SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Emre Mor… Başarı hikayesi yazacakken ibret hikayesi olmak…

Tarih 29 Mayıs 2016…

Milli Takım, Euro 2016 elemeleri öncesi Antalya’da Karadağ ile hazırlık maçı oynuyor.

İkinci yarının başı kenarda 29 numara yanıyor, Fatih Terim ufak tefek bir çocuk sokuyor oyuna.

Hakikaten de o ana kadar çok az kişi tanıyor onu, sadece adını duymuş medyada bir kaç kez…

Sonra… Top geliyor ayağına 29 numaranın.

Sıra dışı şeyler yapmaya başlıyor.

Hem çabuk, hem teknik, bire birde atıp geçiyor, basıyor vs.

Bizim pek alışık olmadığımız şeyler yapıyor kısacası. Bir sonraki hareketi ne olacak diye bakıyor herkes ağzı açık.

Kulübede kallavi abileri onu izliyor Terim’in arkasından.

Sağ baştan Hakan Balta, Selçuk İnan, Cenk Tosun, Oğuzhan, Onur Kıvrak, oyundan yeni çıkmış asık suratlı Ozan Tufan sanki olacakları görüyormuş gibi…

Semih Kaya Onur’un kulağına eğilip bir şeyler söylüyor, Oğuzhan ayağa kalkmış alkışlıyor çocuğu filan…

Maçı yorumlayan Erman Toroğlu şöyle diyor; ‘A Milli Takım’a Emre hayırlı ve uğurlu olsun. Adam olacak çocuk neyinden belli olur? Gözlerinden. Bu da ayaklarından belli oluyor. Nasıl ama teşhis?’

Vallahi bravo hocam on numara teşhis ama tutmadı be… Yine güvendiğimiz dağlara erken yağdı karlar. Uşaklı babanın, Makedon annenin tek kelime Türkçe bilmeyen oğlu Emre Mor ilahi yeteneğini damağımızda bıraktı. Kopenhag’ın fakir mahallelerinden birinde rüya gibi başlayan kariyerini jet hızıyla bir kâbusa çevirdi. Oysa Terim gerçekten de çok zahmet çekmişti onu Türkiye’ye kazandırmak için.

Potansiyelinin farkındaydı herkes. Makedonya da istiyordu Danimarka da… Emre Makedonya vatandaşıydı. Türk vatandaşlığına geçirilmesi için hapisteki babasından rica minnet imza alınmıştı. Daha 18 yaşında bile değildi. Apar topar hemen Ümit Milli Takım’ın Slovakya maçında oynatıldı ve başka ülkeye gitmesi önlendi.

Milli Takım’ın Euro 2016 vitrinine çıkarılınca çılgın attı. ‘Oynasa da bir izlesek’ diyen herkes ekrana kilitlendi. Önce ‘wonderkid’ olarak tabir edilen potansiyel yıldız listelerine girdi sonra da Alman devi Dortmund’un radarına.

Yatırım işinde dünyanın bir numarası olan Dortmund onun için 10 milyon Euro’ya yakın para ödedi Danimarka kulübüne. Rekor satışla transfer oldu, ihya oldu. Tıpkı Arda gibi peşinden gitti bütün mahalle.

Gaza geldi, Hırvatistan maçında oyundan alınınca elinden tutan Terim’e el kol hareketi yaptı. Hangi abisinden gördüyse artık… Şişeleri mişeleri yere vurdu. Paraşütsüz düşüşü öyle başladı.

Dortmund’da hocası Thomas Tuchel’in de sabrını zorladı. Antrenmanlara geç kalmaya başladı. Yaşam tarzı yeteneklerinin önüne geçti. Hayata erken kapıldı ve Alman disiplininin ayarlarıyla oynamaya başlayınca Celta Vigo’ya itelendi.

3 kez kadro dışı kaldı İspanya’da. Hala da öyle… Geçiş süreci falan dendi ama nafile. Bu kadar genç yaşta 2 muhteşem ülke görünce turistliğe çevirdi işini…

Ukalalığını sosyal medyaya taşıdı, mücevherli bir kral koltuğu yaptırdı kendine. Daha star olamadan ‘süperstar’lık kanına girdi. Mental olarak değiştirmesi gereken davranışları olduğunu kimse kabul ettiremedi ona. ‘Onun kafasının içine giremiyorum’ diyordu hocası…

Nereden geldi peki Emre aklıma? Hayal kırıklığına uğrayan sadece biz değiliz. İngiliz basını onu bugün ‘Türk Messi gözden düştü’ başlığıyla manşetine taşıdı. Üzücü olan haberin Emre için değil de onun durumunu örnek alması beklenen diğer genç yıldızlar için yazılmış olması. Bir kaç yıl önce ‘Madrid veya Barcelona’da oynayacağım’ dediğinde kimsenin şaşırmadığı bu genç adam, 21 yaşında başarı değil ibret hikayelerinin kahramanı olmamalıydı.

Sevgili Emre Mor. Futbol kariyerinin nereye gittiğini gör lütfen. Çok uzun zamandır hayal kırıklığı yaşıyor gibi hissetsek de hala 21 yaşındasın. Hala şansın varken son çıkışı kaçırma. Minyatür Batuhan Karadeniz denmesin sana.

Yazarın Diğer Yazıları