SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Beşiktaş Galatasaray maçını spor yazarları değerlendirdi

Süper Lig'in 9. haftasında Beşiktaş evinde Galatasaray'ı 1-0 mağlup etti. Zorlu mücadelede yaşananları spor yazarları yorumladı.

Süper Lig'in 9. haftasında Beşiktaş evinde Galatasaray'ı 1-0 mağlup etti. Nefes kesen karşılaşma ile ilgili başlıca kaleme alınan yazılardan derlemeler şöyle ...
Hoş geldin Beşiktaş - Şansal Büyüka (Milliyet)

Beşiktaş’a “Hoş geldin” diyorum. Beşiktaş gibi oynamayı, Şenol Güneş’li yıllar gibi parlamayı, “Kolu kanadı kırık olsa bile Kartallar gibi yüksek uçmayı” hatırladığı ve hatırlattığı için... Beşiktaş özellikle ikinci yarıdaki “insanüstü” mücadelesi ile bu maçı kazanmasa “futbolun adaleti” bile isyan ederdi.
Beşiktaş, çok zor şartlarına, yedeğin yedeği oyuncularıyla başlamasına rağmen, ilk yarının son yarım saati dışındaki oyunu, mücadelesi, hırsı ve isteği ile “Anasının ak sütü” gibi bu galibiyeti hak etti.
Galatasaray ilk on beş dakikada yatağını yorganını yadırgayan, huzursuz ve tedirgin olan “otel müşterisi” gibiydi. Ama bu kısa sürdü. İkinci yarıda Galatasaray sahada yoktu. Koca Galatasaray takımı bu... İkinci yarının başlangıcı ile birlikte bu kadar ağır bir baskıyı nasıl yer, bu kadar nasıl bocalar, nasıl olur da kendi yarı alanından çıkmakta bu kadar zorlanır, inanılır gibi değil... Fatih Hoca inat adamıdır...
Tribünler istedi diye Belhanda’yı kesmez ama Belhanda da bari kendine tanınan şansın hakkını verebilse, bir maç olsun Galatasaray seyircisini mahcup edebilse.... Adam ortada yok, kim bilir, belki de umurunda bile değil... Fatih Terim, kadro yapısından şikayetçi olup dertlense bile, kim ne derse desin Süper Lig’in en iyi kadrolarından biri Galatasaray’da... Ama bu kadro adının, aldığının, giydiği formanın hakkını veremiyor.
Öyle bir kadro ki, kavga etmiyor, mücadele etmiyor, sanki teslim olmaya hazır bir “manga” gibi sahada dolaşıyor.Beşiktaş az-buz değil, çok ama çok hak ettiği, çok helalinden bir maç kazandı. Şartlar bu kadar kötüyken, takımın bu kadar eksikken, koca Galatasaray’a “sahayı dar ediyorsan”, bu galibiyet ananın ak sütü gibi helal olsun. Bazı galibiyetler vardır, galibiyetten ötedir. Beşiktaş öyle bir maç kazandı.Hoş geldin Beşiktaş... İyi ki geldin Beşiktaş...
Umut'la hayata dönüş - Ercan Taner (Sözcü) Sevgili okurlar, 35 yıldır derbi anlatıyorum veya yazıyorum... Yahu keyifle maç yazan biri olarak baktım ilk yarıya, sizi temin ederim, futbolun sahaya yansıması adına ortada hiçbir şey yoktu...
Taktik, takımların sahaya yayılışı, oyun mantalitesi anlamında futbolseverler sadece tavana baktılar, ilk devrede... Derbiler heyecan, tempo dolu oluyor, dünyada... Bizim ülkede maalesef sıfır...
Tribünleri dolduran taraftarlar ve ekranları başında derbi izleyen milyonlar, zevk almıyorlar yıllardır, adı büyük maçlardan..Adem Ljajic’i, neden sonradan oyuna aldı Avcı, anlamadım...
Bonservisine milyonlar verilen bir oyuncunun yedek kulübesinde oturması bana yanlış geliyor, ya size? Hukuk fakültesi öğrencisi Umut’un attığı gol derbiye büyük heyecan getirdi, tam 70 dakika sonra...
