SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Aziz Yıldırım: Alex konusunu Aykut Hoca’yı tutarak çözdüm

Aziz Yıldırım: Alex konusunu Aykut Hoca’yı tutarak çözdüm

Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Aziz Yıldırım, NTV Spikeri Tuğba Dural'a merak edilen birçok konuda özel açıklamalarda bulundu

Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Aziz Yıldırım, NTV ekranlarında özel açıklamalarda bulundu.

Fenerbahçe Spor Kulübü’ne 20 yıl hizmet verdikten sonra, eğitimini aldığı ve spor hayatından önce yürüttüğü inşaat mühendisliği mesleğine geri döndüğünü açıklayan Aziz Yıldırım, “Benim için Fenerbahçe dönemi bitmiştir, ben bundan sonra yalnızca Fenerbahçe taraftarıyım. Fenerbahçe, iyi bir netice almışsa sevinirim, kötü bir netice almışsa üzülürüm, ama başkanlıktaki ve yöneticilikteki kadar alakam ve ilgim olmaz ve hiçbir zaman Fenerbahçe politikalarının içinde yer almam. Benim düşüncelerim ayrıdır. Gelen yönetimler rahatça çalışırlar, görevlerini yaparlar. Onlar da yeniden gelecek insanlara devrederler. Ben bundan sonra Fenerbahçe ile ilgili bana sataşılmadığı sürece, bana karalama yapılmadığı müddetçe Fenerbahçe ile ilgili hiçbir yorumda bulunmam ve hiçbir konuda da fikrimi beyan etmem. Ama bana karşı yalan olan, yanlış olan şeyler söylenirse onlara cevabı veririm. Benim için Fenerbahçe defteri kapanmıştır” dedi.

“150 MİLYON EURO, 150 MİLYON TL OLMAZ”

Yıldırım, “150 milyon TL mi, 150 milyon Euro mu?” tartışmasına da açıklık getirdi: “150 Milyon Euro, 150 Milyon TL olmaz. Fenerbahçe için benim hesabım şuydu: ‘150 milyon ben vereyim, 150 milyon sen ver, gel beraber kulübü hem borçtan kurtaralım yani en azından kulübün 300 milyon Euro'ya yakın binasal olarak, arsa olarak, gayrimenkul olarak değeri var. Onu da değerlendirelim borcu sıfırlayalım' anlamında bir konuşma yaptım. Çağrım da oydu. 150 bin TL olsaydı o zaman niye Euro söyleyeyim yani. Direkt 150 bin TL deyip geçerdim. 150 milyon Euro koyacaktık ve ben kaynağı sağlamış olarak konuştum. Benim söylediğim zaman yaptığımı da herhalde herkes gördü, biliyor. Ama önemli değil” dedi.

“BEN BU KULÜBE 20 SENEMİ VERDİM VE ‘GIK' DEMEDEN BİR SENE HAPİS YATTIM”

3 Temmuz süreci ve cezaevi günlerinden tebessümle bahseden ve başta Rıdvan Dilmen olmak üzere birçok dostunun cezaevine ziyarete geldiğini söyleyen Yıldırım, “Biz yapmadığımız bir şey yüzünden suçlandık. Onların haklılık payı olsaydı, dik duramazdık” açıklamasında bulundu.

Yıldırım, “Fenerbahçe’de geçirdiğiniz 20 yıl size neler kattı?” sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Şimdi belki kızıyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar ama bundan beş sene sonra gerçek yüzlerine vurmaya başlayacak. Ben bu kulübe 20 senemi verdim ve bu kulüp için ‘gık' demeden bir sene hapis yattım. Bunun değerini herkes iyi bilsin. Ama 20 yıl size neler kattı derseniz, çocuklarıma Fenerbahçe gibi güzide bir kulübün 20 yıllık başkanlığı ve bu başkanlığından sonra da onlar için onur, şeref… Bütün Fenerbahçe’ye baksınlar her yerde Aziz Yıldırım’ın yaptığı şeyler var. Binalar var, tesisler var. Her şeyi Aziz Yıldırım yaptı, saymaya başlarsan araya başka kimse giremez. Fenerbahçe içerisindeki bütün yıldız oyuncuları da Aziz Yıldırım ve arkadaşları getirdi” dedi.

