SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Eric Cantona merak edilen soruları yanıtladı

Eric Cantona merak edilen soruları yanıtladı

Formasının yakalarını neden kaldırırdı? Sık sık saldırgan birine dönüşmesinin sebebi neydi? Bugün 52 yaşına giren Eric Cantona Four Four Two'ya yanıtladı.

Marsilya'da büyüdüğün zamanlar nasıldı, o günlerden neleri hatırlıyorsun? Mutlu bir çocukluk mu geçirdin, yoksa o zamanlarda da şimdiki gibi çatık kaşlı mıydın?

Mutlu bir çocuktum. Alabileceğim en iyi eğitimi verebilecek güçlü ve yakın bir aileydik. Hayattaki küçük şeylerle mutlu olurduk. Kibar ve terbiyeli insanlardık. Ağzımızdan çıkan her cümlemizde mutlaka “lütfen” ve “teşekkürler” derdik. Başkalarına saygılıydık ve hayattan zevk alırdık. Beraber şarkı söyler, sürekli gülümser ve insanlarla sıcak ilişkiler kurardık. Göçmendik ve tipik Akdeniz insanlarıydık. Babam İtalya kökenli, annem ise aslen Barselonalı. Çocukken büyükbabamı görmek için Barcelona'ya gitmiştim. 10 yaşındaydım ve çok hoşuma gitmişti. Büyükbabam, İspanya İç Savaşı'ndan sonra Fransa'ya gelmiş ve biraz da mecburiyetten burada kalmış. Franco Rejimi yüzünden 15 yıl boyunca Barselona'ya dönmesine izin verilmemiş. Manchester'dan ayrıldıktan sonra bu çocukluk hatıralarımı yeniden yaşamak için Barselona'ya gittim ve üç yıl orada kaldım. Sürekli bir şeyler okudum ve yazdım. Barselona'yı çok sevdim. Şimdi eski takımlarımdan Olympique Marsilya'nın din gibi bir şey olduğu Marsilya şehrinde yaşıyorum. Burası kozmopolit ve tutkulu bir şehir; burada insanlar futbol için yaşıyorlar.

Oyuncu olarak seni en çok motive eden şey neydi? Para mı, başarı mı, zafer mi?

Başarı ya da zafer! Farkı ne? Futbolu çok gençken bıraktım çünkü daha iyi bir oyuncu olmak için sürekli kendimi geliştirmek istedim; kendim ve takımım için… Kupa kazanmak için… Futbolu bıraktığımda daha fazla gelişemeyeceğimi hissettim. Aynı zamanda tutkumu da kaybetmiştim. Tutku, motivasyonu da beraberinde getirir. Tutkunuzu kaybederseniz motivasyonunuzu da kaybedersiniz. Para? Hayır. Birisi size FA Cup Finali'nde oynamanız için 100 sterlin ödemenizi istese, ödemez misiniz? Oynamak benim için rüya gibiydi çünkü para ödemek zorunda değildim. Bize para ödeniyordu ama ben bedavaya da oynardım! Futbolda çok para var ve oyuncular kendi paylarını alıyorlar ki bu çok normal. Ama asıl motive eden para değil hayaller. Atmosfer oyuncular için özeldir çünkü biz oyuncular taraftarların stadyumda olmak için fedakârlıkta bulunduklarını biliriz. Futbolun taraftarların kanında olduğunu biliriz.

1993'te, Bulgaristan karşısında David Ginola'nın hatalı pası sonrasında Kostadinov'un attığı gol yüzünden Fransa, Amerika 94'e katılma şansını kaybetti. Eğer katılabilseydiniz sizce ne kadar ilerleyebilirdiniz?

Bu çok kötü bir hatıra çünkü son üç maça kadar hiç maç kaybetmemiştik. İlk önce İsveç'le oynadık; eğer kazansaydık katılabilirdik ama 1–0 öndeyken bitime 10 dakika kala gol yedik. İsrail ve Bulgaristan ile yapacağımız iki maçımız daha vardı. İsrail'i deplasmanda 4–0 yendik ama kendi evimizde Bulgaristan'a 3–2 yenildik. Eğer berabere kalsaydık katılabilirdik. 1–0 öndeydik ve golü ben atmıştım. Galibiyet golünü son saniyelerde atmışlardı.

