SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

İz bırakmak…

Kasım 2017: Mehmet Baturalp.

Şubat 2018: Nezihi Soydan.

Temmuz 2018: Doğan Hakyemez.

Ağustos 2018: Merih Çakıroğlu.

Ağustos 2018: Battal Durusel.

Eylül 2018: İsmet Badem.

Art arda kayıplar veren basketbol camiasından son kayan yıldız oldu İsmet Ağabey… Yakından tanıyanlar bilir.  Zordu İsmet Badem ile çalışmak. Zordu ama zevkliydi. Her şeyin en iyisi olsun isterdi. Ortaya ‘en iyi' çıkınca da zorlukları unutturur, sizin ne kadar önemli bir iş yaptığınızı hissettirirdi.

Türk televizyonlarının gelmiş geçmiş ‘en iyi' basketbol programı Asist'i birlikte yaparken; Murat Murathanoğlu, yönetmenimiz Teoman Kozan ve Erbil'le (Altanlar) yaşadıklarımız, dün gibi hatırımda. Her programın sonunda güzel bir iz bırakmanın ne olduğunu İsmet Ağabey öğretmiş ve yaşatmıştı bize…

Türkiye'ye ‘Beyaz Gölge'den sonra basketbolu sevdiren adamdı. Basketbolu yaymak ve sevdirmek için gittiği şehirlerin, kasabaların; katıldığı panellerin sayısını inanın hatırlamıyordu. Maç yorumculuğu? Basketbolu sevsin sevmesin, hatırlamayan var mı sesini? Hele bir Ülker-Barcelona maçı var ki. Rövanşında Katalan seyircilere Palau Blaugrana'da “Tonight we are the referee” (Bu gece hakem biziz) pankartını astırmıştı.

Devamında, 1 yıl sonra Bormio'da, Real Madridli oyuncu ve yöneticilere “Artık bizdensin” dedirtmişti. Şapkaları… BDM plakalı motoru…

Budur iz bırakmak. Kalp ameliyatına girerken konuştuğumda “İnşallah masada kalmam Devrim'im” demişti. Doğan (Hakyemez) Ağabey'in cenazesinde de “İyiyim be Devrim'im.”

Yapma be İsmet Ağabey.

Sen de mi?

Yazarın Diğer Yazıları