Sharapova’ya var, Selin Övünç’e yok

17 yaşındaki tenisçimiz Selin Övünç maddi nedenlerden ötürü Amerika Açık’a katılamadığını açıkladı. Şunları sormadan edemiyoruz: Genç sporcuları en prestijli turnuvalara bile gönderemezsek onlardan uzun vadede nasıl başarı bekleyebiliriz? 

İyi bayramlar! Nostalji yapmayı, bu bayramı eski bayramlarla kıyaslamayı isterdim elbette ama gündem bayram tatili yapmıyor maalesef. Dolayısıyla hızlıca konuya girmekte fayda var. Malumunuz Türkiye'de özellikle bireysel sporlarda profesyonel olarak bir kariyer inşa etmek, kariyeri sürdürebilmek ve başarı elde etmek oldukça zor.

Vakti zamanında naçizane “Çocuğunuz neden sporcu olamayacak?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazıda yer alan ‘çünkü'lerin en önemlisi ebeveynlerin sırtlaması gereken maddi külfetti. Özel sektör -yavaş yavaş bir kıpırdanma yaşansa da- bireysel sporlarda küçük yaştaki gelecek vadeden sporculara sponsor olma konusunda oldukça zayıf. Sponsorlukların kariyer hikayelerinde dünya çapında büyük bir rol oynadığı teniste de bu böyle. İyi niyetli hareketlerin farkındayız ve takdir de ediyoruz ancak bayramın ilk gününde yaşanan -daha doğrusu sosyal medyada gündeme oturan- bir paylaşım bazı soru işaretlerini de ardında getirdi. 2001 doğumlu tenisçimiz Selin Övünç, “Bu güzel günde, sponsor bulamadığımdan dolayı @usopen #AmerikaAçık turnuvasından geri çekilmek zorunda kaldığım için üzgünüm” şeklinde bir tweet paylaştı. Paylaşımdan sonrası tufan…

Konuya duyarlı sosyal medya kullanıcıları, Türkiye Tenis Federasyonu'na, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na, özel sektöre ve ülkedeki spor sistemine tepki yağdırdı. Amerika Açık gibi oldukça prestijli bir Grand Slam'de gençler kategorisinde eleme oynama hakkı kazanan bir sporcuya destek olmak kadar doğal bir şey yok. Bu sezon Wimbledon'da ve Roland Garros'da da gençler kategorisinde eleme oynamış olan Selin, Amerika Açık'ta yer alamadı. Peki neden?

Elimizdeki bilgi, Wimbledon ve Roland Garros katılım sürecinde ve turnuvalar esnasında TTF ve bakanlığın Selin'e destek olduğu yönünde. Aynı iki kurum, anlaşılan bu Grand Slam'de ise aynı desteği ver(e)miyor. Ve ne yazık ki iş işten geçmiş durumda. Zira AHBAP ile harika sosyal sorumluluk işlerine imza atan Haluk Levent de, Selin'in paylaşımına “Hala vaktimiz var mı?” şeklinde yanıt vermişti. Ne yazık ki yok…

17 yaşındaki tenisçi Selin Övünç sponsor bulamadığı için Amerika Açık`tan çekilmek zorunda kaldı 2001 doğumlu genç tenisçi Selin Övünç, sponsor bulamadığı için gençler kategorisinde katılım hakkı kazandığı Grand Slam turnuvası Amerika Açık'tan çekilmek zorunda kaldı. Sosyal medyada sporcumuza destek mesajları yağarken, tepkilerin ardından Türkiye Tenis Federasyonu'nun konuyla ilgili bir açıklama yapacağı öğrenildi. İlgili Haberi Oku

Hangi kriter?

Konumuza dönelim. Açıklama yapması beklenen TTF konuyla ilgili şimdilik bir açıklamada bulunmadı. Sporculara desteğin hangi kriterler göz önünde bulundurularak sağlandığı konusunun aydınlatılması gerekiyor. İki kurumun desteğiyle ITF Junior dünya klasmanında 300. sıralardan kısa bir süre içinde 77. sıraya kadar yükselen Selin'in Amerika Açık'a katılmasını ne engelledi, hangi kriter?.. Bu konudaki prosedürü merak ediyorum açıkçası.

İşin bir başka boyutu daha var. Bir tarafta genç sporculara verilecek destek için kriterler söz konusu iken yasaklı madde kullanımı nedeniyle 15 ay men cezası çekmiş Maria Sharapova'yı “tenisi sevdirmek” adına Türkiye'ye getirmek için devreye giren dev sponsorluklar, 17 yaşındaki başarılı olma yolunda ilerleyen bir genç kızı “tenise küstürme” tehlikesine nasıl itebiliyor?

