SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Spor yazarları Fransa Türkiye maçını yorumladı

Spor yazarları, A Milli Futbol takımımızın Fransa deplasmanında 1-1 berabere kaldığı karşılaşmayı değerlendirdi.

UEFA EURO 2020 Elemeleri H Grubu'nda mücadele eden Türkiye'nin, gruptaki 8. maçında Fransa'da son Dünya Şampiyonu Fransa ile 1-1 berabere kaldığı karşılaşmayı spor yazarları yorumladı.
Zoru başardık - Ercan Taner (Sözcü) / Sahaya çıktık, karşımızda sanki dünya şampiyonu yok gibi maça başladık. Şunu mutlaka yazmam lazım, formalarımızı çok beğendim. Beyaz forma, kırmızı şort geceye renk kattı.
Fransa, Tolisso, Matuidi, Sissoko orta sahasıyla ilk on beş dakikadan sonra oyuna ağırlığını koymak istedi. Griezmann ve Coman, savunmamızı yıpratmak isteyen oyunculardı. Forvette bir tek Burak'ı bırakıp, beşli orta saha tercih eden Şenol Güneş'in kadrosunun hiç pozisyon bulamaması normal ama rakibe çok gol arayışı bırakması, ilk devre bana anormal geldi. 4-5-1 anlayışı sanki olmadı. Orta sahada bir tek İrfan, Burak'ı pozisyona itebilecek bir oyuncuydu, o kadar…
İlk yarının ikinci bölümü bizim için gerilim dizileri gibiydi. Çok zorlandık, çok ter döktük. Bu tür maçlarda rakibe korku vermezsen çıkamazsın, oyun kuramazsın, pozisyon bulamazsın… Kalecileri Mandanda yere yatmadı yahu… Tamam anlıyorum, karşımızda Dünya şampiyonu var! Ama savunma anlayışımız, Çanakkale savunması gibi olmamalı, bu yüzyılda… Çok iyi bir nesil yakaladık çünkü… Bu maç hafızalarda Mert Günok'u ön plana çıkaracak…
İyi ki Thierry Henry, futbolu çoktan bırakmış… İkinci yarı Burak golü atsa, mail kutum hakaretlerle dolardı eminim ama gerçekleri yazarım ben… Bu kadar kapanırsan, golü yer ve kaybedersin derken Kaan kafayı vurdu, tarihi bir gol atıp ayağa kalktık… Çok zorlandık ama bir puan mükemmel oldu, dün gece…
Altın eldiven, altın kuşak... - Şansal Büyüka (Milliyet) / Her horoz kendi çöplüğünde ötüyor… Formalarındaki amblemleri bile “horoz“… Üstelik karşımızdaki takım son Dünya Şampiyonu Fransa… Buna rağmen iyi başladık… İlk 15 dakika bizim için rahat, mutlu geçti… Sonrası derseniz, ilk yarı sonuna kadar kabus…
Peki niye böyle oldu? Orta sahada hiç top tutamadık… Nadiren kazandığımız topları, hücuma çıkmaya çalışırken sürekli ya rakibe attık, ya kaptırdık… Ozan, Mahmut, Okay “canlarını dişlerine takıp“ oynamalarına rağmen top tutma konusunda son derece etkisiz kaldılar… Dünya Şampiyonu karşısında top tutamayınca, top tutup tempoyu düşüremeyince bütün yük savunmaya bindi…
Öyle baskı yedik ki, Fransa ceza alanımızın çevresinde adeta “kamp“ kurdu… İki stoperi Varane ile Lenglet koca bir ilk yarıyı bizim yarı alanımızın içinde geçirdi…İlk yarının golsüz kapanmasının çok açık iki nedeni vardı… 1- Kalecimiz Mert sıradışı kurtarışlar yaptı… Öyle ki, 17. dakikada Griezmann ile Sissoko’nun yarattığı bir pozisyonda yattı - kalktı arka arkaya iki topu çıkardı… 2- Futbolun mucizesi…İkinci yarıya gerçekten çok iyi başladık… O Türkiye gitmiş, bu Türkiye gelmişti… Bizim istediğimiz, beklediğimiz Türkiye...
Solda İrfan Can müthiş oynamaya başladı… Hakan Çalhanoğlu bir hareket getirdi… Oyunun şeklini tamamen değiştirdi... Hücum etmeye başladık… Hele 60. dakika… Hakan‘ın mükemmel indirdiği pozisyonda bu ülkenin en büyük golcüsü Burak Yılmaz çerçeveyi nasıl bulamadı, o golü nasıl atamadı…
Oyuna Giroud girerken, niye yalan söyleyeyim, benim de içime bir korku girdi… “Eyvah“ dedim… Korktuğumuz başımıza geldi… Nitekim uçana-kaçana, her topa vuran, her pozisyona müdahale eden Merih ile Çağlar, kornerden gelen topta Giroud kafasına teslim oldular…
Ama Giroud kafasına teslim olsak bile, Türkiye’nin sonuca teslim olmaya niyeti yoktu… Karşınızdaki son Dünya Şampiyonu… Golü yiyorsunuz ve sadece beş dakika sonra Dünya Şampiyonu’na karşılık veriyorsunuz… Almanya, İngiltere, Brezilya, dünyada bunu başaracak ülkeler, dünyada bunu gerçekleştirecek ulusal takım çok az… Belki de yok…
Unutmayalım, Dünya Şampiyonu Fransa’nın olduğu bir grupta bitime iki maç kala halen lideriz… Altın bir kuşak yakaladık… Karanlıkları aydınlatan, gittiği yeri parlatan bir güneş yakaladık… Bu takımın, bu hocanın kıymetini bilelim...
