SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Hatadan dönmek de vizyona dahil…

“Vizyon” kelimesinin TDK'daki karşılığı muhtemelen kimseyi tatmin etmeyecektir. Çünkü vizyon çok daha şey bir şey! Mesela “Türk futbolunun marka değeri” gibi bir şey! Yani kısacası ismini çok duyduğumuz ancak çıplak gözle kimsenin görmediği bir şey. Çevrenizde “Bugün ben vizyon gördüm” benzeri bir cümle kuran bir insan varsa sakın inanmayın. 

Çünkü vizyon bu topraklarda etimolojik kökeninin aksine, görülemiyor. Sadece teoride var olan bir olgu. 

Akhisarspor'a deplasmanda 3-0 mağlup olan Fenerbahçe; Akhisar'dan İstanbul'a ceza olarak otobüsle döndü. 2018'in bitmesine 20 gün kala şahit olduğumuz bu olay en klişe dijital gazetecilik tabiriyle “şoke edici” bir olay. Gelinen bu noktada bedel ödeyen ve kabahatli sadece sahadaki futbolcularmış gibi bir görüntü çıkıyor ortaya ve bu doğru değil.

Ama yine de Ali Koç'u naçizane anlayabiliyorum. Ortada -kelime oyunu olarak kesinlikle anlaşılmasın ama- kocaman bir kriz var ve bu kriz zirveden yuvarlanmaya başlayan ve gittikçe hızlanan bir kar topu gibi büyüyor. Fenerbahçe yönetimindeki kişiler başta Başkan Ali Koç belli kararlar vermek zorunda kaldı.

Kendinizi Ali Koç'un yerine koyun. Düşüncesi bile şu an korkutucu…

  • Bir şekilde projenize inandınız ve yola Damien Comolli-Phillip Cocu ikilisiyle çıkma kararı aldınız.
  • Mali defterleri açtınız, 400 milyon Euro civarındaki borcun 600 milyon Euro civarında olduğu gerçeği ile karşılaştınız. Gelirlerin üzerinde yıllarca temlik var.
  • FFP karabasan gibi çöktü, takımın direnç noktalarının başında gelen Josef de Souza ile tabela yapabilen (her ne kadar Fenerbahçe kalibresinde Abdurrahman Çelebi kıvamında olsalar da) iki oyuncunuz Giuliano ve Fernandao'yu satmak zorunda kaldınız.

Mali tablo dışındaki diğer iki durumla ilgili birkaç kelam etmekte fayda var. Pazarlamanın, TEDx konuşmanızda yer verebileceğiniz veya LinkedIn'de yazıp bir anda “influencer” mertebesine ulaşacağınız altın kuralı şu: “Think globally, act locally” (Küresel düşün, yerel davran) nam-ı diğer glocalization. Elbette çıkıp “GLOCALIZATION” diye bağırmanız yeterli olmayacaktır. Zira konuyu özümsemek şart. Küresel düşünüp yerel davranmayı yanlış anlarsanız Eurovison'a “Rimi Rimi Ley” şarkısıyla, doğru anlarsanız ise Şebnem Paker'in efsanevi “Dinle” şarkısıyla katılırsınız.

Fenerbahçe'ye dönersek küresel düşünmede sıkıntı olmadığını ancak yerel davranmada çok büyük sorunlar olduğunu görüyoruz. Türkiye'de “sportif direktörlük” olgusu çalışmıyor, Hollandalı teknik direktörler hüsranla ülkeden ayrılıyor. Böyle iki büyük gerçeğe ve Damien Comolli'nin soru işaretleriyle dolu kariyerine rağmen Ali Koç ve yönetimi bu ikili ile yola çıkmaya karar verdi ve tarih acımasızca tekerrür etti.

Türkiye'de bariz bir şekilde işleyen sistem şu: Yetkin bir transfer komitesi başkanı / transferde iş bitiren bir yönetici ve kredisi yüksek bir yerli hoca. Aslında hocanın yerli olması da şart değil. (Evet, Süper Lig’de bu yıl yerli bir hoca şampiyonluk yaşayacak. Çünkü yabancı hoca kalmadı) Fenerbahçe Christoph Daum ve Arthur Zico hocalığında yönetimde de iş bitiren Hakan Bilal Kutlualp'la yakın dönemdeki altın yıllarını yaşadı. Örneğin Beşiktaş, Fenerbahçe'nin güncel sezon başı haline benzer bir geçiş döneminden İbrahim Altınsay ve Samet Aybaba tandemiyle kazasız çıkmıştı.

Fenerbahçe önümüzdeki birkaç gün içerisinde ekip arkadaşım Alican Özcan'ın gün yüzüne çıkardığı görüşme sonucunda büyük bir aksilik olmazsa Ersun Yanal ile anlaşma sağlayacak. Hem bir sporsever hem de bir gazeteci olarak Yanal'ın sergileyeceği performansı merak ediyorum. Ancak merak ettiğim bir diğer konu da Ali Koç'un bundan sonraki performansı. Kendi tabiriyle “Fenerbahçeli taraftar” olarak geldiği yönetimde otobüs cezası ve Çaykur Rizespor maçından sonra taraftardan özür dilemesi ile taraftar Ali Koç‘tan, Altınordu ile kurduğu dirsek teması, Trabzon deplasmanında buzları eriten tavırları ve HeForShe hareketine destek olarak Fenerbahçe gibi bir camianın büyüklüğüne yakışır bir duyarlılık sergilediği için de vizyoner Ali Koç'tan kesitler sundu. Sanırım Fenerbahçe'nin ve Türkiye'nin beklediği tavır da vizyoner Ali Koç tavrı.

Kısa bir reçete geçersek, Fenerbahçe’nin Giuliano Terraneo'nun bıyıksızı ve nispeten daha başarısızı Damien Comolli ile vedalaşıp “know how” sahibi bir yöneticiye veya bir kurula transfer işlerini devretmesi şart. “1000 oyunculu havuzdan” menajer önerisi Islam Slimani ve Andre Ayew'lere nasıl düşüldüğü de belki bu şekilde en azından bu sezon bitene kadar görmezden gelinir. Ancak ne olursa olsun sezon sonunda şeffaflık vadeden vizyoner Ali Koç'a yaşanan her şeyin arka planını samimiyetle açıklamak düşer.

Premier League'i az çok takip eden futbolseverler Islam Slimani ve Andre Ayew'in performanslarıyla tartışılır isimler olduğunu bilirken, Diego Reyes ve Michael Frey'in keşif olmadığı bir fikir birliğiyken, Tolga Ciğerci transferi ilk günden beri devasa soru işaretlerine sadece bir yenisini eklemekten öteye gidememişken ve istisnasız bu transferlerin hepsi amiyane tabirle “patlamışken” birilerinin bir şeyler demesi şart. 

Zor kararlar almak da hatadan dönmek de sevdaya dahil. Vizyona da…

Metin Aktaşoğlu / maktasoglu@sozcu.com.tr

Yazarın Diğer Yazıları