SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Özhan Pulat: ‘Türkiye’de sıkıntı güven’

Özhan Pulat: ‘Türkiye’de sıkıntı güven’

Süper Lig'de Bursaspor ve Gaziantep Gazişehir'de scout şefi olarak görev yapan ve bu işi dünyanın önemli kulüplerinde staj yaparak öğnenen Özhan Pulat önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'de scoutluğun zorluklarından bahseden Pulat transferini bitirme noktasına getiridği isimlerden da bahsetti ve şimdilerde piyasa değeri 80 milyon Euro'ları bulan Ndombele'yi ellerinden nasıl kaçırdıklarını anlattı.

Türkiye’de “scout” konusu hep merak edilmiştir. Süper Lig külüplerinde bu sistem nasıl çalışıyor? Türkiye’de scoutluk hangi seviyede? Soruları hep cevap aramıştı. Türkiye’nin son dönemdeki en başarılı scout şeflerinden Özhan Pulat’a merak edilen konuları Fanatik gazetesinden Yakup Çınar’a anlattı.

Özhan Pulat kimdir?

Uludağ Üniversitesi beden eğitimi öğretmenliği mezunuyum. Selçuk Üniversitesi’nde futbol antrenörlüğü yüksek lisansı yapıyorum. 2006 yılında Bursaspor futbol okullarında göreve başladım. Öğrenci olduğum dönemde maç analizleri yapıyordum. 2008 sezonunda Bursaspor’dan davet aldım ve Güvenç Kurtar hocayla kısa bir süre çalıştım. Ertuğrul Sağlam’ın gelmesiyle A takıma entegre edildim. Ertuğrul hocanın ekibinde analist olarak başladım. Sonrasında Eskişehirspor ve Bursaspor’da yardımcı antrenörlük yaptım. 2016 senesinde Bursaspor’da şef scoutluk teklifi aldım. İlgimi çeken, artık dünyada yükselen bir meslek olduğunu gördüğüm için kabul ettim. Ayrıca farklı ülkelerin futbol kültürlerini de öğrenmek için farklı bir tecrübe oldu. Bursaspor’da 1 yıl çalıştıktan sonra Gazişehir Gaziantep’te bir proje yapıldığı söylendi. Doğru profesyonellerle alt yapı, a takım ve transfer üçgenini yöneteceği söylendi. Adil Konukoğlu ile görüştük ve orada 1,5-2 yıl çalıştık. İlk senemizde final oynadık, ikinci senemizde şampiyon olduk.

Bursaspor dönemi nasıl geçti?

Bursaspor’da şef scout olarak 1 sezon çalıştım. İlk yılımda Hamza Hamzaoğlu dönemiydi ve tranfserin son günlerine yetiştim. Josua John transferini biz önermiştik. Sonra devre arasında Onur Atasayar’ı aldırdık. İkinci sene asıl bizim aktif olduğumuz süreç. Bursaspor’un küme kaldığı sezonun ardından Paul le Guen ile çalışma fırsatı bulduk. O dönem Ekong, Titi, Agu ve Barış Yardımcı transferlerini biz yaptık.

Şef Scoutun kulüpteki görevi tam olarak nedir?

Scatium Türkiye’de uzun yıllardır var. Ancak izleme ekibi diye kurgulanmış durumdaydı. Sonrasında futbolu bırakan, o kulübe mâl olmuş antrenörlerin gidip oyuncu ve maçları izlemesiyle günümüze gelen bir süreçti. Son yıllarda ise Avrupa’daki Porto, Benfica ve Dortmund örneklerinden sonra Türkiye’de daha meşru hâle gelen bir durum haline geldi. Ekipler kurulmaya başlandı. Scout şefinin görevi, altında çalışan ekibi organize edip yurt içi ve yurt dışında taramaları yapmak. Bunu video ve canlı izleme sonucunda yapıyorsunuz. Sonrasında yönetime rapor vermek. Aslında kulübün kurduğu scouting ekipleri yönetime bağlı olarak çalışıyor. Türkiye’de de en büyük sıkıntı aslında bu oluyor. Türkiye’de aslında en büyük sıkıntı güven sorunu. Yönetimin kurduğu scout ekibi olunca hoca güvenmiyor. Hocanın kurduğu ekip olunca bu kez yönetim güvenmiyor. Biz birbirimize güvenmiyoruz. Şuan scouting altında bir filizlenme ve yeşerme var. Ama bir kaç sene sonrası görmek lazım. Ne kadar doğru yürüdüğünü anlamak için.

