SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Spor yazarları Beşiktaş Malmö maçını değerlendirdi…

UEFA Avrupa Ligi I Grubu 6. maçında temsilcimiz Fenerbahçe, Malmö'yü konuk etti. Beraberlik halinde bile gruptan çıkacak olan Beşiktaş, konuğu Malmö'ye 1-0 mağlup oldu ve Avrupa'ya veda etti. Beşiktaş'ın Avrupa'ya veda ettiği maçı spor yazarları değerlendirdi.
O aşk da bitti! - Atilla Gökçe (Milliyet) Heyecan ve istekle başladılar. Akılla oynadılar, sonra da çözüldüler, bozuldular, dağıldılar. Beşiktaş, ilk yarıda hem topa sahip olan (66/34) hem de etkin görünen taraftı. Özellikle 9. dakikada... Serbest atışta önce Necip vurdu, sol yan direkten döndü, Love abandı bu defa... O da üst direkten döndü.. Bir de Mustafa’nın 31’de az farkla auta giden şutu var ki orada “Love’a pas verse daha mı iyi olurdu?” sorusu kafamıza takılıyor.
İlk yarının kronometrik notlarını geçip asıl soruya gelelim: Ljajic’le Oğuzhan aynı onbirde oynar mı? Geçmişte çok soruldu bu tip sorular... Gereksiz tartışmalar ve hüküm cümleleriyle maçın skoruna göre oynar/oynamaz yorumları birbirini izledi. Bu anlamda sorunun yeni versiyonu Oğuzhan/Ljajic oluyor. İkisinin de yaratıcı, isabetli paslarla oyun kuran karakterler olduğunu biliyoruz. Bu meziyetlerin doğru işlediğinde takıma zarar değil, yarar getireceği de unutulmamalı. Peki dün ne yaptılar ? Oğuzhan, Medel’le birlikte oyunun merkezini tutmaya, kontrol etmeye çalıştı. Kazandığı toplarla Ljajic’i, Quaresma’yı, Love’ı ve Mustafa’yı besledi. Çabuk tükendi.. Ljajic de topu yerden kullanıp kalabalık Malmö savunmasının içinde etkinlik göstermeye çalıştı. İkisi de çok sıkı markaj altındaydılar. Dakikalar ilerledikçe yorulup top kaybetmeye başladılar. Oyuna katkıları sıfırdı.
Beşiktaş olabildiğince doğru oynamaya çalıştı. Baskılı oyunun karşılığında aradıkları kadar gol pozisyonuna giremediler. Asıl şaşırtıcı olan Malmö’nün savunmada yoğunlaşıp sanki - işine yaramayan - beraberliğe razı görüntüsü vermesiydi. İlk yarının son 15 dakikasında diş göstermeye başladılar. Beşiktaş’ın hücumdaki rüzgarını kesip üst üste ataklarla Karius ve savunma üzerinde baskı kurdular.
Asıl kıyamet ikinci yarıda koptu. Malmö oyunun baskın tarafını oynuyordu artık. Beşiktaş’ta ilk yarının sağlam ve dirençli savunması çözülmeye başladı. Orta alanda ve ileri uçta top kayıpları peş peşe geldi. Mustafa, Love, Quaresma, Ljajic, sonradan katılan Gökhan Töre kimliksiz-kişiliksiz figüranlara dönüştüler.
51’de orta alanda topu kapan Rosenberg’in savunma arkasına koşu yapan Antonsson’a attığı top, oyunda ayaklar kadar aklın da önemini ortaya koydu. Beşiktaş savunması kaçırdı adamı. O da Karius’un sağından çaktı. Beşiktaş reaksiyon gösteremedi o gole. Bildiğimiz takım, silkinir, süratlenir, isyan edercesine meydan okurdu. Anlaşılan o günler de unutulmuştu. Şenol Hoca’nın Oğuzhan, Love ve Mustafa’yı alıp Töre, Fatih ve biri direkte patlayan iki golü talihsizlik ve beceriksizlikle kaçıran Larin’i oyuna sürme hamleleri de işe yaramadı. Bir de Quaresma’nın kırmızı kartı var tabi... O sorumsuzlukla tüy diktin be adam!
İyi başlayan oyun dökülme görüntüleri eşliğinde Beşiktaş’a hak ettiği bir yenilgiyi yaşattı. Artık Avrupa’da söyleyecekleri söz de kalmamıştı. Şimdi soğukkanlılıkla itiraf etmekten kaçınmayalım: Onca sakatlık, tartışma, verimsizlik ve kadro dağınıklığından sonra galiba o aşk bitti!
