SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Futbolda ‘Kara Mithat’ dönemi artık bitti

Altyapısından yetiştiği kulüpte uzun süre oynayan futbolcular, en yakın rakipleri ile ilgili sivri demeçler verir. Bu genelde taraftarın ve camianın hoşuna gider ve o oyuncu el üstünde tutulur. Rakip taraftarlar ise buna tepki gösterir, bunun adına da rekabet denir.

Günümüzde popüler olan bu davranış, ‘camiaya mal olma' olarak nitelendirilir. İlerleyen dönemde oyuncu gözden düşmeye başlar ve popülist yaklaşımlar bu sefer aleyhte gelişmeye başlar.

Bu konuya neden değindik ona bir göz atalım…

Polemiğe neden olan, Fatih Terim'in Sakaryaspor ile oynadıkları maçın ardından verdiği demeçti. Aslında UEFA'nın borç sarmalındaki kulüplere uyguladığı FFP kozu herkesin elini kolunu bağlamış vaziyette. Son yıllarda bu kadar kısır transfer dönemi geçmemiştir herhalde… Çok da karamsar olmayalım.

Hem G.Saray hem F.Bahçe hem de Beşiktaş genç oyuncular alarak kadrolarını revize etmeye başladı bahaneyle. İşin psikolojik tarafını bir kenara bırakırsak, Fatih Terim ne demişti: “Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor kendi içerisinde sirkülasyon yapabilse zaten dışarıdan oyuncu almayız. Biz vermiyoruz, onlar vermiyor. Oraya gitme diye sözleşmeye madde koyuyoruz…”

Peki; Fatih Hoca'nın bu açıklamalarına karşı ben de birkaç örnek vereyim…

Yeşilçam'ın efsane filmlerinden İnek Şaban'da Dinçer Çekmez'in canlandırdığı ‘futbolcu simsarı' Kara Mithat, Kemal Sunal'ın hayat verdiği karakteri bir G.Saray'a bir F.Bahçe'ye sürüklüyordu.

GALATASARAY’DAN FENERBAHÇE’YE…

Galatasaray’da Mehmet Oğuz vardı. 1967'den 1979'a kadar sarı-kırmızılı takım için ter döktü.

Metin Oktay'dan sonra camianın en saygı duyulan ismi oldu. Kafasını arkaya doğru atışı, paytak yürüyüşü ve unutulmaz tekniği vardı, çalımlarını eskiler anlatır. Adıyla, sanıyla Büyük Mehmet ama takım arkadaşları ‘Ördek Mehmet' derdi.

Ayrıldıktan sonra Florya'ya hiç gitmedi, Galatasaray maçlarına uğramadı, hoca olmadı, spor yazarlığını kabul etmedi, kulübün 2-3 yıldır uyguladığı efsaneleri anma prosedürü, efsane kabul edilmediği için gündeme bile gelmedi.

Çünkü Fenerbahçe'ye transfer olmuştu. Dönemin teknik direktörü Coşkun Özarı, Gökmen Özdenak ile arasında bir tercih yapmış ve ondan jübile yapmasını istemişti. Fenerbahçeli yöneticiler de bunu fırsata çevirip transferi gerçekleştirmişti.

Transferin son saatlerinde Fenerbahçe'ye giden Büyük Mehmet'in aslında parayla pulla işi yoktu. 1 sene oynadı ve futbolu bıraktı. Hiç tartışma yok ki, eğer Fenerbahçe'ye gitmeseydi bugün adı Metin Oktay ile beraber anılıyor olacaktı.

FENERBAHÇE’DEN GALATASARAY’A…

1988-89 sezonu, F.Bahçe 103 golle şampiyon oluyor. Şampiyonluktaki en büyük katkıyı verenlerin başında o sezon 15 gol atan Hasan Vezir geliyor.

4-3'lük G.Saray derbisinde attığı 3 gol ile gözler üzerinde ve taraftarlar çok seviyor. Sözleşmesi bitip zam isteyince dönemin Başkanı Metin Aşık kapıyı gösteriyor.