Bulgaristan ve İsveç 1994'te Amerika'daki Dünya Kupası'na katıldılar; iki takım da yarı finale kadar yükselmeyi başardı. Fransa Milli Takımı da en az onlar kadar başarılı olurdu. En iyi takım bizdeydi ama fazlasıyla tecrübeli olmamıza rağmen avantajımızı kullanamadık çünkü yeteri kadar tecrübeli olsan da hata yapabilirsin. Ama hatalarından zevk almalısın, hem futbolda, hem de hayatta.

Manchester kültürünü ne kadar benimsedin? Corrie izleyip The Smiths, The Stone Roses ya da Oasis dinliyor muydun? Manchester'ı özlüyor musun?

O tarz programlar izlemedim ama Oasis'i severdim. Ve diğerlerini… The Stone Roses'ı, The Smiths'i Manchester'a gelmeden önce de dinlerdim. Morrissey… Onun o zamanlar yaptığı şeyleri beğenirdim. Hem de çok. Fransa'da birçok insan onu çok severdi. Manchester'ı çok özlüyorum. Manchester United çok güçlü ve bunu şehrin içinde de hissedebilirsiniz. Manchester futbolunda, müziğinde ve kültüründe çok fazla enerji var. Belki de yağmurdan dolayıdır. Orada sadece oyuncu olduğum zamanlarda yaşadım. Son zamanlarda oraya bir aylığına gitmiştim. (Bir Ken Loach filmi olan “Finding Eric”in çekimleri için.) Bazı şehirlerin gezip görmek için güzel şeyleri vardır ama Manchester'da şehrin enerjisi vardı. Şehrin tarihi sayesinde bir çeşit enerji hissederdim.

Yakalarını kaldırma fikri nereden geldi? Birisini mi taklit ediyordun?

Aslında fikir değildi. Formamı giydim. Hava soğuktu. Yakalarım kalkıktı, ben de öyle bıraktım. Maçı kazanınca da yakalarımı kaldırarak oynamak alışkanlık haline geldi.

Crystal Palace taraftarına kung fu tekmesini atarken aklından ne geçiyordu? Eğer sırt üstü düşmek yerine ayaklarının üstüne düşseydin ne olacaktı?

(Uzun süre düşündükten sonra) Ayaklarım üstüne düştüm zaten. O yüzden ona yumruk atmaya başladım. Ama ona yeterince sert vuramadım. Daha sert vurmalıydım.

Televizyonda, Selhurst Park Stadı'nda taraftarların üstüne atladığın görüntüleri görünce ne hissettin?

Görüntüleri izlemedim çünkü biliyordum. Evim küçüktü ve etrafı gazetecilerle çevriliydi. Tüm görebildiğim buydu. Ama o anı Selhurst Park'ta yaşadım. Tıpkı bir tiyatro oyunu gibiydi ve aktörü de bendim. Yaptığım ciddi şeyleri kendimi ciddiye almadan yaparım. Sanırım Nike karakterimin bu yanını gördü ve bunu çok iyi kullandı. O taraftarı tekmelediğimde bile kendimi ciddiye almıyordum. Kim olduğum yüzünden öyle bir davranışta bulunmamam gerektiğini düşünmedim. Bir futbolcuydum ve normal bir insandım. Olağanüstü bir insan olmak gibi bir amacım hiç olmadı. Sadece yapmak istediklerimi yaptım. Bir taraftarı tekmelemek istersem bunu yaparım. Örnek bir insan falan değilim. Nasıl davranmanız gerektiğini öğreten mükemmel bir öğretmen de değilim. Bence ne kadar yaşarsanız, hayatın bir sirke benzediğini o kadar iyi anlıyorsunuz.

Gelmiş geçmiş en iyi Fransız futbolcu sence kim? Michel Platini mi Zinedine Zidane mı? Yoksa bir başkası mı?

Bir başkası. Ben! Eric Cantona'nın ta kendisi!