SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Kaybedilen puan, kazanılan inanç

Kaybedilen puan, kazanılan inanç

Fenerbahçe, kendi evinde Trabzonspor'a karşı en son bu kadar üstün oynadığında (2009-10) yine kazanamamış ve şampiyonluğu Bursaspor'a kaptırmıştı. Sarı lacivertliler dün gece evinde sadece 2 puan bıraktı ama milli araya girerken defolarını en az zararla atlatarak farketmesi kazanım olarak da görülebilir.

YAZI- ALİCAN ÖZCAN

Fenerbahçe’de orta alanın enerjisi düşük olunca çarklar işlemiyor. Emre Belözoğlu 60. dakikada belini tutmaya başladı, inat etti oynadı ama 85’te kendini yere bıraktı. Yenilen golde adamını takip etmeyen Tolga Ciğerci ise Emre’nin oyundan düştüğü anlarda topu çevirmekte çok ağır kaldı. Haliyle hücumdaki yaratıcılık ve akıcı oyun sekteye uğradı. Şüphesiz Gustavo transferi bu çarka yapılan en önemli katkılardan biri olacak. Üstelik stopere Marsilya’dan takım arkadaşı Adil Rami geldiğinde etkisi maksimuma ulaşacaktır.

11 günde dördüncü maçına çıkan Trabzonspor’un enerjisini tasarruflu kullanmaktan başka şansı yoktu. Zaten Kadıköy’deki atmosferde rakip takımların oyunu domine etmesi bu sezon zor görülüyor. Ama Trabzonspor bu dezavantajına rağmen iyi bir mücadele sergiledi ve Fenerbahçe’nin sağlı sollu ataklarına rağmen takım sistemini bozmadı, dağılmadı. Hücumda organize olamamaları, 11 günlük süreçte canını dişine takan hücum oyuncularının yorgunluğu ile doğru orantılıydı ve bu sahada çok net görüldü.

Ancak Fenerbahçe’de apaçık görülen bir şey var ki Ozan Tufan da, Nabil Dirar da acilen ana mevkilerine dönmeli. Kötü oynadıkları için değil aksine Ozan sağ bekte, Dirar sol bekte hatta Jailson stoperde öylesine hatasız oynuyorlar ki, asıl mevkilerinde performansları ne olur merak ediyorum.

Deniz Türüç henüz takımın ritmine ayak uyduramasa da oyunun içinde kalması önemliydi. Kruse ise topu ayağına aldığında yaptıklarıyla taraftarını mest ediyor, ancak tam oturmayan orta sahada topsuz oyunda kayıplara karışması hücum aksiyonlarını aksatıyor. Top ayağındayken hamleleri ve pas tercihlerine bakıldığında 3. hafta itibariyle kusursuz oynadı demek fazla olmaz. Golde Rodrigues’e yaptığı asist ve direkten dönen topta savunmayı tamamen saf dışı bırakan hareketleri usta işiydi.

Dün sahada, oyundan bir an olsun kopmayan, uzatmalarda dahi ileri uçta rakibe pres anlayışını sürdüren komple bir forvet vardı. İkinci yarıda kaleci Uğurcan’ın muhteşem kurtarışındaki kafa vuruşu olabilecek en iyi vuruştu. Mental açıdan zirveyi yaşadığını görmemek mümkün değil ve Galatasaray’ın Radamel Falcao’yu transfer ettiği şu günlerde, Fenerbahçe taraftarına “Bize Vedat yeter” deme rahatlığını sağlaması Kosovalı'nın hak ettigi bir övgü olarak not edilmeli.

Son olarak geçen hafta Başakşehir maçının kaderini etkileyen değişiklikleri yapan Ersun hoca bu maç biraz geç kaldı. Belli ki kaçan goller sahadaki takıma inancını körükledi ancak oyundan düşen Deniz Türüç’ü daha erken çıkartıp Ferdi’yi oyuna almak dinamizm katabilirdi.

Ama bir gerçek var ki; puan kaybına rağmen stattan ayrılan Fenerbahçeliler şampiyonluk inancını tazeleyerek evine gitti. Her ne kadar gece kaçan golleri düşünmekten uykuya dalmakta zorlansalar da şüphesiz takımın sergilediği futbol geleceğe ümitle bakmalarını sağlayacaktır.