SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Rekortmen milli atlet Necati Er SKOR’a konuştu! Otostopla antrenmanlara, tarihi atlayışla Tokyo’ya…

Rekortmen milli atlet Necati Er SKOR’a konuştu! Otostopla antrenmanlara, tarihi atlayışla Tokyo’ya…

Rekorları alt üst eden, Tokyo 2020 vizesi alan ve adını tarihe altın harflerle yazdırmayı başaran milli atlet Necati Er, Sözcü SKOR'a konuştu. Oldukça zorlu geçen yolculuğunda emin adımlarla hedeflerine ilerleyen 1997 doğumlu ENKA sporcusu, hedeflerini ve ilham veren hikayesini anlattı.

Katar’da devam Dünya Atletizm Şampiyonası’nda ülkemizi temsil eden sporcular arasında; 16.87 metre ile serisinde 6. olup organizasyonda bu branşta finale çıkan ilk milli sporcu olan rekortmen sporcumuz Necati Er de yer alıyor. 1997 doğumlu üç adım atlamacı sporcumuz, Önce 13 Temmuz daha sonra da 15 Temmuz’da İsveç’teki Avrupa U23 Atletizm Şampiyonası’nda rekorları alt üst etmeyi başardı. Finalde atladığı 17.37 ile Türkiye rekorunu kırdı, altın madalyayı kazandı, Tokyo 2020 vizesi aldı, dünyada U23 yaş grubunda yılın en iyi derecesine imza attı.

Türk sporunun mihenk taşlarından ENKA’nın bünyesinde kariyerine devam eden Necati Er, Samsun’da zorluklar içinde başlayan yolculuğunda, uzmanlık alanı olan üç adım atlamada olduğu gibi engelleri birer birer atladı ve zirveye yükseldi. Son olarak Katar’da da adını finale yazdırmayı başaran Necati Er ile Avrupa U23 Atletizm Şampiyonası sonrasında Dünya Atletizm Şampiyonası’nın hazırlık döneminde ENKA tesislerinde bir araya geldik. Genç sporcu tüm samimiyetiyle hikayesini SKOR’a anlattı.

Şampiyona ve İsveç macerası nasıl geçti?

Bana göre çok başarılıydı. Türkiye Milli Takımı’ndaki herkesin elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyorum. Herkes kahramanca savaştı adeta. Saha çok güzeldi, organizasyon çok güzeldi, hava şartları bazen iyi bazen kötüydü ama benim yarışımda iyiydi. Bazı arkadaşlarımın yarışında kötüydü. Atmosfer de çok iyiydi galiba.

Atmosfer de zaten çok güzeldi. Bütün ülkelerin sporcuları birbirine destek veriyordu. Bazen sporcular önceki yarışmalarımda birbirine uzak durabiliyordu ama burada durum öyle değildi. Milli Takım olarak da zaten çok iyiydik hep birlikteydik.

Nasıl his peki şampiyon olmak? O hisle uyumak, uyanmak?

Seçme yarışını atlattıktan sonra gece yattığımda düşünmeye başladım. Çok büyük bir rakibim var. Bu sene Avrupa salon şampiyonu olmuştu. Azerbaycanlı bir arkadaşım, Nazım Babayev. “Acaba geçebilir miyim?” diyordum kendi kendime… O potansiyel var ama kendime inanamıyordum. Madalya olacağını biliyordum ama rengini bilemiyordum. Bayrağımızın göndere çekilmesi, marşımızın en güzel şekilde okunması önemliydi benim için. Gece yatarken onu düşünüyordum. Aklımı yitirmiş gibi gülüyordum böyle mutluluktan… Ondan sonra yarış başladı. İkinci hakkımda çok iyi atladıktan sonra yarışı kontrol etmeye başladım ve sonunu da getirdim.