Türkiye’de kulüplerin scoutinge eğilimi nasıl?

Amiyane tabirle “Dostlar alışverişte görsün” diye kurulan hiç bir birim iş yapmaz. Sadece bizim scouting birimimiz var. İzliyorlar! Bu… Ama Avrupa’ya baktığmızda Porto’da staj yaptığım dönemde aldırım gücünüz ne kadar sorusunu sorduğumda bana “Scouting biriminin yüzde 30, teknik direktör yüzde 35 ve yönetim yüzde 35” şeklinde cevap verdiler. Neredeyse eşit bir söz hakkına sahipler. Burada öyle değil. Önce yöneticiyi ikna etmek zorundasın. Sonra sportif direktörü ikna etmek zorundasın. Hocayı ikna etmek zorundasın. Burada ikna etmeye çalıştığın adamlar çok fazla. İnsanlar oyuncudan önce scouta inansam mı inanmasam mı? Onu düşünüyor. O yüzden açıkçası ülkemizde Porto ve Dortmund kazanımlarının çok fazla olabileceğini zannetmiyorum. Çünkü kulüplerde genel olarak parayı ben veriyorum. Kararı ben veririm mantığı var.

Türkiye’de scoutluğu hiç mi düzgün yapan kulüp yok?

Trabzonspor iyi işler yapmaya başladı. Başakşehir kulübü doğru isimlere gitti. Edin Visca mesela kesinlikle bir scouting başarısı. Beşiktaş zaman zaman bunu yaptı. Aslında scouting tamamen no name (ismi bilinmeyen) oyuncular bulmak değil. Üstü tozlanmış oyuncuları da çıkartmaktır. Ki Babel bunlardan biriydi. Bulundu, parlatıldı ve tekrar satıldı. Mesela Tosic de scoutin başarısıdır. Alındı oynatıldı ve satıldı. Galatasaray son dönemde güzel işler yapıyor. Galatasaray bu işi son dönemde en iyi yapan kulüplerden biri. En zor transferler devre arasında yapılan transferlerdir. Çünkü başarı oranı genelde düşüktür. Galatasaray scout ekibi güzel hamleler yaptı ve başarılılar. Ancak onlara inanan Fatih Terim ve yönetimin katkısı da çok önemli.

Türkiye’de scoutluğa genç oyuncu bulma gözüyle bakılıyor, bu doğru mu?

Kesinlikle değil. X bir oyuncuyu Türkiye’de Adana Demirspor ya da x bir kulüpten bulup getiriyorsunuz. Ama oyuncu zaten biliniyordu diyorlar. Ama Porto, Estoril’den ya da Guimares’den bir oyuncu bulunca buna scout diyorlar. Bir de Türkiye’de şöyle bir yanlış algı var. Herkes maddi bir karşılık bekliyor. Ancak oyuncunun kulübünde gösteridği başarılı performans ve kazandığı kupalarda scouting başarısıdır.

Scoutingin Türkiye’deki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

TFF kurslar falan düzenliyor. Bazı eğitimler veriliyor. Ancak yönetimlerin kafa olarak değişmesi lazım. Yoksa bu kursların falan hiç önemi yok. Futbolda artık internet vasıtasıyla her ülkeye ulaşmak mümkün. Gerçekten Türkiye’de futbolu çok seven ve araştıran bir nesil var. Bu nesil aynı zamanda oldukça donanımlı. Kulüpler gerçekten bu insanlara şans verirse önleri çok açılır. En iyi örneklerden biri Emre Utkucan… Baktığınız zaman futbol kariyeri mi var? Yok! Futbolu seviyor. Bence istediğin okulu oku, istediğin kariyere sahip ol, bu işi sevmiyorsan ve yapmış olmak için yapıyorsan başarılı olamazsın.