Bu derbi, taktik mücadelesi. Stratejik hamlelerle anılacak bir maç değildi iki takım için, sadece kazanan oksijen maskesini atıp rahatlayacaktı, özetle Beşiktaş hayata döndü...
Avcı’dan net çözüm - Mehmet Demirkol (Fanatik)

Geçtiğimiz 4 yılın kadroları düşünüldüğünde Beşiktaş’ın 11’i Ziraat Türkiye Kupası 4. turu standardındaydı. Galatasaray ise Falcao dışında ideal kadroydu. Beşiktaş, Umut’tan başlayarak bir saniye nefes almadan 70 dakika fiziksel baskı kurdu.
Diğer tarafta Andone ve Babel dışında buna karşılık veren ön alan oyuncusu yoktu. Galatasaray’ın hâlâ bir oyunu yok ve Terim pratik bir özüm bulamadı. Ama esnek olmadığını söylediğim Avcı dün itibarıyla net bir çözüm sundu
Gecenin sorusu: Terim ne yapacak? Kısa ama büyük bir soru. Kısa mesaj: 3 büyüklerin en iyi oyuncuları Emre 39, Atiba 36, Muslera 33. Delikanlılar...
Kartal hayata döndü - Bilal Meşe (Milliyet)

Beşiktaş haftalardır, taraftarlarına adeta ‘azap’ çektiriyor, oldukça sıkıntılı bir süreçten geçiyor! Haftanın derbisi Kartal’ın kurtuluş reçetesi niteliğini taşıyordu kuşkusuz. Dememiz o ki, derbiyi kazanmaktan başka çaresi yoktu Kartal’ın...
Nitekim futbolcular da farkında, Galatasaray karşısında presi öne çıkardılar, konuk takımın yumuşak karnı olan savunmasındaki hataları kovaladılar.Gelin görün ki, ilk yarıda üretilen onca pozisyonu golle taçlandıracak kramponu mumla aradık!
Zirvenin gediklilerinden Galatasaray’ın derbide Kartal’a siz deyin yedi, biz diyelim sekiz, pozisyon vermesini nasıl okuyacağız? Son on dakika içinde Aslan, uyanır gibi oldu, Kartal’ın savunmasına sıkıntılı anlar yaşattı, ama Karius, gole izin vermedi.
İşin özeti, doksan dakika üreten, kaçıran, rakibine nefes aldırmayan Beşiktaş, haklı bir galibiyet aldı. Belki abartı olacak ama, üç puanı tek golle buldu doğru, ya kaçırdıkları, fark olurdu, fark!
Karakter koymak - Ali Ece (Fanatik)

İşler kötü giderse düzelmek adına yapabileceğin en değerli şey sahaya karakter koymaktır. Zaten bir derbide tam kadro da olsan, tarihinin en iyi oyuncuları da ilk 11’de olsa yine sahaya karakter koymadan kazanman mümkün değildir.
Beşiktaş sahaya karakter koydu, belki birçok önemli eksiği vardı ama Galatasaray’ın eksiği daha büyüktü: Takım ruhu yoktu.Neredeyse hiç organize olamadı, 81’e kadar isabetli şut atamadı Sarı- Kırmızılılar. İlk 15’te özellikle o kadar kötü bir Galatasaray vardı ki Beşiktaş’ın Tudor yönetimindeki Galatasaray’ı 3-0 yendiği maçtan bile daha kötü başladılar maça.
Gecenin sorusu: Fatih Terim, şüphesiz Galatasaray tarihinin en iyi teknik direktörü ama bu sezon Galatasaray’ın bu kadar kötü olmasında ve bu derbinin kaybedilmesinde hiç hatası yok mu sizce?
Kısa mesaj: Galatasaray, başka hoca yönetiminde bu kadar kötü oynasaydı herkes istifaya davet ederdi. Tabii ki Terim’in kredisi daha fazla ama acil Galatasaray tarihinin en iyi hocası olduğunu hatırlatacak neşteri vurması lazım. Türkiye’de her hoca maalesef son maçların sonuçları kadar iyi bulunur: Bu açıdan Abdullah Avcı elini güçlendirdi.
