SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbolun değerini nasıl koruyacağız?

Türk futbolu bir keşmekeşin içinde. Uzun yıllardır böyle. Bunun en önemli nedeni spor yöneticilerinin farklı sebeplerle taraftarları sürekli şekilde tetiklemesi. Bu yöntemi bir sevginin suistimal edilmesi olarak okuyabiliriz.

Taraftarların -adı üstünde- sahadaki oyuna taraflı bakması normal, sürekli haksızlığa uğradığını düşünmesi doğal. Geçen haftaki yazımda belirtmiştim, taraftarlık zaten irasyonel bir karar. Ama bu bizim spor dünyamıza has bir durum değil, NBA taraftarlarının birçoğu da hakemlerin kötü niyetli olduğunu, maçların ayarlandığını yazıp çiziyor. Oradaki fark ise Lig yönetiminde.

ABD, ifade özgürlüğünün en geniş olduğu ülkelerden biri. Bir taraftar her şeyi söyleyebilir, maçı canlı canlı yorumlayan uzman da. Ama iş Lig’in kontratlı profesyonellerine geldiğinde durum değişiyor. NBA kendi marka değerini muhafaza etmek için azami derecede korumacı davranıyor. Eğer bir oyuncu, yönetici ya da koç hakemler hakkında en ufak bir eleştiri getirirse NBA anında yüklü bir para cezası kesiyor.

Sonuç: 2019 yılına bakarsak…. Hakemleri eleştiren koç sayısı neredeyse yok denecek kadar azdı. Çok yoğun maç sayısına rağmen karşılaşma sonu hakem hakkında konuşan sadece 6 oyuncu oldu. Tamamı para cezasına çarptırıldı. (Not: Bu 6 oyuncu Lig’in en zenginleri arasında. Yılda ortalama 25,8 milyon dolar kazanıyorlar)

CEZALAR:

  • Joel Embiid – 25 bin dolar
  • James Harden – 25 bin dolar
  • Paul George – 25 bin dolar
  • Draymond Green – 35 bin dolar
  • Stephen Curry – 25 bin dolar
  • Kevin Durant – 15 bin dolar

Ne kadar zengin olursanız olun, kimse parayı sokağa atmayı sevmez. NBA oyuncularının ortalama kazancı 8 milyon doların üzerinde ve ceza almamak için susuyorlar.

Benzer para cezaları TFF disiplin talimatnamesinde de mevcut ama uygulama farklı. Şöyle ki;

HAKEM ELEŞTİRİLERİ CEZAYA DÖNÜŞMÜYOR

Talimatnamenin 38. maddesi hakemler ve Lig’e zarar verecek şekilde açıklamalar yapan profesyoneller için ağır cezalar içeriyor. Ancak uygulama NBA’e göre çok daha yumuşak, ayrıca oyuncular için para cezası yerine (kulübü de cezalandıran) men cezaları var. Çok sert ve gündem olan konuşmalar hariç bu maddelerin cezaya dönüştüğünü görmüyoruz. Uygulama standardı NBA çizgisine gelse Süper Lig karşılaşması başına en az 1 ceza kesilebilirdi. Biliyorsunuz ‘Ben hakemler hakkında bugüne kadar hiç konuşmadım’ diyerek söze başlayıp hakemlere saydırmak ülke sporumuzun neredeyse oturmuş tek geleneği. Eğer bir oyuncu/hoca 3 gün hakem konuşmamışsa kendisini hayat boyu hiç hakem yorumu yapmamış sayıyor.

HAKEME BASKI, PERFORMANSI DÜŞÜRÜYOR

Öte yandan hakemler hakkında herkesin aklına geleni söylemesinin hakem performansını artırdığını söylemek de mümkün değil. Mesela dünyanın en iyi 5 hakeminden biri bizde ama Süper Lig’de o da lokal standartlara geri dönüyor.

NBA eksenli bir karşılaştırma yaptık, devam edelim. Düzenli takip eden her sporsever bilir ki, NBA hakemleri de çok hata yapar, zaman zaman hataları başka hatalarla telafi ettiklerini de görürüz. (Eyyam kelimesi yabancı dillere çevrilemediğinden uzun uzun ifadesi bu) Ama NBA, oyunun hakem tartışmalarına indirgenmesine izin vermiyor. Kabul edelim hakemlik çok zor bir iş. (Eğer tersini düşünüyorsanız, yakın arkadaşlarınızın halı saha maçını yönetmeyi deneyin) Oyunu daha adil bir hale getirmek için yapılan neredeyse her hamle, zaten hakemlerin işinin çok zor olmasıyla doğrudan bağlantılı. Ancak futbolu hakem üzerinden tartıştığımızda ortaya çıkan keşmekeş oyunu iyileştirmek/adilleştirmek için atılan her adımı boşa çıkarıyor. VAR da onlardan biri.

Bu tuhaf ortamda ‘Marka değerini korumak amacıyla’ verilen ağır cezalar bile bir tarafın bu yaptırımları kendi camiasını konsolide etmek için kullandığı bir araca dönüşüyor. Standardı olmadığında ‘yaptırımlar’ amacının tam tersine hizmet ediyor.

Kulüpler kendi hatalarını gizlemek, eleştirileri geçiştirmek, camiayı bütünleştirmek gibi sebeplerle düdükler üzerinden bir strateji kurabilir. Hatta yönetimlerin ömrü uzun olmadığı için bu kısa vade hamleleri kendileri açısından tutarlı da olabilir.

Tüm bunları engellemek, oyunu yeniden değerli hale getirmek ise Lig’i yönetenlerin elinde.

Yazarın Diğer Yazıları