Türkiye’de yönetimlerin scoutlara güvenmesi için ne olması gerekiyor?

Futbolun içinden gelen insanların mutlaka bu işleri yapması gerekiyor. Ajax’ın mesela bir felsefesi var. Cruyff’tan itibaren gelen düzen hâla devam ediyor. Son TFF seçiminde yönetime Hamit Altıntop’un girmesi bence çok önemli. Futbolun içinden gelen insanlara daha fazla görev verilmesi lazım. Hamit Altıntop Türk futbolunda çok önemli bir değer. Sadece oynadığı kulüplere bile baktığımız zaman TFF’deki görevi vizyonunu, 2. ve 3. lig kulüplerine hiç bir metne dayalı olmadan anlatmalı. Bu insanlara bir ufuk açmalı. Alt liglerdeki futbolculara, alacağı peşinatların, alacağı arabaların hayalini kurmamaları gerektiğini anlatmalı. Avrupa’da bir işci ailesinin çocuğu olarak dünyanın en önemli kulüplerinde nasıl forma giydiğini anlatacağı bir misyonu olmalı. Türkiye’de her yerde bunu mutlaka anlatmalı.

Oyuncu transfer sürecinden bahseder misiniz? Scout ekipleri kaç kez izliyor transfer edeceği oyuncuyu?

Bursaspor’da Ekong transferi üzerinden anlatayım. Kendisini Norveç Ligi’nde Haugesund’de oynadığı dönemden beri takip ediyorduk. Gent’e takımı bu oyuncuyu sürekli kiralıyordu. Bir stopere ihtiyacımız vardı. Stoper kriterimiz ağır olmayan, ayakları iyi olan, geriden oyun kuran bir oyuncu arıyorduk. Titi’de ayağı iyi olan bir stoperdi ve bu transferini gerçekleştirerek ilk sorunun cevabını bulduk. Ekong’a baktığımızda Gent’te forma şansı bulamaması ve sadece 2-3 maçta oynayabilmesi ve benim oyuncuya instagram hesabında ulaşarak kulübümüzü anlatmam oyuncuyu etkiledi. Belçika’ya gittim ve oyuncuyla bir yemek yedim. Kulübü anlattım ve taraftar profilini gösterdim. Oyuncu da buna ikna oldu. Biz bu oyuncuyu antrenmanda da izleme fırsatı bulduk. Banttan da oynadığı neredeyse bütün maçları izledik. En son da Zulte Waregem’e karşı oynadığı play-off maçlarını tribünden takip ettik. Tüm notları ile havuzumuza aldık. Paul Le Guen’in gelişiyle de kendisine gösterdik. Kendisi de Nijerye Milli Takım teknik direktöründen olumlu referans alınca Ekong transferi oldu. Bursaspor’a geldiğinde 24 yaşındaydı. Hatalar da yaptı çok iyi maçlar da çıkardı. Ama beni Ekong transferinde en çok cezbeden şey bu oyuncu oynadığı zaman Nijerya Milli Takımı’na seçilip Dünya Kupası oynayacaktı. Direkt kulübe maddi bir gelir kazandıracaktı. Tüm planlarımız istediğimiz gibi gitti. Oyuncu Dünya Kupası’nda da oynadı ve 3.3 milyon Euro’ya Udinese’ye transfer yaptı. Bu sezon Udinese’de de 40 maç full oyundan çıkmadan oynadı. Bu bizim için hem önemli bir örnek oldu. Özgüvenimizi artıran bir gelişme oldu.

Hangi ligden transfer yapınca Türkiye’ye uyum sağlıyor?