Büyük iş - Mehmet Demirkol (Fanatik) /Şenol Güneş’in ‘set savunmasında beni geçemezler’ fikri Deschamp’ı Ben Yedder’le başlayıp ince işlere yönelmeye itti. Matuidi ve Sissokko’yla hücumu genişlettiler. Coman ve Griezmann ise hücum dinamiğini sağlayan hareketli oyuncular oldu. Çıkamadık. Tolisso arkadan oyunu iyi organize etti. Varane ve Lenglet 20’den sonra bizim yarı sahaya rahatlıkla geçecek ve orada pas yapacak kadar oyuna hakim oldular. Okay, Mahmut, İrfan ve Ozan’ın görev tanımlarını anlamak zordu. 2 çok iyi stoperimizin önünde 4 stoper daha vardı sanki.
İyi daralttık ama iyi açılamadık. Açılamayınca da doğal olarak pozisyonlar verdik. Mert güvenilirdi. Merih ve Çağlar da sağlam durdular. 2. yarıda Hakan oyunu değiştirdi. Burak gününde olsa hem onu hem kendisini kahraman yapabilirdi. Fransa risk aldıkça alanlar açıldı ancak pek yararlanamadık. Ama geri düşmüşken yeniden dengeyi sağlamak gerçekten büyük iş oldu.
Gruptaki yediğimiz 3. gol de duran toptan geldi. Bu grupta 2 Fransa maçı yaptıktan sonra akan oyunda gol yememiş olmak inanılmaz. Gerçek bir taktik başarı. Aynı zamanda savunma oyuncuları için de bireysel zirve işler. Bu kadar genç bir savunma ile bunu yapmak çok güzel.
Askerin türküsü - Attila Gökçe (Milliyet)/ Paris randevusunun ilk 15 dakikasında oyuna ortak olma isteğimiz fena değildi. Bir ara topa sahip olma oranını yüzde 54’le elimize geçirdik. Gerçi top kullanma halimiz o yüzdeyi oyunun merkezinde, kanatlarda ya da hücumda kullandığımız anlamına gelmiyordu. Çoğunluk kazandığımız toplarla savunmada zincirleme pas yaparak oyalanmayı tercih ettik.
İlk yarının top paylaşım oranı 63/37 aleyhimize dönmüştü. İkinci yarıda daha sakin, daha etkili ve daha üretken bir oyun sergiledi Milli Takım. Burak’ın 60’da, Ozan’ın 62’de gol pozisyonuna girmesi olumlu sinyallerdi. Okay’ın yerine oyuna giren Hakan Çalhanoğlu bir hamle idi. Kaan Ayhan ise sakatlanan Zeki’nin yerini aldı. Şenol Güneş’in sadece 1 hamlelik şansı kalmıştı. O şansı Cenk’le kullanabileceğini düşündük. Deschamps ise hamle önceliğini ele aldı. 72’de Ben Yedder’i çıkarıp Olivier Giroud’u aldı oyuna. O da dört dakika sonra bekleneni verdi. Şenol Hoca, Cenk hamlesini ancak 81’de yaptı.
Bir dakika sonra duran toptan hamlelerinin karşılığını aldı. (Hakan’ın frikiği, Kaan Ayhan’ın kafa vuruşu, gol!) Milli Takım, stratejik olarak beraberliğe razı olabilirdi. Ama böyle bir taktikle koca maçı oynamak o kadar kolay değildi. Beraberliğe razı olmak başka, beraberlik için oynamak başka. Bence dünkü beraberlik, Giroud’un golüne hemen gösterilen tepkinin, reaksiyonun sonucu. Maçı kazanabilecek fırsatlar da yakaladık ama, öyle olsun! Böylece Fransa’nın liderlik hesabı da karşılıksız kaldı.Milli Takımımız asker gibi bitirdi maçı. Teslim olmadılar. Zafer türküsünü söylemeyi sürdürdüler.
Fena halde kaybettiniz! - Yasin Yıldırım (Sözcü) FRANSA’DA günlerdir Türkiye’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği Barış Harekâtı konuşuluyor. Batı medyası bu konuda dersine iyi çalışmış, sabah akşam yayındalar. Hal böyle olunca Paris sokaklarında ve Stade de France’da bu yanlı tutumun yansımaları nasıl olacak merak ederek çıktık yola. Fransız gazetecilerin de merakı asker selamı ve açılımıydı.