Eski kimlik, yeni oyun - Attila Gökçe (Milliyet)

İki taraf için de “netameli” bir derbi izledik. Puan kayıplarının, yetersiz oyunların, alışılmış istatistiklere ulaşamamanın yarattığı psikoloji, her iki takımı da fazlasıyla germişti. Teknik adamlar zaten dünden gergin! O nedenle maçı yönetmek hem ikisi hem de hakem için oldukça zordu.Yine de farklı tablolar var: Örneğin, Beşiktaş sezon başından beri belki de en hırslı, en enerjik, en akıllı oyununu oynuyor.
Bu değişikliğin nedeni ne olabilir? İlk akla gelen elbette Cuma günkü ödemeler. Aylardır hak edişlerini, maaşlarını alamayan futbolcular ve personel, nihayet Başkan Çebi’nin bulduğu 8 milyon Euro ile rahat nefes aldılar. O nefes, sahada da çok koşan, çok sıkı mücadele eden Beşiktaş’a taze bir enerji vermiş olabilir mi? Elbette...
Galatasaray’da taraftarla tartışan Belhanda kadrodaydı. Falcao düz koşu ve tedavi sürecini sürdüredursun (!), geçen haftanın golcüsü Andone ile Feghouli, Ryan Babel sahadaydı. Hakçası, Beşiktaş taraftarlarından bir bölümünün eski kahramanları Babel’e çatmasını pek beğenmedim. Ayıp ettiler. Oysa onu alkışlayarak hem kıymet bilir olduklarını ortaya koyabilirler hem de biraz yumuşatmış (!) olurlardı.
Terim’in ekibi, uzaktan laf ola şutlarla güya gol şansı aradı ama çerçeveyi bile bulamadılar. Beşiktaş maç sonunda kornerlerde 7-0 öndeydi... Galatasaray’da farkı önleyen, takımını uzun süre maça ortak olarak tutan adam kaleci Muslera’ydı. Peki Karius’a ne diyeceğiz? Maçın son yarım saatinde yüklenen Galatasaray’a karşı gerçekten “kurtarıcı”ydı.!
İki kaleciye de alkış gönderelim.Beşiktaş’ta üç- dört adam saydım. Şunu anımsatayım: Hepsi de övgüye ve alkışa layıktı. Takımın yıllar içinde kazandığı eski bir kimlikle oynadılar. Gerçekten kartallar gibiydiler. Başkan’a, Avcı hocaya tebrikler!
Galatasaray toparlanamıyor - Osman Şenher (Milliyet) Şampiyonluk yarışı için konuşmuyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim Galatasaraylı futbolcularda hırs, istek, tempo kalmamış. Fatih Terim radikal kararlar almazsa... Nedir bu radikal kararlar?
Gerekirse genç takımdan futbolcuları alacak ya da Taylan, Ömer Bayram, Adem Büyük, Yunus gibi isimlere şans verip sözde yıldızım diye ilk 11’de sahaya çıkan bir çok futbolcuya yer vermeyecek. Vermemeli de. Kalede iyi ki Muslera var. O çocuk bir sakatlansa inanın daha farklı mağlubiyetler serisi başlar.
Beşiktaş’ın golünde gencecik Umut, Caner’in ortasına hamle yapıyor yanında da Marcao var. Ve ona rağmen Umut kafayla golünü atıyor. Marcao nasıl bir stoper? Hiç aklım ermiyor. Aynı şekilde Luyindama. İyi kestiği toplar var ama öyle paslar atıyor ki hep rakibe.
Mariano’nun en ufak bir katkısı yok. Nagatomo, geçen seneki günlerini aratıyor, çok formsuz. Hele orta sahada Lemina, Belhanda, Feghouli bu tempolarıyla, bu güçleriyle takımlarına nasıl fayda sağlarlar aklım ermiyor.