GAlatasaray yöneticileri Ergün Gürsoy ve Yurdeşen Karahasan, Özhan Canaydın'ın Bursa'daki fabrikasına kaçırdıklarında Hasan Vezir kendi ifadesiyle Fenerbahçeliler tarafından ‘vatan haini' ilan ediliyor.

Ertesi sezon bu sefer sarı-kırmızılı formayla Fenerbahçe'ye karşı gol atan Hasan'a, Galatasaraylılar, tezahüratlar yapıyor ama bu önemli isim, her iki camia tarafından da kabul edilmiyor.

GOL KRALI TANJU ÇOLAK

“4 yılda Galatasaray'a neler verdiğim ortada… 120 gol atmış, Avrupa gol kralı olmuş, Galatasaray'ın başarısı için her şeyini vermiş biriyim. Sevgisini, aşkını, başarısını ortaya koymuş bir Tanju Çolak… Gitmemek için elinden gelen her şeyi yapmış ama bunu başaramamış, tahminim benim bonservis bedelimin aşkı burada çok ağır basıyor.

Ben ona yenik düştüm üzülüyorum. Ben profesyonel bir oyuncuyum, Fenerbahçe çok büyük bir camia. Bundan sonraki gollerim, alın terim, hepsi Fenerbahçe için olacaktır…” Tanju Çolak'ın aynı yıl aldığı Mercedes 550 SL marka aracının kaçak olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu sırada yurtdışında olan Tanju Çolak, kendini ihbar etmiştir. 9 yıl hapis cezasına çarptırılan ünlü futbolcu, Üsküp'te yakalanarak Türkiye'ye teslim edilmiştir. 23 ay hapis cezasının ardından 28 Şubat 1995'te serbest bırakılan Tanju Çolak, bu yaşananların ardından futbola geri dönmemiştir.

SONUÇ: Tanju kamuoyunda hak ettiğini düşündüğü pozisyonlara gelemedi. Yeşil sahalardaki yeteneği emeklilik döneminde başarısızlıkla sonuçlandı.

BİR GÜN HERKES FENERBAHÇELİ OLACAK

“Galatasaray’da oynarken Fenerbahçeli olarak oynadım” dedi.

SONUÇ: Başakşehir'de oynuyor. Adı Emre Belözoğlu.

Tümer Metin nerede, Oktay Derelioğlu nerede? Caner Erkin ve Gökhan Gönül'ün sonu nasıl olacak mesela?

ABİLERİMİZDEN ANLAYIŞ BEKLİYORUZ

Rahmetli Kemal Sunal'ın 1978 yılında oynadığı, ‘İnek Şaban' filmini herkes bilir. Galatasaray'a transferinin ardından Şaban (Yani Bülent), “Abilerim bilirsiniz damarımı kesseniz sarı-kırmızı akar. Artık Galatasaray için çalışacağım. Kalbim Galatasaray için çarpıyor. Aldığım transfer ücretine gelince belki çok görülebilir ama şunu söyleyeyim ki, bugün bir araba fiyatına bile yetmeyebilir. Bize ne kaldı? İdareci ağabeylerimden anlayış bekliyorum” der.

Ardından rakip takımın kirli işlerini yapan Kara Mithat'ın yancıları antrenmana gelir ve onu kaçırır. Gazeteler manşetten “Fenerbahçe'de bir dev” şeklinde duyurulur. Ve Bülent verdiği röportajda, “Bilirsiniz… Damarlarımı kesseniz kanım sarı-lacivert akar. Kalbim ölünceye kadar Fenerbahçe için çarpacaktır” der.

Muhabir, transfer parasını hatırlatınca da “4 milyon nedir ki? Bir araba iki milyon lira…İdareci ağabeylerimden anlayış bekliyorum” karşılığını verir.

Yazarın Diğer Yazıları