“BEN İLK GÜNDEN HADİSENİN KUMPAS OLDUĞUNU ANLADIM”

3 Temmuz sürecinin bir kumpastan ibaret olduğunu vurgulayan Aziz Yıldırım sözlerine şöyle devam etti: “Ben ilk günden hadisenin kumpas olduğunu anladım. Bizim avukatlara hiçbir şekilde polisin hazırladığı fezleke verilmedi. Fezlekeleri internetten avukatlar buldu getirdi bize. Nelerle suçlanıyoruz, oradaki tapelerin, konuşmaların ne olduğunu biz oradan gördük. Biz 3 Temmuz'un hemen ertesinde bunun bir kumpas, örgütsel hareket olduğunu bildiğimiz için ilerleyen süreçte de bunun daha açık ve net hapishanelerde, mahkemelerde hep beraber yaşadık” dedi.

“RIDVAN DİLMEN, KARDEŞLERİM KADAR MÜCADELE VERDİ”

Cezaevi sürecinde hiç yalnız kalmadığını ve destek gördüğünü söyleyen Aziz Yıldırım, 3 Temmuz ve ardından yaşanan 15 Temmuz süreciyle ilgili şunları kaydetti: “Herkes kanunun değişmesi için destek oldu. Hep söylüyorum, Rıdvan Dilmen'den Allah razı olsun. Bu süreçte, mücadeleyi dışarıda benim kardeşlerim kadar yaptı. Kanun değişti, ama biz faydalanamadık. Ama bir süreç başladı. 15 Temmuz'da ülkede yaşanan hadiselerin bir nevi tepkisini 3 Temmuz yarattı. Yani 3 Temmuz'daki insanların sokağa dökülmesi, bilinçlenmesi 15 Temmuz'da, sayın cumhurbaşkanının insanları sokağa davet etmesi ile de o insanlar o tecrübe ile gördükleri, yaşadıkları tecrübeyi hayata geçirdiler. 15 Temmuz gibi sivillerin, askeri ihtilal yaptığı bir geceyi önlemiş oldular” dedi.

“VEFA BEYE KIRGINIM”

Aziz Yıldırım, “Ali Koç'a bir kırgınlığınız var mı?”, sorusuna samimi bir şekilde cevap verdi: “Benim için bitmiştir. Takılacak bir konum yok yani. Ama kongrede yapmış oldukları konuşmalar yanlıştı. Onları tarih, Fenerbahçe camiası, zamanı, yeri geldiğinde cevap verecektir. Bana sataşma olmadığı müddetçe de fazla bu işlerin içine girmeyi düşünmediğimi ifade ettim. Beklentim Fenerbahçe'ye hizmet etmeleri, Fenerbahçe'yi iyi bir noktalara, bizden de iyi noktalara getirmeleri. O noktaya gelirse hepimiz sevineceğiz. Hepimiz bundan mutluluk duyacağız. Onun için kimseye kırgınlığım yok. Yalnız burdan bu program vastasıyla Vefa Bey'e bir şey söyleyeyim. Mesela üniversite şartları belliydi hiçbir şeyi yoktu, bütün üniversite projesini Vefa Bey yürüttü. Vefa Bey'in bir yıl üniversiteyi ertelemelerini, orda alınan bütün insanları 150, 100 kişiye yakın öğretim görevlileri alındı, bunların hepsini Vefa Bey organize etti. Ben hiçbir şeye karışmadım. İlgim alakam olmadı. Bana getirdiler evrak imzaladım. Arkasındayım. Ama Vefa Bey'in en azından şunu söylemesi lazımdı çıkıp da; ‘Siz bunları geri atıyorsunuz, ama bu adamları biz aldık, binayı ben kiraladım, burdaki inşaatı ben yaptırdım, bunların hepsinden benim bilgim var' demesi lazım. Tamamen dışarı çekilmiş hiçbir şey söylemeyecek pozisyonda olması beni üzüyor. İnsanların her türlü şartlarda yaptıkları doğruysa onlara sahip olmaları gerekir. Bundan dolayı Vefa Bey'e kırgınım” dedi.