Terim ne kadar ısrar ederse etsin, bu kadroyla daha iyi, daha mücadeleci bir futbol sergileyemeyecek. Görünen bu. Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden bir takım neredeyse kaleye doğru dürüst bir şut çekmeden maçı bitiriyor. Kanatlardan gelen isabetli bir tek orta yok. Orta da gelse o toplara vuracak futbolcu yok. Hakikaten sıkıntı büyük.
Alkışı hak etti - Deniz Çoban (Fanatik)

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; dün oynanan maçın hakem ekibi, oyunun gidişatını etkileyecek olumsuz bir karar vermedi. Mete Kalkavan ve yardımcıları ilk dakikadan itibaren oyunu kontrolüne aldı.
Kalkavan doğruluk oranı yüksek kararlarla oyuncuların, kenar yönetiminin ve seyircilerin güvenini kazandı. Böylece sahada işi daha da kolaylaştı.Maçta kendisini zorlayacak kritik pozisyonlar yaşanmadı. Hakem için rahat diyebileceğimiz bir maç geçti. Ne olursa olsun bu bir derbi maçıydı...
Dolayısıyla Kalkavan ve ekibi yönetimleriyle büyük bir alkışı hak etti.Kalkavan’ı birkaç sarı kart uygulamasıyla eleştirebilirim. Ancak başta da ifade ettiğim gibi bu kararları başarılı yönetimini gölgeleyecek kararlar değildi.Kalkavan maç içerisinde elini 5 kez cebine götürdü. 58’de Marcao’ya gösterdiği sarı kart dışında gösterdiği kartlarda bence yanılmadı.
Marcao’ya gösterdiği karta aşırı itiraz eden Muslera ve Mariano’ya karşı aşırı hoş görülü davrandı.77’de N’Zonzi Umut’un ayağına bastı. Nzonzi’nin sarı kart görmesi gerekirken Kalkavan faul çalmadı. Pozisyona itiraz eden Caner de bu arada sarı kart gördü.
Terim’e kırmızı, Avcı’ya sarı kart - Ercan Güven (Milliyet) İstifası cebinde Abdullah Avcı ile “tartışılmazdan” tartışılan hoca haline gelmiş Fatih Terim’den beklenen “derbiye zeka koymaları”, net ve işe yarar tercihler yapmaları, oyuna değil sezona imza atmalarıydı değil mi?Bir şeyler olacaktı maçta, çıldıracaktık, dehşete düşecektik. Adı üstünde “dev derbiydi”! İri bir olay bekliyorduk maçta!Derbi büyüktü, ama onu küçültenler vardı.Terim ile Avcı.
Saçma sapan bir mücadele düştü hissemize. Yetmiş dakika saçmalık. Evet, Beşiktaş kazanmış olsa da saçmalık. Dokuzuncu hafta, apaçık bir yol ayrımındaydı hocaların ikisi de...Tepe üstü giden Galatasaray’ın hocasına karşı tüm kredisini yitiren ve bir yönetimi perişan edip ikinci yönetimi riske eden Avcı’nın maçıydı.
Siz bir kulübe kBu tatsızlık mıdır futbolun zirvesi?Biraz paranoyak olsak kirli bir ittifak var diyeceğiz sahadakine. Sanki sahaya yenmemek üzere çıkmışlar. Amatör maçta olsa bırakıp gideceğiniz bir ilk devre vardı trafiği kilitleyen, gündemi değiştiren, futbolseverleri parasıyla, zamanıyla, sevgisiyle köle edene derbide.Bu bir plansız futboldur. atkısı gördünüz mü derbide? Vasat, sarsak ve tatsız bir Beşiktaş baskısıyla, ayağa oynayarak galebe çalmaya çalışan bir Galatasaray; O kadar. İkinci yarı yaradana sığınıp saldıran futbolcular.
Sadece oynayanların yeteneklerine bırakılmış, kurgulanmamış bir oyun. Hocalar olmasa belki daha iyi oynanır açıkçası. İlk devre itibarıyla “bırakıp gitsin” demek lazım iki hocaya da. Resmen narkozcu olmuşlar...Belhanda ne yapacakmış, Ljajiç niye oynatılmamış. Burak ve Falcao olsa görürmüşüz maçı! Açık konuşmak lazım, tümü bahane...
