaresiz bıraktı. Oysa gole kadar sahada dengeli bir futbol vardı. Hâlbuki o dakikaya kadar sistem oturdu desek yanlış olmayacaktı. Sezon başından bu yana görmediğimiz bir Galatasaray’ı, 3’lü savunması ve kalabalık orta sahası ile izledik.
Taktik savaşlarının yaşandığı Ali Sami Yen’de çırak, ustayı adeta alt etti. Okan Buruk, oyuncularının sakin kalmasını söyleyerek, ustasının takımının hata yapmasını bekledi. Zaten kaliteli oyuncuları olan ve oturmuş bir takıma sahip Başakşehir gerçeğini gözardı edemeyiz.
Crivelli ile Adem’in karşılıklı pozisyonları gol için yeterli olmadı. Arda Turan’ı buradan tebrik etmek istiyorum. Milli Takım kampında Fatih Terim ile yaşanan ve Türk futbol kamuoyunu uzun süre meşgul eden tartışma sonrası gidip hocasının elini öpmesi çok iyi oldu. “Ne gerek vardı be Arda?” demek geliyor içimden. Keşke hiç yaşanmasaydı da sen de o çok sevdiğin kulübe hizmet etseydin.
YASİN YILDIRIM | Galatasaray için sezonun şu ana kadarki en zor maçıydı. Ligin en formda, en derin kadroya sahip ve taktiksel açıdan en başarılı takımı olan Başakşehir beklentilerin altında kalsa da kazanarak çok önemli bir eşiği geçti. Çok beğendiğim Okan Buruk, kendi standartlarının çok altında bir hocalık sergilese de takımı kazandı.
Donk’un hava toplarındaki etkinliği ve soğukkanlılığı, defansta yaşanabilecek sıkıntıların önüne geçti. Emre Taşdemir ve Mariano’nun sonlandıramadığı çıkışlar, üretkenliği azalttı. Ömer Bayram’ın ileri oynamak isterken yaptığı bodoslama çıkışlar, çoğu kez saman alevi gibi söndü. Çok koşan ve çok mücadele eden Galatasaray’ın maçın sonlarına doğru düşüşü kaçınılmazdı. Maçın belki de en iyisi olan Lemina’nın kaptırdığı topta gelişen atak Başakşehir’e galibiyeti getirdi.
Sezon başından beri yalpalayan Galatasaray, çok zor geçmesi beklenen serinin daha ilk maçında lastik patlattı. Sırasıyla oynanacak olan Brugge, Trabzon, Alanya ve PSG maçları koca bir sezonun kaybedilmesine sebep olabilir. Tünelin ucu karanlık.
METİN TEKİN | Atan kazanır gibi bir maçtı. Kalitesi daha yüksek bir maç vaadi vardı ama öyle olmadı. Galatasaray'ın eksikleri vardı ama ne olursa olsun oyun anlamında bu sezon çok yetersiz bir Galatasaray izliyoruz. İnanç kalmamış gibi. Galatasaray'ın bu sezonki en kötü maçıydı. Belki bir tane gol pozisyonu vardı. Bu kadar kısır iç saha maçını hatırlamıyorum.
Galatasaray'daki geçen sezonki kadrosundan fark, atletik özellikli oyuncular çıkarıldı. Onyekuru, Ndiaye ve Fernando takımdan çıkınca atletizm özelliği takımdan çıkarıldı. Bunu görmek kolay değil ama bu tablo bunu ortaya çıkardı. Koşucu kimse alınmadı. İyi futbolcular alındı Nzonzi, Lemina, Seri gibi ama oyuncu planmasına, oyuncu kimyasına uymadı. Atletik, koşucu oyuncular yok. Galatasaray kaleye gidememesine, etkili olamamasına, rakip kaleye gidememesine neden oldu.
Galatasaray'da bir şeyler düzelmek zorunda. Genel anlamda düzelmesi gereken şeyler var. Trabzon deplasmanı, ligin akışı için önemli. Babel önemli bir eksiklik oldu. Galatasaray'ın oyunu koşu ve mücadeleye döndü bu kadroyla. Bu oyunda da öne çıkan Ömer Bayram oldu.
ŞANSAL BÜYÜKA - Milliyet | Milli maçlarda “savaştan çıkmış” gibi yıpranan, yorulan, hırpalanan oyuncular... Dönüş yolunda uçakta geçen binlerce kilometre ve çok uzun saatler... Bir haftalık “milli arada” sakatlar ordusuna dönen bir takım... Bazıları tek antrenmanla, bazıları doktordan, bir bölümü adeta havalimanından gelip “ayağının tozu” ile sahaya çıkan oyuncular... Yakın geçmişte çok rastlanmış, çok yaşanmış bir durum değil bu...Galatasaray buna rağmen, Başakşehir önünde belki de bu sezonun en iyi görüntüsünü vererek oyuna başladı...
Öyle ki, rakip ceza alanı üstünde bile baskı yaptı... Başakşehir o kadar tecrübesine rağmen, çıkmakta ve oyun kurmakta zorlandı... Donk‘un takıma girişi, Ahmet Çalık‘ın güven tazeleyişi, Marcao’nun kendine gelişi, orta alanda Lemina ve Ömer Bayram‘ın sert markajı, Başakşehir‘in hücum yollarını adeta sıfırladı... Genç kaleci Okan, Crivelli‘nin üstüne gelen bir şutu dışında yere bile yatmadı...
