SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Spor yazarları Porto Galatasaray maçı için ne dedi?

14 SANTİMLİK FARK (UĞUR MELEKE) ---------------> Dragao’da en azından beraberliği hak eden Galatasaray, yine basit bir detayla, Nagatomo’yla Marega arasındaki 14 santimlik boy farkıyla kaybetti maçı. Bir zamanlama hatası mıydı, eşleşme ya da yerleşim hatası mıydı, elbette bunun cevabını en iyi Terim biliyor. Ama Devler Ligi böyle. Sonucu küçük detaylar belirliyor.
BELHANDA'YI ANLAMIYORUM ---------------> Oysa maçın genelinde Onyekuru ve Sinan harikalardı. Uluslararası bir yıldızı, Brahimi’yi savunurken sağ iç Fernando ve sağ açık Onyekuru’nun da yardımıyla gayet başarılıydık. Corona daha fazla pozisyon yarattı zira sol iç Belhanda, Nagatomo’ya gereken yardımı yapmadı. Terim’e saygı duyuyorum ancak iki maçın ikisinde de takımın zayıf halkası gözüken Belhanda’nın oyunda bu kadar kalmasına da anlam veremiyorum.
İLK YARI MAÇ 4 OLURDU(AHMET ÇAKAR) ---------------> Normal olarak Galatasaray'ın 4-5 gol atarak kazanması gereken bir maçı kaybetmesi beraberinde pek çok soru işareti getirir. Öncelikle şunu belirtelim: Porto gibi iyi bir takıma son yıllarda iç sahada oynanan bir Şampiyonlar Ligi maçında hiçbir rakip bu kadar pozisyon bulamamıştır. Hele hele ilk yarı maç 4 olurdu. Maç boyu Nagatomo, Rodrigues, Sinan'ın kaçırdıklarını alt alta koyduğumuzda çok üzücü bir tablo ortaya çıkıyor.
KÖY TAKIMI YEMEZ ---------------> Bu işin yazık boyutu... Ama bu golleri kaçıran oyuncuların hiçbirisi golcü değil. Eren yoktu, Galatasaray'ın vuruş tekniği yüksek oyuncusu da yoktu. Pozisyonlara girildi ama gol gelmedi. Gelelim yenen gole... Her şey Galatasaray'ın kontrolü altında geçmişti. İlk yarı berabere bitti ama ikinci yarının başında Galatasaray kornerden öyle bir gol yedi ki köy takımları bile yemez.
ENAYİCE GOL YERSENİZ... ---------------> Neresinden bakarsanız bakın, Şampiyonlar Ligi'nde bu kadar gol kaçırır, böylesine komik ve enayice gol yerseniz söyleyeceğiniz hiçbir şey olmaz. Tıpkı dün gece Galatasaray'ın bütün suçu kendisinde araması gerektiği gibi. Emre Akbaba'yı alalım dediniz, parayı sarf ettiniz, golcü alamadınız.
BIRAK HAYALLERİ, RÜYALAR... ---------------> Ayrıca duran toptan sürekli yenilen gollere de engel olamadınız. Ondan sonra da Fatih hoca "Benim hayallerim var" diyor. Hocam, hayalleri bırak da dün gece yediğiniz gole bak. Böyle gol, bırak hayalleri, rüyalarda bile yenmiyor. İngiliz hakem oyun genelinde objektif. Serdar Aziz'in bir çekilmesi var. VAR olsaydı, penaltı verebilirdi ama Şampiyonlar Ligi'nde böylesine penaltıları kimse vermiyor.
YAZIK OLDU (BAHADIR ÇOKİŞLER) ---------------> ŞAMPİYONLAR Ligi, hata affetmeyen farklı bir arena gibidir. Orada işler Türkiye’deki gibi yürümez.Sezon başından bu yana yazıyoruz G.Saray’ın defansif zaaflarını.
Fatih Hoca yönetimden takviye isterken ve yaptığı basın toplantılarında bugünleri işaret eder gibiydi. Bu maçta biz diyelim Muslera formsuzdu, siz deyin defans uyuyordu ama ne çare? Özellikle duran top organizasyonlarında hatalı adam paylaşımı yaparsan golü yersin, puanları kaçırırsın. Dahası atamazsan yersin. Ya o kaçan gollere ne demeli? Ah be G.Saray, bu kadar gol kaçar mı?
