SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Sloukas ve Zanka’nın çıkmazı

“Lütfen, bunu kimse iddia edemez. Ben bu ülkeye ve bu takıma büyük saygı duyuyorum. 5 yıldır buradayım. Bu ülkeye ve tarihine saygı duyuyorum. Kesinlikle bilinçli yapılmış bir şey söz konusu değil. Ben tamamen maça konsantreydim ve o anda farkına bile varmadım. Herkes benim nasıl biri olduğumu ve bu takım için nasıl mücadele ettiğimi biliyor. Sonuçta da beş yıldır bu takımda ve bu ülkedeyim. Bu takım ve bu ülke için mücadele ediyorum. Asla benim için saygısızlık yaptığımın söylenmesini kabul edemiyorum. Bu ülkenin arkasında önemli bir tarih var, bunu biliyorum. Buna her zaman saygı gösteriyorum. Evet, ben bir Yunanistan vatandaşıyım ama beş yıldır buradayım ve her gün Türkiye’nin bir temsilcisi olan Fenerbahçe için savaşıyorum.”

Bu sözler Fenerbahçe’de 5 yıldır forma giyen Yunanistan vatandaşı Kostas Sloukas’a ait. Nedeni şu;  Fenerbahçe BEKO, 10 Kasım’da Beşiktaş Sompo Sigorta ile oynanacak derbi öncesi ‘Atamızı anıyoruz’ pankartı ile sahaya çıktı ve Sloukas’ın pankartı tutmadığı görüldü. Sonrası ise Sloukas’ı yukarıdaki açıklamayı yapmak zorunda bıraktıran tanıdık bir sosyal medya iklimi…

‘Sonuçlarını kestiremiyorum’

Bir başka köşede ise birkaç gün önce kendi ülkesinin basınına konuşan Danimarkalı futbolcu Zanka var. Barış Pınarı Harekatı sırasında Fenerbahçe takımının askerlerimize destek olmak için Denizlispor maçında giydiği ve üzerinde ‘Vatan size minnettar' yazan tişörtü giyenlerden biri de Zanka idi. Bu durum Danimarka’da eleştirilere neden oldu. Sonrasını futbolcudan dinleyelim:

“Tişörtü ilk gördüğümde ne olduğunu anlamadım. Tercümana sordum ve Türk askerine destek amaçlı bir tişört olduğunu söylediler. Benim için bir ikilem oluştu. Karar vermek için maçtan önce 45 dakika sürem vardı. Ne yapmam gerektiği hakkında çok düşündüm. Sonrasında bir hafta boyunca tekrar tekrar düşündüm. Ne yapabilirdim? Ne söyleyebilirdim? Bütün senaryoları gözden geçirdim. Şu anda bile nasıl farklı bir şey yapabilirdim diye açık bir sonuca varamadım. Sonuçlarının ne olacağını kestiremiyorum. Konu hakkında rahat rahat konuşup beni eleştirenler var. Siz benim yerimde olsanız ne yapardınız? İnsanları anlıyorum, eleştirilerini de anlıyorum ama onlar da beni anlasınlar. Danimarka'dan çok daha farklı bir yerde yaşıyorum. Kültürel olarak farklılıklar olduğunu biliyordum. Her yerde bu böyle…”

Spor dünyasında özellikle takım sporlarının neredeyse hepsinde artık yabancı oyuncularla desteklenen kadrolar söz konusu. Bu da çok kültürlü bir personel yönetimi anlamına geliyor. Süreçte oyuncunun içinde bulunduğu kültüre uyum sağlaması, hassas olması bekleniyor ancak onun kültürüne ve seçimlerine duyulacak saygı da ihmal edilmemeli. Liverpool menajeri Jürgen Klopp’un Senegalli Sadio Mane ve Mısırlı Mohamed Salah ile kurduğu harika ilişki buna iyi bir örnek. Alman hoca, “İkisi de Müslüman ve bunu yaşıyorlar. Bu konunun tehlikeli bir tavırla tartışıldığı bir dünyada bu ikisi gibi neşe dolu, sevgi dolu insanların model olması çok güzel” gibi sözlerle oyuncularını sürekli kucaklıyor ve ön yargılı kalabalıklara karşı koruyor. Klopp’un Liverpool’u zor bir coğrafyada oyuncularını bir parçası gibi hissetmedikleri ikilemlere itmiyor, tam tersi farklılıkları kulüp kültürünün parçası haline getiriyor. Belki bu yüzden kağıt üstünde en pahalı kadroya sahip olmasalar da en iyi takım onlar.

Öte yandan Sloukas’ın sözlerinde gördüğünüz ‘Kesinlikle bilinçli yapılmış bir şey söz konusu değil. Ben tamamen maça konsantreydim ve o anda farkına bile varmadım’ açıklamasının bir mecburiyetle bağlantılı olduğunu kestirmek çok zor değil. Yunan oyuncunun kendi ülkesinin yağmurundan kaçarken burada doluya tutulmuş olması muhtemel. Zanka ise bir maçtan önce rakip forvetleri nasıl durduracağını düşünmek yerine 45 dakika boyunca ‘Acaba ne yapsam daha az tepki görürüm‘ çelişkisinde bocalıyor.

Günün sonunda oyuncular hangi kararı verirse versin bir kalabalık tarafından ‘haksız’ bulunacakları bir ikilemde sıkışıyor. Nötr kalmanın da taraf olmak kadar önemli bir hak olduğu unutuluyor.

Söylenenleri, düşünülenleri, iklimleri ülke ülke, birey birey etkilemek mümkün değil ama sadece spor yapmak isteyen oyuncuları ikilemde kalacakları durumlardan uzak tutmak işverenlerinin elinde.

Yazarın Diğer Yazıları