27 Eylül 2019 Necati Er`den üç adım atlamada tarihi başarı Dünya Atletizm Şampiyonası`nda erkekler üç adım atlama elemelerinde 16,87 metre ile serisinde 6. sırada yer alan Necati Er, organizasyonda bu branşta finale çıkan ilk milli sporcu oldu. Kadınlar 3 bin metre su engelli elemelerinde birinci seride Özlem Kaya 13`üncü, ikinci seride ise Tuğba Güvenç 15`inci olarak elendi. Yasmani Copello Escobar ise kendi serisini 5. sırada tamamlamasına rağmen adını yarı finale yazdırmayı başardı. İlgili Haberi Oku

Seçmelerde atladığınız derece de bir rekordu zaten. 17 metrenin üstüne çıkamamıştınız ama bir 16.99’unuz vardı mesela. Antrenmanlarda 17’nin üstüne çıkmış mıydınız? Böyle bir dereceyi atlayabileceğinizi biliyor muydunuz?

Bilmiyordum. :) Şöyle ki bundan bir buçuk ay önce sakatlık yaşadım. Sakatlık öncesi çok iyiydim. Tekniği daha iyi öğrenebiliyordum. Topuğumdan sakatlık geçirdi. Moralim bozuldu. Özgüvenimi yitirdim, hatta yarışa gidip gitmemeyi bile düşünüyordum. Çünkü ağrılarım vardı. Bakanlık, federasyon ve kulübüm destek oldu. Bu destekle tedavim sonrasında hala atlayabileceğimden emin değildim. Atlayış yapmamıştım bir ay. Bursa’da U23 Türkiye Şampiyonası vardı. Hocam “Yarışalım” dedi, girdim 16.99 atladım ve o beni toparladı. Türkiye rekoru oldu, 17 metreye bir santimetre kaldı ve aslında 17 metre olmadığına çok sevindim. Eğer orada 17 metre olsaydı Avrupa şampiyonası öncesi belki bir rehavet olacaktı üzerimde.

Hikaye nasıl başladı? Samsunlusunuz.

Beden eğitim öğretmenim beni keşfetti orta okulda. Antrenmanlara çağırmaya başladı, ben de gitmeye başladım. Babam yollamıyordu beni. “Ne yapacaksın sporda” diyordu. Öncesinde futbol da oynuyordum. Çok ısrar ediyordum. “Tamam” dedi, futbola başlayacaktım. “Tamam” dediğinden bir hafta önce atletizm takımına aldı beni beden eğitimi öğretmenim. Öyle başladım. Babam bir süre onaylamadı. Annem beni destekledi o sırada. Maddi durumumuz iyi değildi o dönemde. Sağdan soldan yardımlarla başladım ve devam ettim.

Belki de Milli Takım’a seçilince belki babanız da destek vermeye başlamıştır?..

Hayır, Samsun birincisi oldum! Türkiye şampiyonasına gitme hakkı kazandım, orada bir ikincilik ve bir birincilik gelince “Tamam” dedi. :)

Tokyo 2020 vizesi de aldınız. Bunun anlamı ne sizin için?

Ben bunu aslında çok düşünmüyordum ama benim hedefim Tokyo 2020’de final yarışmak. Barajı geçebilirsiniz iyi bir çalışmayla ama ben orada ilk 8’in içerisinde olmak, madalya yarışı vermek istiyorum. Eski derecelere bakıyorum. Kendimi geliştirirsem madalya da alabilirim. Kendime güveniyorum.

14 Temmuz 2019 Necati Er rekorları altüst etti! Avrupa U23 Atletizm Şampiyonası`nda milli atlet Necati Er, dünyada U23 yaş grubunda yılın en iyi derecesini atlayıp Türkiye rekoru kırarak altın madalyaya kazandı. Er, yarışmayı 17.37 metrelik olağanüstü derecesiyle kazanırken, Türk kafilesine büyük gurur yaşattı. İlgili Haberi Oku

İyi bir jenerasyonumuz var? Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu aslında bir tren gibi. Biz lokomotif olarak en önde ne kadar cesaretli bir mücadele verirsek daha genç sporcularımız da bizleri görerek cesaretlenecek ve daha çok çalışacaktır. Benim düşüncem bu.

Türkiye aslında alışık olmadığı dallarda da teknik branşlarda da artık kendini gösterebiliyor.

Bakanlık’ın projesiyle yabancı antrenörler geldi ve bizimle çalışmaya başladılar, bundan sonra teknik branşlarda da kendimizi göstermeye başladık.

