SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Ders…

Sözcü Spor yazarlarından Mert Yaşar, aylar önce köşesinden dile getirmişti. Rusya'nın uluslararası spor organizasyonlarından neden men edildiğini anlatan, harika bir belgesel: Ikarus. Oscar'la taçlandırıldı.

Ikarus'un Oscar almasına “Siyasi karar” diyerek burun kıvıranlar veya ‘Kara propaganda' yorumunu yapanlar oldu. Tesadüf… Batı ile Rusya arasındaki geleneksel çekişme, ödülden birkaç hafta sonra kriz boyutunda.

Oscar'ları dağıtan AMPAS'in (Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi) belgesel ödüllerinin, sadece belgeselcilerin oylarıyla belirlendiğini belirteyim.

“Bu skandalı ifşa ederken kendimi Edward Snowden gibi hissediyorum” diyen Bryan Fogel; Rusya Anti-Doping Ajansı'nın eski başkanlarından Grigori Rodçenkov'un baş kahraman olduğu belgeselde, onlarca Rus atletin, devlet kontrolündeki bir doping programına nasıl katıldığını, KGB'nin bu işte nasıl aktif rol üstlendiğini aktarıyor izleyenlere.

Türkiye'de sporla ilgilenen kim varsa Ikarus'u izlemesi şart.

Numunelerin nasıl değiştirildiğini görünce kendinizi bir Bond filmi izliyormuş gibi hissedecek; WADA (Uluslararası Anti-Doping Ajansı) yetkililerinin dosyaları incelerken yüzlerinin aldığı şekli görünce güleceksiniz!

Fogel'ın Oscar'lı belgeselinde teşekkür ettiği isimlerden biri, doping skandalıyla kariyeri dibe vuran Lance Armstrong.

İki Oscar adaylığı bulunan İngiliz sinemacı Stephen Frears'ın yönettiği, yapım yılı 2015 olan ‘The Program' adlı filmde de ünlü bisikletçinin ve doping skandalını ortaya çıkaran gazetecinin öyküsü anlatılıyor. Belgesel değil. Sinema tutkunları için de birinci sınıf bir film değil. Ama spor, doping ve spor gazeteciliği konusunda ders almak isteyenler, Ikarus gibi The Program'i de mutlaka izlemeli.

Ders almak veya bir şeyler öğrenmek isteyen çıktı mı, çıkar mı bu ülkede? Örneğin, spor medyasında çalışanlar çok daha önemli işleri varken izledi mi veya izler mi?

Çok zor!

Yazarın Diğer Yazıları