SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Thompkins’in eli Tanrı’nın eli!

Dörtlü final oynayan 4 takım içinde Belgrad'a en formda gelen takım, bence Real Madrid idi. Özellikle sezonun ikinci yarısından itibaren sürekli yükselen bir grafikleri vardı. Finale geldiklerinde, her pozisyonda sonucu değiştirebilecek, özgüveni yüksek bir takıma sahiptiler. Ayrıca Taveres ile hava sahasını kapatıp diğer işleri rahat yapabiliyorlardı.

Fenerbahçe ise taktiksel varyasyonları ve oyuncu kalitesi ile tartışmasız finali hak ederek buraya gelmişti.

1. periyodun hemen başında kısaların kolay geçilmesi ile başlayan, Vesely'nin 2 faul almasına sebep olan durum, periyot sonuna doğru 40 yıllık EuroLig oyuncusu gibi oynayan Ahmet'in erken 2. faulü ile devam ederek moralleri bozdu. Melli'nin özellikle 2. periyottaki performansı hepimizi rahatlattı.

Karşılıklı arayışlarla geçen devre sonuna bir basket önde girdik.Felaket, Ahmet'in ikinci devrenin hemen başında 4. faulünü alması ile başladı. Burada da imdada yetişen yine Melli oldu. Özellikle hücumda peş peşe atıığı sayılarla Fenerbahçe'yi oyunda tuttu.

Ancak devamında ikinci skoreri bir türlü bulamadık. Final periyoduna yarı finalin kahramanı Dixon ile başlayan Fenerbahçe, maalesef ondan da beklediği skor katkısını alamayınca, koç dahil salondaki enerji yerini tedirginliğe bıraktı.

Her şeye rağmen maç Fenerbahçe'ye 20 saniye kala geldi ancak Causeur'ün kaçırdığı serbest atışı tipleyen Thompkins'in eli, Real Madrid için adeta ‘Tanrı'nın eli' oldu. Tebrikler Real Madrid, teşekkürler Fenerbahçe. Yarından itibaren “Takımlarımızda Türk çocukları nasıl oynatabiliriz” sorusu ile uyanmak üzere!

Yazarın Diğer Yazıları