SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Galatasaray tek başına yönetilemez!

Üç büyüklerde yönetim ile teknik ekip ortak çalışmazsa kötü gidişlerin faturası teknik kadroya kesilir. Terim, yönetimi Florya'dan uzak tutarak yanlış yapıyor.

1992-93 sezonunda Galatasaray, Feldkamp'ı takımın başına getirerek şampiyonluk hedefliyordu. Adnan Polat Futbol Şube Sorumlusu idi. Ligin başındaki Altay yenilgisi, Erciyes ve Trabzon beraberliği taraftarı germiş, F.Bahçe mağlubiyeti ise çileden çıkartmıştı.

Sarıyer ile de berabere kalınca yönetim, Feldkamp ile anlaşarak takıma neşter vurmaya karar vermişti.

ABANT OPERASYONU

Eskiden takımların bütün antrenmanları açık olurdu. Galatasaray'ı takip ettiğim için Sarıyer beraberliğinin ardından antrenmanı izlemek için Florya'ya gitmiştim. Arabayla tesislere girerken takım otobüsünün hareket ettiğini gördüm. Ön koltukta Feldkamp ve Adnan Sezgin, arkada ise futbolcular… Sormaya vakit bulamadan düştük otobüsün peşine… Ali Sami Yen'i geçtik, köprüyü aştık, TEM yoluna girdik, Abant gişelerden çıkış yaptık. Abant bembeyazdı ama sinirler gergindi! Adnan Polat hemen kolları sıvadı.

Takımın patronu Feldkamp işine karıştırmıyordu ama bu kulübün de bir yönetimi vardı. Yönetimle teknik ekip arasındaki bağı ise Adnan Polat kuruyordu. Birlik, diyalogdan geçiyordu. Yönetim ve teknik ekip tam bir dayanışma içinde çalışmalara başlamıştı bile…

1- Yönetime göre Feldkamp böylesine büyük bir takımın sorumluluğunu yöneticiler ile paylaşmalıydı.

2- İsteksiz görünen Tugay Kerimoğlu'nun kaptanlığı elinden alındı ve Polat'tan futbolculara şu teklif geldi: Kendi kaptanınızı kendiniz seçin…

3- Takım içi yapılan oylama sonucu 24 yaşındaki Bülent Korkmaz, Abant'ta kaptan yapıldı. O günden itibaren takım içi disiplin sağlandı, kaptan teknik ekibe hep yardımcı oldu. Gece kuşları azaldı, cezalar çoğaldı.

SONRA NE Mİ OLDU?

Galatasaray o sezonu 4 kupayla birden kapattı.

Şampiyonluğu, ligin son haftasında Ankaragücü'nü 8-0 yenerek, Beşiktaş'ın elinden averajla aldı.

Türkiye Kupası'nı finalde yine Beşiktaş'ı yenerek kazandı.

Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı Beşiktaş'ın elinden aldı.

TSYD Kupası'nı hem Fenerbahçe'yi hem Beşiktaş'ı yenerek kazandı.

Sonuç olarak…

1- Galatasaray büyük bir kulüp ve Florya ayrı, kulüp ayrı yönetilemez.

2- Kimse bu kadar büyük sorumluluğu tek başına alamaz; zaten almamalı.

3- Kaptanlık, takım içinde ağırlığı kalmayan Selçuk'tan alınmalı ve herkesin saygı duyduğu bir isme verilmeli.

SERGEN’İN HESABINI ÖDEMİŞTİ

Derbi mağlubiyeti sonrası eğlenceye çıkan G.Saraylı futbolcular, sosyal medyada adeta linç edildi. Emin olun derbiyi sarı-kırmızılılar kazanmış olsaydı, “Erkek adammış” diyeceklerdi. Sayfa toplantımızda ‘gece kuşları haberini kullanalım mı?' diye sorduklarında ‘özel hayat' diyerek engel oldum. Belli ki tuzağa düşmüşler. Sansasyonu seven mümtaz Türk basını, özel görüntüleri ünlem koyarak kullanmışlar. İyi de bu kulübün yönetimi yok mu, teknik ekibi yok mu? Eğer onlar ceza vermiyorsa ben niye cezalandırayım? Belki siz hatırlamazsınız; 1999 yılında Sergen, kız arkadaşı ile bir gece kulübünde eğlendikten sonra hesabı istemiş, garson ise cevaben “hesabınız ödendi” demişti. Gazeteler haberin skandal olmasını fırsat bilerek manşetlere taşımıştı. Takım üzerindeki ağırlığı hissedilen Terim, öğrencisini böyle cezalandırmıştı. Sanırım Fatih Hoca da eskisi kadar oyuncuları üzerinde etkili değil!

KAVGA DEĞİL BİRLİK ZAMANI

Yaşadığımız coğrafyadan teröristleri temizliyoruz diye birileri yine rahatsız oldu. Kirli hesapları olan, ülkemizin başarılı olmasını çekemeyen ne kadar yabancı devlet varsa yine karşımızda saf tuttu. Spora da siyaset karıştırmayı başardılar. Asker selamı verdi diye gurbetçi oyuncularımız kadro dışı kaldı, baskıyla sosyal medya paylaşımları kaldırtıldı. UEFA'da güçlü olan Almanya ve Fransa, oyuncularımızın asker selamı vermesini ‘ideolojik propaganda'ya sokarak Türkiye'ye ceza verilmesini istiyor.

YARDIMCI OLMUYOR

4 büyüklerin yöneticilerine sesleniyorum: Gün birlik olma günüdür. Bırakın birbirinizi yemeyi! Çıkar grupları Avrupa'da Türkiye aleyhine çalışıyor. Avrupa kupaları, artık gerçekten milli maç statüsüne gelmiştir. UEFA'daki temsilcimiz Servet Yardımcı, var gücüyle buna karşı durmalı. Ancak ne ondan ses çıkıyor, ne de diğer yetkililerden.

BULUN ŞU POLİS ŞEFİNİ

3 Temmuz ve 25 Aralık dosyalarına çok hâkim gazetemiz yazarı Aytunç Erkin'in yazılarını iyi takip etmenizi öneririm. Öyle belgeler ve bilgiler yayınlıyor ki FETÖ denen terör örgütünü unutturmuyor. Şimdi de firari Polis Şefi Mutlu Ekizoğlu'nun sır görüşmelerinin peşinde… İllegal bahis ile FETÖ'nün Fenerbahçe üzerinden yaptığı kumpaslar bir bir ortaya çıkacak.

Yazarın Diğer Yazıları