PENALTIYI VERMEDİ ---------------> Kadrolar açıklandığında açıkçası Onyekuru ve Rodrigues’in deplasmanda lüks olacağını düşünmüştüm ama Fatih Hoca’nın doğru bir kadroyu sahaya sürdüğünü ilk yarının sonuna doğru anladım. Porto’nun ilk yarıda bu kadar tutuk oynamasına rağmen 2 pozisyon bulup yararlanamamasını biraz şans biraz da sarı-kırmızılıların soğukkanlı olmasına bağlıyorum. Bir yandan da iç geçiriyorum. Sinan(2), Nagatomo ve Onyekuru gole o kadar yaklaştılar ki, bu sefer de şanssız olduklarını düşündüm. Her iki takımın ağır çekim oyunları, birbirlerini tartmaları tam bir taktik savaşı gibiydi. Casillas, Pereiara, Telles, Brahimi gibi yıldızları barındıran Porto, ikinci yarıda golü bulunca evinde oynamanın da avantajını kullanmaya başladı. Ancak şunu unutmadan söylemem lazım, G.Saray’ın bulduğu tüm pozisyonlar Porto’nun defansı önde kurmasından kaynaklandı. Arkaya atılan toplarla yüzde yüz gollük pozisyonlar buldu.
TOP, G.SARAY'I SEVMEDİ(SERHAT ULUEREN) ---------------> Kızacak adam arıyorum bulamıyorum. Fatura kesecek, biraz olsun suçlayacak adam arıyorum yine bulamıyorum. Klasik başlık atıp, “Atamayana atarlar” diyeceğim, kendime yakıştıramıyorum. İşin gerçeği; top G.Saray’ı sevmedi. Yoksa mücadele, oyun kurgusu, plan, taktik 10 üzerinden 10 işledi G.Saray’da.
BARCELONA, REAL BİLE BULAMAZDI ---------------> Bir takım düşünün, deplasmanda, üstelik Şampiyonlar Ligi’nin gediklisi bir rakibe karşı bundan daha çok pozisyon Barcelona, Bayern, Real gibi devler bile bulamazdı. Porto’nun balık ötesi golü ve onun dışında 2 net pozisyonu varken 6 %100’lük golü kaçıran, atamayan veya son vuruş beceriksizliği göstermiş G.Saraylı futbolculara kızamıyorum, tepki gösteremiyorum.
GRUPTAN ÇIKACAKTIR ---------------> Ama bu oyunumuzla, enerjimizle Porto’yu evimizde, Schalke’yi de her iki maçta yenebileceğimizi gösterdik. G.Saray bu gruptan biraz zorlansa da, ikinci olsa da çıkacaktır, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Dün Dragao’da sadece top istemedi. Sezonun en iyi futbolunu oynadı Terim’in evlatları.
G.SARAY'A YAZIK OLDU(İLKER YASİN) ---------------> G.Saray’a yazık oldu. Bu skor maçın hakkı değil. “Biz müsaade edersek rakip bize oyun ve skor üstünlüğü sağlar” dedi, Terim maç öncesinde. Aynen öyle oldu. İkinci yarı başında Porto öyle bir gol attı ve maçın skorunu belirledi ki, o gol ancak 11 Galatasaraylı oyuncunun müsaadesiyle atılabilirdi ve öyle oldu.
AH GOMIS AH UEFA ---------------> Futbol hatalar oyunudur ama bu seviyede, öyle bir golü hem de deplasmanda yemek yenilmek ile eşdeğer. Bir Şampiyonlar Ligi maçında çift kale idmanında bulamayacağınız altı mutlak gol pozisyonu bulacak ve atamayacaksınız, sonra yediğiniz bir büyük hata golüyle mağlup olacaksınız. Ah Gomis, ah! Ah UEFA, ah!
GOMIS'İ ÇOK ARADIM ---------------> Gomis olsaydı: Galatasaray kimi aradı dün gece? Neydi Galatasaray’ın eksiği? Galatasaray’ın rakip ceza alanında gol vuruşu yapacak, vücudunu ayaklarına ve kafasına destek olacak bir santrforu olsaydı (Yani Gomis) dünkü maç başka türlü biterdi. Eren’i aradım diyemem. Ama Gomis’i çok aradım.
AYIP VALLAHİ AYIP! ---------------> Geldiği gün dedim, bugün de yarın da aynı şeyi söylerim. Belhanda futbolu bırakmış bir veterandır. Bu arkadaş futbolu, Galatasaray’ı, takım arkadaşlarını değil sadece mukavelesini düşünüyor. Bugün N’Diaye ve Akbaba’nın yokluğunda bir Şampiyonlar Ligi maçında sorumluluk almayacak, bir ekip dayanışmasına bu kadar uzak duracak... Ayıp, vallahi ayıp! Benim bildiğim Terim heyecanını ve inancını kaybeden Belhanda, Feghouli gibi isimlerle yola gitmenin neler getireceğini bilen bir isimdir.