Leipzig'de kalanlar... - Ali Ece (Fanatik) İlk 20 dakikadan sonra Beşiktaş oyun kontrolü ve disiplinini kaybetti. Maçın kalanında Beşiktaş hızlı oynamak ile telaşlı oynamayı birbirine fena halde karıştırdı. Gol yollarında bu haldeki Love ve Larin arasında kalmak zor ama Vodafone’da beraberliğin bile yettiği maçta bu kadar kötü oynamak daha zor! İki pasta kontrataktan yenilen gol bir yana, Malmö’nün her kornerde yarattığı gol tehlikeleri diğer yana: Beşiktaş ne alanı, ne de adamları savunamadı.
Guardiola’nın “Savunma biçiminiz hücum biçiminizi belirler” sözünü bir kez daha en acı şekilde andım. Lakin bunu asıl anlaması gereken Beşiktaş futbolcuları, teknik heyeti ve yönetimi! Beşiktaş sezonun kalanında sadece 19 maç daha oynayacak. Bu kalan 19 maçın hiçbirinde dün gece sezon başından beri sürekli tekrarlanan kötü oyunu bir kez daha tekrarlama lüksü yok. Bunu başarabilmek için de dün gece ve bu sezon daha önceki maçlardakine göre farklı şeyler yapması gerek. Gecenin sorusu Beşiktaş yönetimi, son derece saçmasapan bir kırmızı kart görerek takıma zarar veren Quaresma’ya en azından para cezası vermeyecek mi? Maçın starı Bachirou, bizim ligde iş yapabilecek potansiyelde bir orta saha. Maçın olayı Oğuzhan’ın halen toparlanamaması, Love’ın her maç daha da kötüye gitmesi, Şenol Güneş’in kontrolü kaybetmeye başlaması... Say say bitmez! Kısa mesaj Bir yıl içinde yedeklerle Leipzig deplasmanı mutluluğundan İstanbul kışında Malmö mutsuzluğuna, kimse sorumluluk almayacak mı cidden?
Elde kaldı Süper Lig! - Cem Dizdar (Fanatik) Günümüz futbolunda ‘vakit nakittir’. Beşiktaş, çoğu maçta olduğu gibi ilk devreyi durağan geçerdi. Bu nedenle ilk devre için yazılacak aksiyon sayısı ikiyi aşamadı. İlkinde Dorukhan’ın kenardan getirdiği top üst üste direkten dönerken ikincisinde rakip kornerden golü buluyordu. Onun dışında Beşiktaş ayağında tuttuğu topu gezdirip durdu sadece. Beşiktaş’ın dinlendirdiği ilk devrenin ardından Malmö ikinci devreye güçlü girip yüklenince işler de sarpa sardı. Önce Karius köşeden çıkardı ardından defans arkasına sarkan rakip golü buldu. Yedek kulübesinde oyuna doğrudan etki edecek oyuncusu bulunmayan Şenol Güneş, Babel sonrası çöken sol tarafı Gökhan Töre ile hareketlendirmeye çalıştı. Ancak gol arayan Beşiktaş orta saha ile defansı arasındaki alan genişlediği için Malmö sürekli tehlikeli kontralar buldu. Quaresma’nın kendini attırmasının ardından takım oyundan iyice düşünce iş son beş dakikadaki bireysel belirsizliklere kaldı. O da olmayınca Beşiktaş için tek yarışma, lige kaldı...
Gecenin sorusu Bu tertip ile Beşiktaş’ın ligde de işi zor. Onlar da devre arasına en az hasarla girmeye çalışacaklardır. Maçın starı Golü de atan Marcus Antonsson. Beşiktaş için ise Dorukhan Toköz. Ayakta kalma gayreti ve itirazı nedeniyle... Ve elbette kurtaran Karius.. Maçın olayı Beşiktaş’ın yedek kulübesinin oyun etkisi olmayan oyuncularla dolu olması!.. Ve diğer ‘olay önerisi’; bulabilirseniz iki takımın maç önü ısınma disiplinini izleyin!.. Kısa mesaj Üst üste maç yapmaktan şikayet edilen yurdumuzda UEFA’dan da elenen Beşiktaş haftada bir maç yapacak. Bu durum takımı güçlü mü kılar, güçsüz mü? Ya maddi kazanç?
1 yılda bu kadar erime herkesin kusuru - Serdar Ali Çelikler (Habertürk) Beşiktaş bundan 1 yıl evvel gruptan lider çıkmayı garantilediği için Şampiyonlar Ligi son maçında Leipzig deplasmanına yedek ağırlıklı kadro ile gitti. Orada da kazanıp 14 puanla namağlup bir şekilde bir daha tekrarı çok zor bir başarıya imza attı. Tam 1 yıl sonra çok da zor olmayan bir UEFA grubundan elendi. Zaten Linz'de ve hatta Sarpsborg'da elenmekten son dakika golleri ile kurtulmuştu...