Fransa ve Portekiz çok rahat uyum sağlıyor ama artık herkes tarafından keşfedilmiş ligler buralar. Balkanlardan gelen oyuncular da hep başarılı oluyor. Türkiye’ye uyum sağlayabiliyorlar. Balic, Biyedic, İvankov, Hagi, Popescu eskilerden örnekler. Son dönemde Edin Visca, Eljif Elmas ve Vedat Muriqi örneği verilebilir. Kültüre de yabanı olmadıkları içir rahatlıkla uyum sağlayabiliyorlar. Bu soruyu ben Porto scocutlarına sordum. “Hangi ülkeden oyuncu alınca uyum sağlıyor diye. Sizin 1000 tane scoutunuz mu var? Nasıl dünyanın hepsini tarayabiliyorsunuz?” Şöyle cevar verdiler. “Onların hepsi şehir efsanesi bizim 5 kişilik bir scout ekibimiz var. Dünyayı bölgelere ayırdık ve her bir bölgeden bir scout ekibimiz sorumlu. Mesela ben Özhan Pulat olarak kuzey ülkelerinden sorumluyum. Norveç, İsveç, Danimarka ve İzlanda sorumlusu benim. Öncelikle futbol platformlarından bu ülkelerdeki bütün maçların 90 dakikalarını izliyorum. O ligleri tamamen analiz ediyorum. Öne çıkan oyuncuları listeliyorum. Ekipteki diğer arkadaşlarda aynı şekilde kendi bölgelerini bu şekilde izliyor ve analizler çıkartarak oyuncuları listeliyor. Sonra bunlar ayın birinde oturuyorlar bu isimleri masaya koyuyorlar. Çapraz izleme sonucunda bazı oyuncuları eliyorlar. Listede kalan ve inandıkları isimleri bu kez canlı izlemeye gidiyorlar. Gidip bu oyuncu için belki 1 ay kalıyorlar. Sürekli izliyorlar. Antrenman ve bütün maçlar dahil. İç saha, dış saha performansı, milli takım kariyeri tümümü izliyorlar. İkna olduktan sonra alabilirsiniz diyorlar. Ama Türkiye’de maalesef videodan izlemeyi bile doğru düzgün yapamıyoruz. Youtube’dan oyuncunun en iyi hareketlerini ve top ayağında kaldığı pozisyonları izleyerek transfer yapanlar var. Aslında minimun 5 scoutun bir oyuncunun toplamda 20 maçını izlemesi gerekiyor. Ondan sonra yurt dışına gidip maçını izlemek gerek. Scout biriminin işi sabahtan akşama kadar maç izlemek olmalı.

Ekip olarak kaç bu yıl kaç maç izlediniz? Bir de kendi hazırladığınız sistemden bahseder misiniz?

Sadece Türkiye’de 250 maç izledik. Dünya üzerinde de 36 ligi analiz ettik. Bu analizi 5 normal çalışan 2 de gönüllü scout ile yaptık. Tüm liglerin 90’ar dakikalarını izleyip çapraz eşleşmelerle 400’e yakın oyuncuya ulaştık. Bir çok turnuvayı da yurt dışında yerinde izledik. Biliyorsunuz kulüplerde oyuncular izlenir ve dosyalar bir kenara bırakılır. Sizden sonra gelen ekip hiçbir şey bulamaz. Benim özel hazırlattığım bir yazılım var. Burada alt yapıdaki oyuncuların gözlemlerinden kadar yurt dışında izlediğimiz oyuncuların tümüne ait raporlar ile izlenilen tüm maçların raporları var. Biz bu raporları girdiğimiz zaman, başkan ve hocamız akşamında telefonda maçın ve oyuncuların raporlarını görebiliyor. Bu sistemi Porto kullanıyordu onlardan öğrendim ve Türkiye’de geliştirerek patentini aldım. Türkiye’de kullanılan ender scouting veri tabanlarından biridir. Mesela uygulamaya stoper yazıyorum. İzlediğimiz ve hakkında rapor tutulan bütün potansiyelli stoperler çıkıyor. Mental özellikleri, motorik becerileri, teknik özellikleri, taktik özellikleri, handikapları ve scouting görüşü çıkıyor. Bu tüm mevkiler için geçerli. Kolaylıkla istediğiniz oyuncuya ulaşabiliyorsunuz ve böyle bir datanız oluyor. Bu uygulamayı Türkiye’de sadece Gazişehir Kulübü’nde kullandık. Çünkü bu sistemi bir çok kişi bilmiyor bile. Bu uygulamada 36 ligin tüm analizleri ve öne çıkan oyuncularını hemen ortaya çıkartabiliyoruz.