Daha bir ay önce Yankı Erel, Wimbledon'da gençler kategorisinde çift erkeklerde şampiyonluğa ulaşmışken -Selin Övünç, Amerika Açık'a katılabilseydi, genç kızlar kategorisinin yanı sıra, partneriyle gençlerde çift kızlarda da mücadele edecekti- böyle güzel örneklerin sürmesi için destek olmamak neden?

Olayı sadece Selin Övünç üzerinden döndürüp kızımızı da hiç dahil olmak istemeyeceği bir tartışmaya çekerek zor durumda bırakmayı kesinlikle istemem. Şunun bilincinde olmakta fayda var; Selin sadece bir örnek. 21 Temmuz'da yaptığımız haber de bir örnek mesela: “Sivas’ın Kangal ilçesinde 5 ay önce tanıştıkları Tayland dövüş sporu muaythai ile katıldıkları şampiyonalarda başarı elde ederek Avrupa Şampiyonası’na katılmaya hak kazanan 11 yaşındaki 2 sporcumuz Eylül Çoktaş ve Şeyma Kodaz, Ukrayna’ya gidebilmek için sponsor arıyor.” Eylül Çoktaş ve Şeyda Kodaz'ın Türkiye Muaythai Federasyonu'na 2 bin 250 TL yatırmaları gerekiyordu mesela… Güzel haber, 17 Ağustos'ta Muaythai Federasyonu'nun açıkladığı Ukrayna kafilesinin kesin listesinde Eylül ve Şeyda da yer alıyor.

Avrupa Şampiyonası`na gidebilmek için sponsor arıyorlar! Sivas'ın Kangal ilçesinde 5 ay önce tanıştıkları Tayland dövüş sporu muaythai ile katıldıkları şampiyonalarda başarı elde ederek Avrupa Şampiyonası'na katılmaya hak kazanan 11 yaşındaki 2 sporcumuz Eylül Çoktaş (sağda) ve Şeyma Kodaz (solda) Ukrayna'ya gidebilmek için sponsor arıyor. İlgili Haberi Oku

Günü kurtaran anlık çözümler de mutluluk verici ama sorun temelde çok çok büyük aslında. Belki kulağa biraz popülist bir örnek olarak gelebilir ama Galatasaray'ın Emre Akbaba'yı transfer sürecinde NEF'in 1 milyon Euro vermesi de bir “sponsorluk” örneği… Ama sporumuzun amiral gemisi futbol bile sıkıntıda. Futbol ve diğer spor branşları için yapılan ciddi tesis yatırımları ve bu tesislerin yapımı için harcanan paralar ortadayken bu tesisleri dolduracak ve gelecekte de yaşatacak olan genç sporcuları adeta göz ardı etmek kabul edilemez. Spor hayatın aynası aslında, üretim ekonomisinden uzak olmanın doğurduğu sonuçlarla, sporcu üretiminden uzak bir spor politikası izlemenin doğurduğu sonuçlar benzer nitelikte.

Dolayasıyla, sorunlu spor politikalarına ses çıkarmayıp, katıldığı şampiyonalarda sosyal medya tabiriyle “hezimet” yaşayan Buz Hokeyi Milli Takımı'na, Sutopu Milli Takımı'na alaycı tepkiler göstermek kolaycılığa kaçmak oluyor. Türkiye'de su sporlarının mihenk taşlarından biri olan İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nün faaliyetlerini sürdürdüğü ve sporcular yetiştirdiği Ortaköy'deki Hatice Sultan Yalısı'ndan neden ve nasıl çıkarıldığı gibi örnekleri sorgulamamak da.

Spor ülkesi falan değiliz kabul edelim. Londra 2012'de altın, Rio 2016'da da gümüş madalya kazanmış, ve su topunda tarihi başarılarla dolu Yugoslavya ekolünün bir devamı olan Hırvatistan'dan fark yemiş olmak komik gelmezdi zira… Tesis, antrenör, maddi destek sıkıntısı içinde ciddi bir emek gösteren sporculara saygı duyup, onlar için üzülmek ama onları da desteklemek önceliğimiz olurdu. Hiçbir ülke şampiyon sporcuları belli bir yaşa geldiğinde ağaçlardan toplamıyor. Umut veren çocuklara sürekli yatırım yapanlar kazanıyor.

Yılmadan emek veren, taviz veren, sporu seven, sporla yaşayan sporculara, ailelerine, antrenörlere ve var olduklarını bildiğim iyi yöneticilere saygılarımla, iyi bayramlar…

11:0622 Ağustos 2018