Dolayısıyla 6 maçta son derece kötü performansla oynayarak hak ederek elendiler.. Son Malmö maçında "eksikler" konuşulacak olsa da Linz deplasmanında son saniye golü ile elenmekten kurtulunduğu ve o maçta sezona başlanan Negredo ile oynandığı unutulmamalı. Peki neden böyle oldu. Çünkü Beşiktaş'ın kadrosu çok eridi. Çok zayıfladı. Sezon içinde Negredo Pepe ve Babel de parasal kaynak eksikliği nedeniyle kaybedildi. Talisca ve Fabri'nin kaybı sonrası zaten santrfor eksiğin varken Negredo sadece yıllık maaşından kurtulunması için gönderildi. Babel ve Pepe de parasal problemlerle kaybedildi. Babel'in maaşına yüksek zam istemesi ve reddedilmesi dolayısıyla üstü örtülü bir kadro dışı cezası ile karşı karşıya kalması anlaşılabilir. Ancak parasını isteyen Pepe'ye uygulanan 'yersen sakat' cezası takıma zarardır. Gökhan Gönül ve Adriano'nun da sözleşme problemleri ile "kafa karışıklığı" yaşadıkları da göz önüne alındığında Beşiktaş'ın kadrosunun ne kadar eridiği görülüyor.
Fikret Orman'ın bir karar vermesi gerek. Bu mali durum ile kulübü götüremiyor. Darboğazı aşamıyor. Vodafone Park'ın finansmanı için Ziraat Bankası'ndan alınan kredinin balon ödemesi de 2019'da. Onun da ödeneceği göz önüne alındığında Beşiktaş'ın transfer yapması da zor gözüküyor. Fikret Orman ya aday olmayacak ya da çıkıp durumu tıpkı feda dönemindeki gibi açıklıkla anlatacak. Yanındaki 'çok bilen' yöneticilerden de daha iyi bir kadro kuracak. Beşiktaş'ın kadro erimesi yönetim kadrosunun erimesi ile doğru orantılı çünkü.
Ancak kadro ne kadar erirse erisin, Şenol Güneş'i aklayamayız. Geçen seneki F.Bahçe maçında sahayı terkettiğinden bu yana Şenol Güneş yok. Bana göre yönetim açısından en kolay yol Güneş ile devam etmek. Eleştiri oklarının bir kısmını hoca kendine çekiyor çünkü. Ancak bence bu ikilinin (Beşiktaş-Güneş) devam etmesi artık pek fayda sağlamayacak gibi görünüyor. Bu tabloda futbolcuların da başta Quaresma'nın da sorumluluğunu hatırlamalıyız. Galiba gerçekten üzülen ve topu bir ona bir buna atmadan durumdan hicap duyan tek kesim taraftar.. Bu durumdan onlar dışında herkes kusurlu.
Beşiktaş oyunu alamadı - Mehmet Demirkol (Fanatik) Son 7-8 dakikadaki Malmö yorgunluğundan birşey çıkmamasının hesabını da Q7’ye kessek haksızlık olmaz. Malmö bir ABBA değil ama kesinlikle İkea... Hiçbir şeyi yanlış yapmadılar. Hiçbir ekstraları da yoktu. Orta sahada Bachirou mükemmel bir basitlikle oynarken Rosenberg her seferinde hem orta saha hem orta saha olmayı başardı. Birbirlerine yakın oynadılar ama iyi açıldılar ve aldıklarında topu çok iyi dolaştırdılar. Takım şekli açısından yanda Şenol Güneş sürekli kaymaları hatırlattı. Uwe Rösler neredeyse seyrederek takımının nasıl bu işi yaptığını izledi. İkinci yarıda bu oyuna ön alan baskısını da eklediler. Dönen topları da toplamaya başladılar. Takım şekli ve ve pas trafiği Beşiktaş’ın topu kaybetmesiyle arttı. Korkunç bir derinlik eksikliğinde mükemmel bir baskınla işi bitirdiler. Beşiktaş’ın maçın başında Pektemek’le kaçırdığı bir bir pozisyon ve korner karambolü sonrası oyunu hiç alamadığını, maçı dakika dakika terk ettiğini görmek üzücüydü.
Gecenin sorusu Q7’nin bu kaçıncı kendisni kaybedişi? Yaşadığı sıkıntıyı anlıyorum. Takım gitmiyor. Ama liderin o olması gerekmez mi? Maçın starı Bachirou gerçek bir çapa gerçek bir oyun merkeziydi. İki yönlü oyunu gösterişsiz bir şekilde sergiledi. Sertikle değil, akılla, iyi yer tutarak, takımın her bir bireyi için iyi bir yardımcı olarak. Maçın olayı Geçen sene Şampiyonlar lideri grup lideri olan bir takımın 1 senede bu kadar gerilemesini anlamak da anlatmak da zor. Necip, Dorukhan, Oğuzhan savunma üçgeniyle oynamak gibi sebeplerin sonucu bu. Pektemek’in maalesef hep -miş gibi oyununun da. Kısa mesaj Bir yılda bu dağılma ve gerileme kurumsallığa da planlamaya da uymuyor