Yasmani Copello Escobar gibi sporcuların Ramil Guliyev’in, zamanında Polat Kemboi Arıkan’ın, Yasemin Can’ın gelmesi de genç atletlerimize “Biz de yapabiliriz” ilhamını vermiş olabilir.

Ben şöyle düşünüyorum. Kendi ülkeme bakıyorum. Bizim insanımız sadece kaba kuvvet olan branşlarda başarı sağlayıp teknik branşlarda başarı elde edemezken “Türkler yeteneksiz” gibi şeyler söylüyorlardı. Yanıbaşımızda Yunanistan’ın neredeyse her teknik branşta madalyaya oynayan üst düzey sporcusu var. Azerbaycan öyle. Onlar yapıyor ve biz yapamıyorsak bunda bir problem. Ben bu kilidin kırıldığını düşünüyorum artık. Bizim ülkemizden, bizim insanımızdan da çok iyi sporcuların çıkacağını düşünüyorum.

Samsun’un hayatınızdaki önemi nedir desem? :)

Samsun bence çok güzel bir şehir. Çok seviyorum. Atakum Sahili var, deniz kenarında çayını kahveni içebiliyorsun. İnsanlar çok sıcakkanlı. “Merhaba” dediğinizde sizi terslemiyorlar. Havası da çok güzel. İstanbul ne hissettiriyor peki sizin için?

Açıkçası İstanbul’u sevmiyorum. Şehir çok güzel ama burada her tür insan var. Çok kalabalık.

İnsanlar tahammülsüz artık İstanbul’da.

Tabii, elbette. O tarz insanlar çok var. Burada insanlar çok iç içe ve artık kaliteli bir yaşam yok bence burada.

Ne gibi zorluklar yaşadınız atletizm yolculuğunuzda?

Ben liseye giderken okulum sahaya çok uzaktı ve Samsun çok soğuk olabiliyordu. Antrenmanlara otostop ile gidiyordum. Çok soğuk olsa da otostopla gidiyor olsam da her akşam gidiyordum. Öğretmenlerim de bana yardımcı oluyordu. Spora ilk başladığımda babam bir fabrikada çalışıyordu. Babamın çalıştığı fabrika ile saha arasında yaklaşık 20 kilometre mesafe vardı. Antrenmana gitmem için her zaman para veremezdi babam bana. Okulda kantinde simit satıyordum. Sahaya antrenman için servisle gidiyordum ama dönüşte babamın çalıştığı fabrikadan kalkan servisle eve dönüyordum. 4-5 sene bu şekilde antrenmanlara ve okula gidip geldim.

View this post on Instagram

 

Sağa Doğru Kaydır Güzellikler Orada

A post shared by ENKA SK 110 (@necatierrr) on

Aile desteğinin de altını çizmenizi isterim. Başta belki şakayla karışık biraz karşı çıktıklarını söylemiştiniz ama belli ki ellerinden gelen imkanla çok büyük bir destek vermiler size.

Annem bu yolda çok destekledi beni. Babamın soru işaretleri vardı ama annem her zaman “Yaparsın oğlum” diyordu.

Bir idolünüz var mı?

Var, Jonathan Edwards.

Genel olarak kariyer hedefleriniz neler?

18 metreye atlamak istiyorum. Çok gencim, çok çalışmam lazım. Çok emek vermem lazım. 18 metre çok zor ve ciddi bir derece. Şu an sadece üç ülkenin sporcuları atlıyor. Biz neden dördüncü ülke olmayalım?

Boş vakitlerinizde neler yapıyorsunuz?

Dizi izliyorum. Kız arkadaşımla dolaşmayı seviyorum. Favori dizim Prison Break’ti. Vikings’e başladım.

Kafa boşaltmaya mı yarıyor? Başka sporculara sorduğumda dinlenme vakitlerinde kafa boşaltmak için dizi izlediklerini söyleyen pek çok sporcu oldu.

Güzel geliyor. Televizyon izlemiyorum, haberleri izliyorum zaman zaman. Tek antrenman olan günlerde dizi izliyorum. Hafta sonları da dışarıda dolaşmak iyi geliyor.

Tebrik ederiz ve başarılarınızın devamını dileriz.

Teşekkür ederim.