STADA kol kola gelen Fransız ve Türk seyirciler, eski kafa siyaset anlayışının sokakta karşılığı olmadığını gösterdi. Yan yana kendi bayraklarını sallayarak birlikte maç izlediler. Kendi evinde deplasmanı yaşadı Fransa, top ayağındayken de ıslıklandı. Futbol kazandı, olay çıkmasını bekleyenler kaybetti.
ŞENOL Güneş fizik gücü yüksek oyuncuları tercih etti. Fransa’yı durdurmak şarttı ve başardı. İlk yarıda muhteşem bir Mert izledik. Direnen, savaşan milliler insan üstü bir gayretle kalesini savundu. Evet, ileri gidecek bir yapımız yoktu ama 1 puan altın puandı. Giroud’un golü moralleri bozdu. Yazık oldu derken Konya’daki o altın kafa Paris’i de susturdu. Belki Fransız rejisi kesti ama Kaan Ayhan asker selamını merak edenlere gösterdi.
Hem motive, hem akıllı! - Ali Ece (Fanatik) / Fransa’yı yendiğimiz ilk maçtaki gibi baskılı alan savunmasıyla başlamamız gerekiyordu. Ya da 4. dakikada Çağlar isimli Türk stoperlik harikasının yaptığı gibi baskı altında driplingle çıkabilme yeteneği ve cesaretini daha fazla tekrarlamamız gerekiyordu.
Eksik oyuncularımızın da etkisi ile ilk 45’te bunları fazla yapamadık lakin kalede ahtapot-insan karışımı bir performans sergileyen Süper Mert vardı neyse ki...
‘Ahtapot-insan’ Mert desem ‘Demir Türk’ Merih’e, ‘Demir Türk’ Merih desem ‘Savunma bakanı’ Çağlar’a, Çağlar desem diğer oyuncularımıza ayıp olur. Fransa’dan iki maçta 4 puan alınmasında ve lider dönülmesinde emeği geçen herkes yıldızdır hatta tarihsel açıdan gerçek süperstarlardır!
Sadece kendilerini çok zeki zanneden Fransız rejisinin oyuncularımızın asker selamını göstermemesi. Hepimiz gördük, bu teknoloji çağında tüm dünyaya da bir şekilde gösterdik; oyna devam!
Bu kadar zor dönemde motive olup hem de eksikler varken taktiksel açıdan motive olduğu yüksek derecede akıllı oynamayı başaran oyuncularımız var. Önce İzlanda maçında sonra da finallerde tam kadro olursak, daha da fazlasını başarabilecek seviyedeler!
Şahane ötesi şahane gece - Cem Dizdar (Fanatik) / Bir puanın iki takıma yettiği maça savunma güvenliğini öne koyarak çıktı Şenol Güneş. Başlarda işler iyi gidiyor gibi görünse de 20’den sonra top elden gitti! Çünkü topu elde tutacak, tutulan topu efektif dağıtacak biri yoktu sahada. Kimdi acaba? Fransa o andan sonra Okay, Mahmut, Ozan’ı görünmez kılan bir düzene geçince maçın bizim için ağırlık merkezi kaleci Mert ile önündeki Merih/Çağlar ikilisine dönüştü.
Topu öne ulaştıramayınca oyun boyu aleyhimize kısaldıkça kısaldı. Ablukanın dağılıp topun Fransa alanına geçmesi için memleketin kaç gündür topa tuttuğu Çalhanoğlu’na ihtiyaç vardı, o girdi ve işler değişti. Hakan etkisiyle ilk devre bir iki kişi ile yapılmaya çalışılan hücumlar 6-7 kişilik ekiplerin işi oldu! Gol yedik gol attık.
Dahasını da atabilirdik. Sonunda ise... Dünya Kupası sahibini bir yenip bir berabere kaldık. Artık kendimize bir şey yapmaz isek Avrupa Şampiyonası’ndayız...
Hakan Çalhanoğlu girince oyuna koyduğumuz etki. Önce iki gol pozisyonu, rakip aleyhine çıkartılan bir sarı kart sonra golün ortası. Hakan sadece topla değil topsuz oyunda da fevkalade önemli bir oyuncu. Ama şunu bir anlasak!.. Kısa mesaj: Şahane ötesi şahane bir gece...
Hakem çok iyi yönetti - Deniz Çoban (Fanatik) / Avrupa’nın ilk 3 hakeminden birisi olan; tecrübe ve kalite olarak hakemliğin zirvesinde yer alan Alman hakem oyun genelinde başarılı ve tartışmalardan uzak bir maç yönetti. Maçın ilk dakikasından itibaren kontrolü eline aldı.
İkaz mekanizmasını yerinde kullandı. Bilinen tavizsiz tavrını kullanmaktan geri kalmadı.Sarı kartları yerinde ve zamanında kullandı. Çaldığı doğruluk oranı yüksek düdüklerle, tüm oyuncuların güvenini kazandı. 75. dakikada Fransa’nın golü öncesi top, Merih’in kolundan kornere gitmişti. Top kafasından sekerek ele geldiği için Brych’in ‘devam’ demesi yerindeydi.