ANLAŞILIR DEĞİL(GÜRCAN BİLGİÇ) ---------------> Geçen sezondan bu seneye de sarkan duran toplardan gol yeme rahatsızlığını değerlendirdi rakip. Israrla adam adama bekleyen ve hata ısrarından da taviz vermeyen bu savunma şekline neden devam edilir, alan savunmasına neden dönülmez, anlaşılır değil.
YENİLGİNİN KAZANCI... ---------------> Yine de eşitlik varken üç puanın, geriye düştüklerinde de beraberliğin etrafında dolaşan bir Galatasaray seyrettik. İki takımın da defansif sıkıntıları maçın en görüneniydi ve İstanbul'da "kazanırız" duygusu, bu yenilginin tek kazancıydı.
ASLANLAR GİBİ SALDIRDI(HAKAN ÜNSAL) ---------------> Önde oynayan 3 hızlı ve etkili oyuncu, maçın kendilerine ve yeteneklerine uygun hale dönmesini iyi değerlendirdi. Normalde rakip sahada kalabalık oyuncuların arasında etkili olmaya çalışan Rodrigues, Henry Onyekuru ve Sinan aylar sonra kafesinde doğal ortamına salınmış aslanlar gibi saldırdı.
BÖYLE GOL YENMEMELİ ---------------> İlk yarı G.Saray’da işini yapmayan yoktu. Bu devre ne kadar iyi oynadıysak, ikinci yarıya da bir o kadar kötü başladık. Bu sezon, G.Saray’ın etkili olduğu ve iyi yaptığı duran toptan gol bulma işini Porto çok rahat pozisyon bularak değerlendirdi. Gol yenilebilir ama böylesine iyi oynanan bir ilk yarıdan sonra bu kadar basit gol yenmemeli.
NEREDESİN GOMIS?(LEVENT TÜZEMEN) ---------------> Porto deplasmanında eğer bu kadar pozisyona girip gol atamıyorsan bunun adı şanssızlık değil tamamen beceriksizliktir. TV başındaki tüm Galatasaraylılar inanın "Neredesin Gomis!" diye yakınmışlardır. Golcü eksikliğinde Terim'in şapkadan tavşan çıkaracak hali yoktu. Terim'in şartlar gereği hücum hattı için tercih ettiği Onyekuru-Rodrigues- Sinan üçlüsü akılalmaz pozisyonları harcadı.
VURUŞU ÖĞRETEMEZSİN ---------------> Eğer bir yarışma düzenlenip pozisyonlar dondurulsa ve "Bu vuruşlar ne oldu?" diye sorulsa cevap "Gol" olurdu.. Geçen sezon ligde inanılmaz vuruşlarla kritik goller atan Sinan'a bu saatten sonra "Topa şöyle vurman gerekir" diye öğretemezsin. Eleştirsem de hücumda Galatasaray'ın en isteklisi, yaratıcı oyuncusu ve en çalışkanı yine Sinan Gümüş oldu.
G.SARAY'A YAKIŞMADI ---------------> Yenilen golde kontrolünde olan Marega'yı unutan Maicon'un ciddi pozisyon hatası vardı. Bu yenilgi Galatasaray'a yakışmadı. Çünkü Porto'ya karşı Galatasaray bırakın bir puan almayı, kazanması gereken bir oyun ortaya koydu, ciddi pozisyonlar buldu ama golcü eksikliğine mahkum olup, kaybetti. Devler Ligi için de "VAR" sistemi şart. Serdar Aziz'e yapılan hareket penaltıydı.
GENÇLİĞİNE DÖNDÜ(ATTİLA GÖKÇE) ---------------> Beklenenden güzel bir başlangıç, heyecanlı ve akıllı bir ilk yarı sergiledi Galatasaray. Porto gibi tecrübeli bir ekibe karşı kendi ağırlığını, dik başlı bir duruşla ortaya koydu. Öyle bir oyun çıktı ki karşımıza Real Madrid’de efsane yazan kaleci Iker Casillas, gençlik günlerinin en başarılı örneklerinden bir sunum yaptı kurtarışlarıyla. Biri Nagatomo’dan, diğeri Sinan Gümüş’ten gelen iki gollük vuruşu ayaklarıyla kurtarması ise tecrübe ve ustalığına ilaveten şansının eseriydi.
YÜREK SIZLATTI ---------------> Gecenin üzen bir tarafı vardı: Mücadele ediyorlar, pozisyonlara giriyorlar, başlarını dik tutuyorlar ama bir türlü golü bulamıyorlardı. Böyle olunca yedikleri tek gol de yürek sızlatıyordu. Yazık oldu!