SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Bu filmi daha önce görmüştük

Özgüven kaybını, kaybetme alışkanlığını bir kenara bırakıp G.Saray'ın Porto karşısında oynadığı oyuna bakmak lazım. Her iki yarıda da baskılı ve bir o kadar hücum futbol izledik. Porto'nun 4 isabetli şutundan 3'ü gol oldu. Sarı-kırmızılıların ise defansif zaafları, yan toplardaki beceriksizliği gözle görülür biçimde devam ediyor. Muslera gününde değildi. Ligimizdeki cezalı oyuncuların takıma katkısını daha net görebiliyoruz. Ancak Eren bu takımın golcüsü olamaz. Bir golcü ters ayakla yakalanmanın arkasına sığınamaz. Bu seviyede bir takımın golcüsü böyle olamaz. Hele Rodrigues'i anlamak hiç mümkün değil. O kadar özgüvenli ki, çerçeveyi orta sahadan görse vuracak. Onyekuru gibi teknik bir oyuncunun son vuruşlardaki beceriksizliği bir hayli şaşırtıcı. Feghouli harika futbol oynadı ama bırak da ikinci penaltıyı Rodrigues atsın. Sekiz isabetli şut ve sadece iki gol. Şimdi kim diyebilir ki, G.Saray kötü futbol oynadı diye?

Porto’yu bu kadar kötü yakalıyorsunuz ama yenemiyorsunuz. Sarı-kırmızılılar artık yoluna Avrupa Ligi'nde devam edecek. En kötüsü de ikinci torbada olduğu için muhtemel rakipleri arasında Chelsea ve Arsenal gibi dişli rakipler var. Acaba 2000 ruhu canlanır mı diye kendi kendime sormadan edemiyorum! Biz 2000 yılında bu takımın UEFA Kupası'nı kaldırdığını görmüştük, neden olmasın?

G.Saray için olmaz denilen her şey sanki kapının arkasında. Fatih Terim'in hesap ettiği her şey yanıp yanıp kül oluyor. Sarı-kırmızılı taraftarlar baktığında bir efsane görüyor olabilir ama ben baktığımda ‘yalnız' bir adam görüyorum. Terim'in biraz morale, biraz desteğe ihtiyacı var.

Yazarın Diğer Yazıları