OSMAN ŞENHER - Milliyet | Başakşehir’i kutlamak lazım. Neticede Galatasaray gibi şampiyonluğa oynayan bir takımdan deplasmanda üç puan aldı. Son sözüm de, maçın hakemi Yaşar Kemal Uğurlu için. Kesinlikle Süper Lig hakemi değil. O kadar büyük hatalar yapıyor ki, bazen uyarı almasına rağmen hatalar devam ediyor. Olmaz bu kadar. Türkiye’nin iki güzide kulübü futbol oynuyor ama hakem vermediği kartlar, yanlış kararlar, çalmadığı fauller yine maçın önüne çıktı. Uğurlu’nun daha pişmesi lazım.
MEHMET DEMİRKOL - Fanatik | Santrforsuz oyun için zor bir rakip. Zımba gibi iki stoper. Önlerinde Mahmut, Topal, Azubuike. Clichy ve Çaicara gibi iki doçent. Santrforsuz bu duvarı geçmek zor. İlginçtir Galatasaray’ın bulduğu pozisyonlar bu uzun boylu duvara rağmen hep duran toplardandı. Öncelikle Galatasaray’ın stoperlere top aldırmamak üzere yaptığı baskıdan paslaşarak kolay çıktılar.
Maçın olayı: Bu aslında sadece bu maçın değil ligin olayı: Hakemlerin faul standardı. Savunma oyuncuları topla rakip arasına girip ufacık bir temasta kendilerini yere atarak faul alıyorlar. Ve dolayısıyla bu bir metoda dönüşmüş durumda. Dün bunu kaç kez yaşadık sayamadım.
Kısa mesaj: Galatasaray’ın kötü oynadığını düşünmüyorum. Ancak hâlâ ezberlenmiş bir oyunu yok. Bu durumda bu kadar eksikle oynamak daha da büyük bir dezavantaja dönüşüyor.
ERMAN ÖZGÜR - Fanatik || Dengeli gözüken ilk yarının pozisyona girme konusunda iyi olan tarafı Galatasaray’dı. Özellikle Ömer Bayram’ın hareketli oyununa diğer oyuncular ayak uydurabilse ya da iyi kullandığı duran toplarda iyi konsantre olabilseler Galatasaray golü bulabilirdi.
Başakşehir ise Visca ve İrfan Can’ı uzun süre devreye sokamayınca Crivelli’nin tek pozisyonu haricinde vasat bir devre oynadı. Yine de deplasman da oynadığı düşünüldüğünde ilk yarı sonunda istediğini alan taraf Başakşehir’di. İkinci yarıda da hikaye çok değişmedi. Daha fazla arayan gibi gözükse de birçok özel oyuncuya rağmen Galatasaray’da iş Ömer Bayram’ın üretkenliğine bağlı gibiydi, olmadı. Başakşehir ise hücum etmek için acele etmedi. Hata aradı. İrfan Can’ın ortaya geçip sevdiği yerde oynamaya başladığı anda istediğini hamle oyuncusu Guldbrandsen ile buldu. Lemina kaptırdı, Mariano geç kaldı. Ve Başakşehir sakin oyunla istediğini aldı.
Galatasaray’da bu mağlubiyet bu kadar formsuz oyuncu olması mı, yoksa eksikler üzerinden mi okunmalı? Öncelikle eksikleri değil formsuzları saymak daha mantıklı. Aslan’da form tutamayan oyuncu grubu yenilginin ilk sebebi.
Maça sol açıkta başlayan, hücumda etkili olamayan bir görüntüdeydi İrfan Can. Mahmut’un sakatlanması ile serbest oyuncu durumuna geçmesi ve Guldbrandsen’e golü attırması takımı adına her şer’de bir hayır var dedirtti.
DENİZ ÇOBAN - Fanatik || Kağıt üzerinde zor görünen maç, sahada hakem açısından kolay geçti. Hakemi zorlayacak bir pozisyon yaşanmadı. Bir kez Adem’le, Mahmut gerginlik ya?adı, Uğurlu bu gerginlikte doğru birer sarı kartla gereğini yaptı. Uğurlu’nun maçta ele?tirilecek yanı; gösterdiği ve göstermediği hatalı sarı kart kararlarıydı. 37’de İrfan Can’a ve 47’de Caiçara’ya gösterdiği sarı kartlar gereksizdi.
30’da Mariano’nun Mahmut’a yaptığı faulde ve 90’da Crivelli’nin elinin Marcao’nun yüzüne geldiği pozisyonlarda; Mariano ile Crivelli’yi sarı kartla cezalandırılmalıydı. 90+2’de Lemina hakeme tepki için topu yere vurunca doğru bir sarı kart gördü ancak Lemina, Crivelli’ye faul yapmamıştı. Faul düdüğü hatalıydı, Lemina tepkisinde haklıydı.
76’da Donk’un eline gelen topta hakemin devam kararı doğruydu.