SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Efsanenin doğuşu

Efsanenin doğuşu

Yasin YILDIRIM

Bizim kuşak basketbolu Petar Naumoski ile sevdi. Onun Efes'in üzerindeki etkisi görülmeye değerdi. Takımına hükmederken, Türk basketboluna da fazlaydı. Ardından Koraç zaferi de kazanıldı. Avrupa'nın 3 numaralı kupasıydı. Yani bizim için hâlâ basketbol çok gerideydi. Avrupa basketbolunun zirvesine yaklaşamıyorduk bile. Ne kadar paralar harcasa da kulüplerimiz olmuyordu… İstanbul'daki finalde Obradovic'i izlerken bu aklıma geldi. Eksik olan Naumoski'nin saha içinde yaptıklarını saha kenarında yapacak bir liderdi. Avrupa basketbolunun en büyük koçu İstanbul'a indiği gün Türk basketbolunun kaderi de değişti. Üst üste üçüncü Final- Four tesadüf olamazdı, değildi de. Takım olmanın, inanmanın, çok çalışmanın eseriydi. Bu kupaya Avrupa'nın en büyüğü olmaya o inandırdı bizi. İnanin dün rakip Olympiakos yerine Golden State olsaydı yine yenemezdi Fenerbahçe'yi. Muhteşem bir taraftar desteğini arkasına alan sarı-lacivertliler rakibine nefes bile aldırmadı. Real Madrid maçında olduğu gibi öne fırladı ve arkasına bile bakmadan geçmiş yılların intikamını alırcasına bastı gaza. Kader yazılmıştı bir kere. Zafer inananlarındı. Takımına en büyük olmayı inandıran basketbol dâhisi Obradovic, Partizan'ın başında 1992 yılında ilk Eurolig şampiyonluğunu yaşadığı şehirde tarihi bu kez de bizim için yazdı. Obra efsanesinin doğduğu şehir İstanbul bu kez Fenerbahçe efsanesinin doğuşuna sahne oldu. Fenerbahçe'de her oyuncu MVP'ydi dün. Kalinic başladı, Bogdanovic devam etti. Bobby, Vesely, Udoh, Sloukas… Datome son çeyrekte çıktı sahneye. Hiç süre almayan Antic tecrübe ve yürek koydu sonra. Birbiriyle oynamaktan keyif alan, paylaşan, inanan, şampiyon yürekli bir takım izledik kısacası. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık. Avrupa'nın basketboldaki en büyük takımı artık Fenerbahçe. Bu seviyeden de kolay kolay geri dönüş olmayacak.