Türkiye’nin son dönemde yaptığı en iyi scout transferleri kimler?

Bursaspor’un yaptığı Bakambu transferi. Kasımpaşa’nın Trezeguet. İstanbulspor’un Zeki Çelik. Yine Galatasaray’ın Marcao transferi. Gelirken herkesin kafasında soru işaretleri olan bir isimdi Marcao ama geldikten sonra fark yarattı diyebiliriz.

Keşfettiğiniz ama yönetimlere aldıramadığınız futbolcu var mı?

En çok canımı yakan ve beni üzen Bursaspor döneminde Ndombele diye bir oyuncu bulduk.Fransa Lig 2’de Amiens takmında oynuyordu. Oyuncunun soyunma odasına kadar girdik. Oyuncu da kulübümüze gelmeye çok sıcak baktı. 2.5 milyon Euro’ya Bursaspor’a transferini bitirebiliyorduk. Menajeriyle her konuda anlaşma sağlamıştık ama bazı nedenlerden dolayı transfer yattı. Şimdi Lyon’da oynuyor ve Fransa Milli Takımı’na yükseldi. Değeri 70 milyon Euro civarı… Bunun dışında bir çok oyuncu var ama bir başka unutamadığım isim Joachim Andersen. Enes Ünala buradan çok teşekkür ediyorum. Onun takım arkadaşıydı ve bu oyuncuyu Enes sayesinde idmanlarda izleme şansı da buldum. Hatta kendisi bizi oyuncuyla tanıştırdı. Joachim Andersen transferi de 1 milyon Euro’ya Bursaspor’a bitmişti. Şuan İtalya Serie A’da Samdoria’da oynuyor ve değeri 15 milyon Euro civarı. Bu oyuncular dönemin yöneticileri ya da teknik direktörleri yüzünden transfer edilemedi. Dediğim gibi bitmiş Bursaspor’a gelmeye hazır isimlerdi.

Sizin bundan sonraki hedefleriniz nedir?

Ben bir işe başlamadan önce o işin doğru temellere dayandırılması gerektiğine inananlardanım. Bu anlamda bu işi en doğru yapan Porto, Benfica, Lizbon ,Atalanta gibi bircok değerli kulübü ziyaret ederek oralardan edindigim yeni bilgilerle kendi bilgilerimi sentezleme şansım oldu. Scouting alaninda Türkiye’de iyi isimlerden biri olduğumu düşünüyorum.Bu konuda özellikle Gazisehir Futbol Kulubunde çalıştığımız süreçte baskanimiz Adil Konukoğlu bize firsatlar sundu ,bize inandi ve guzel bir takim calismasiyla şampiyonluk geldi. Analistlik, yardımcı antrenörlük ve scout şefliği yaptım, Eğitim sürecimde profesyonel ortamlarda bu işleri yapma şansını yakaladim,bunlarda benim için çok önemli tecrübeler oldu. Bu tecrübelerin Teknik direktörlüğe başladığım süreçte bana ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum ve bundan sonra kariyerime Turkiyede sadece klasik bir teknik adamliktan öte ,bu konuda günceli yakalayan,bilimsel ve teknik donanima dayali ,scouting ve alt-yapı desteği ile haziri arayan değil arastiran ureten ve oyun felsefesiyle keyif vermeye calisan bir teknik adam olarak devam etmeyi düşünüyorum.