Daha çok ihtiyacı olan kazandı!.. - Cem Dizdar (Fanatik) İstatistiklerin Galatasaray’ı, ‘büyük tehlikeler’in Beşiktaş’ı gösterdiği bir ilk devre. İsabetli şutların tamamı Beşiktaş’ın, kornerlerin de...
Beklenenin üzerinde bir Beşiktaş bulmasına rağmen Galatasaray sakinliğini koruyup golü aramayı bırakmadı ama bu kadro bunu mu oynamalıydı?Babel, Diaby, Mariano, Elneny ve bir çok oyuncu için yok hükmünde oynanan maç aslında zorda ’nın devamı açısında önemliydi. Hele ki geçen yıl oynanan final niteliğindeki maç düşünüldüğünde.
Maçın olayı: Gökhan Gönül sahada var mıydı bilinmez ama çıkarken tribünlere ’Haydii’ yapışı önemliydi!.. Bir de 85. dakikada doğru kurgulanmış bir hücumun Caner Erkin’in o bildik ‘nafile ortası’yla rakip hücuma dönüşmesi... Diğerleri vakayı adliyeden!
Kısa mesaj: Beşiktaş'ın yönetim ve borçlar düzeyinde içinde bulunduğu durum malum. Ancak sahaya 11 yabancıyla çıkıp şimdiye kadar 3 maç kazanan Galatasaray için durum en az rakibi kadar vahim!..
Birbirleri için oynayanlar kazandı - Bahadır Çokişler (Sözcü) Galatasaray ağır oynadı, topu oyuna sokma becerisinde sınıfta kaldı, kazandığı toplarla hızlı çıkamadı, hücum bölgelerinde çoğalamadı, takım halinde organize olamadı. Doğal olarak bütün yük Muslera, Babel ve ileride de Andone’ye kaldı. Kaleyi bulan şut sayısı az olunca yenildi!
Beşiktaş'ın sakatı çoktu ama Gökhan ve Diaby riske girip oynadı, rakibine baskı yaparak top göstermedi, son vuruşları iyi değildi ama genç Umut ile sonuca gitti. Abdullah Avcı oyun sistemini henüz oturtamadı.
Derbiler, futbol bayramı gibidir. Teknik adamlar derbi haftalarında takımlarını farklı hazırlar, futbolcular yediklerine dikkat eder, taraftarlar bu maça özel besteler yapar.
Ancak o kadar zevksiz bir derbi izledik ki ne tribünler ne teknik adamlar ne de futbolcular bizleri heyecanlandıramadı. Tribünlerden küfür, teknik adamlardan eksik hamle, futbolculardan ise bol bol yeteneksizlik izledik.
Biri kalecisinden topu alıp oyuna sokar, orta sahaya gelemeden kaptırır. Diğeri rakip sahada baskı yapar, topu kapıp cılız şutlarla kaleci çalıştırır. Bu nasıl derbi?
Galatasaray, şut atmayı unuttu! Galatasaray gol sıkıntısı çekiyor, saha içinde kimse sorumluluk almıyor, her oyuncu ayrı telden çalıyor. Ben topu oyuna sokmakta bu kadar zorlanan bir Galatasaray izlememiştim.
Daha maçın başında uzun topla çıkan bir Galatasaray hatırlayanınız var mı? Gören de “Fatih Terim’in takım üzerinde etkisi kalmamış” diyecek.
Beşiktaş, rakibine baskı kurunca ilk yarıda 3 kere gole yaklaştı. Morale ihtiyacı olan Abdullah Avcı ve öğrencileri bu kadar eksiğe rağmen Galatasaray’ı aciz duruma düşürmeyi başardı. Burak olsaydı ilk yarıda 2-0 olurdu ama Umut güzel bir gol attı da derbide gol görebildik.
Mete Kalkavan maçın sonucuna etki edecek bir hata yapmadı. Ancak pozisyonlara o kadar yakındı ki futbolcular ona da çalım atmak zorunda kaldılar.