“ALEX'LE BENİM PROBLEMİM YOKTU, AYKUT HOCA'NIN PROBLEMİ VARDI”

Aziz Yıldırım, yıllardır süregelen “Aziz Yıldırım, Alex ile ters düştü mü?” sorusuna da açıklık getirdi: “Alex ile benim herhangi bir problemim yoktu. Alex'in Aykut Hoca ile problemi vardı. Tabii yönetici olarak benim çözmem gerekiyordu. Ben de kurumun kurumsal yapısına uygun olarak Aykut Hoca'yı tutarak o şekilde çözdüm problemi. Başka bir şey yok. Alex hapishanede de geldi. Onun dışında da gelmek istedi. Yani Alex ile bir problemim yok” dedi.

“BANA, ‘SEN PARAYI ÇAKIL TAŞI MI ZANNEDİYORSUN?' DEDİLER”

Aziz Yıldırım, adının bir tesise verilmesini isteyip istemediğine dair soruyu net bir şekilde yanıtladı: “Hayır hiç istemedim, yine de istemiyorum. O tesislerin hepsi birer hizmetti. Ben ihale yapılırken 400 milyon dolardan aşağı inmeyecek dediğimde bazılara bana yazı yazdılar, ‘Sen parayı çakıl taşı mı zannediyorsun?' diye sordular. 450 milyon dolara çıktı. Bundan sonraki rayiç hep böyle katlayarak gidecektir. Ben, Türk sporu için yapılması gerekenleri söyledim. Takımları, ligleri düzenlemek, kulüpleri yapılandırmak lazım. Ancak o zaman Türk sporu çağ atlar”.

“BİZ ORTA SINIF BİR AİLENİN YAŞADIĞI GİBİ YAŞIYORUZ”

Bundan sonraki dönemde ailesine ve arkadaşlarına vakit ayıracağını vurgulayan Yıldırım: “Bana arkadaşlarla birlikte olup, yemek yiyip, sohbet etmenin keyfi yeter. Öyle büyük lükslerim yok benim. Benim lüksüm, evden çıkıp işyerine gitmek. Benim yaşantımda büyük fantezilerim yok. Biz normal, orta sınıf bir ailenin yaşadığı gibi yaşıyoruz” dedi.

“İŞİNİ YAPMAYANA KIZARIM”

Aziz Yıldırım, kendisiyle ilgili yapılan, çabuk kızdığı yönündeki yorumlara da açıklık getirdi: “Şimdi bir kere sosyal demokrat görüşlüyüm. Bütün çalışma hayatımda da iş yerimde de kulüpte de insanlarla olan iletişimimde bazen benim için şunu derler “Çok çabuk kızar tepki gösterir”. Evet kızarım, tepki gösteririm, işini yapmayana! Yapana hiçbir zaman tepki göstermem, ona daha çok saygı gösterir, onu desteklerim. Kızdığım bir insanın da gönlünü 10 dakika sonra alırım” dedi.

“METRİS’TEYKEN NAZIM HİKMET, AHMET ARİF ŞİİRLERİ OKUDUM”

Aktif yöneticilik hayatında da okuduğunu, bu dönemde ise okumaya daha fazla vakit ayırdığını söyleyen Yıldırım özellikle şiire olan tutkusunu şu sözlerle açıkladı: “Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun tüm kitaplarını okudum. Hatta şairin torunu Rahmi Eyüboğlu, benim yönetimimde yedek üye olarak çalıştı. Ona takılırdım, ‘Ben senin dedeni severim ama seni sevmem' diye. Metris’teyken bol bol şiir okudum. Nazım Hikmet, Ahmet Arif… ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ şiiri, Nazım Hikmet’in ‘Kurtuluş Savaşı’ gibi bütün şiirleri ezbere biliyorum ezbere de okuyorum. Ama tabii ses iyi olmadığı için okuyamıyorum” dedi.

“DEVAMLI KONSERVE YEDİM”

Cezaevi sürecinden tebessümle söz eden Aziz Yıldırım tek kişilik odasında kaldığını, özel imtiyazlar uygulanmadığını vurguladı: “Oradaki insanlar nasıl yaşıyorsa, biz de öyle yaşadık. Yemeği dışarıdan kendiniz getiremiyordunuz. Devamlı konserve yedim. Onun dışında bir de arada sırada tavuk getiriyorlardı. Bazen dışarıdan ısmarlamanıza izin veriyorlardı” dedi.