SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Bir tokattan fazlası

Bir tokattan fazlası

Yasin YILDIRIM yazdı...

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, protokol tribününde rakip takım başkanını tokatladı. Rakip takım dediğim de çok değil daha bir ay önce Türkiye'ye Avrupa'dan kupa kazandıran, Eurocup Şampiyonu Yakın Doğu Üniversitesi'nin Başkanı Işık Eyigüngör. Bir başkan diğer başkanı tokatlıyor, tarafsız Basketbol Federasyonu, “Yakın Doğu Üniversitesi-Fenerbahçe müsabakasında yaşanan olaylar nedeniyle sorumlular, TBF Ligler Direktörlüğü tarafından derhal Disiplin Kurulu'na sevk edilmiştir” diyerek Aziz Yıldırım'ın adını bile anmadan, anamadan bir açıklamayla işi geçiştiriyor. Ve gereken yapılıyor, dayağı atan 6 ay, yiyen 1 ay hak mahrumiyeti cezasına çarptırılıyor. Yani gerçekte ikisi de aynı cezayı alıyor. Çünkü ligler zaten 1 ay sonra bitecek, neredeyse kasım ayına kadar da yok. Salona gitmeye gerek de yok. Ne güzel ceza değil mi? Bravo. Tahkimden 5 aya indirin de cezayı yeni sezonun belki açılışını kaçırır, ona da yetişsin Aziz Başkan. Şunu çok iyi biliyor ki, onu durdurabilecek hiçbir güç ve hiçbir ceza mekanizması yok. O yüzden de olaylardan sonra, “Yaptım, yine yaparım, bundan sonra daha çok yapacağım” diyerek aleni şekilde tehdit edebiliyor. Değil tokat atmak kafa göz kırıp hastanelik etse yanına kar kalır. İstediğini yapar, bunu çok iyi biliyor. Bu, sadece bir tokat değil bir güç gösterisi. Tahrik unsuru dahi olsa bir başkanın diğer bir başkanı tokatlamasının izahı olamaz.

ÇİN İŞİ DEĞİL MERDİVEN ALTI

Başkan Dursun Özbek, “Çinliler Galatasaray'a ortak olmak istiyor. 500 milyon dolar verecekler. Gayri resmi yollardan böyle bir teklif aldım ama kabul etmedim” diye ortalığa Çin malı bir iddia attı. Çin malı diyerek de Çinlilere haksızlık etmeyelim. İğneden ipliğe, ayakkabıdan gemiye, bilgisayardan en baba akıllı telefona kadar dünya üretiminin büyük çoğunluğunu gayet sağlam şekilde yapıyorlar. Yani elimizden düşmeyen, hatta şu an belki internet üzerinden bu yazıyı okuduğunuz telefonunuz Çin malı. Dursun Özbek'in gündem oluşturmak için ortaya attığı bu iddia ise olsa olsa merdiven altı olur. Tutanın elinde kalır, yiyeni de hastanelik eder. E biz de yemedik tabii. 7 kez Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmuş, Dünya devi Milan'ın tamamını 800 milyon Euro'ya satın alan Çinliler, Galatasaray'a ortak olmak için 500 milyon dolar veriyorsa bu zaten büyük bir yöneticilik başarısıdır. Ama gelin görün ki o başarıyı sağlayacak yönetici de şu an için Galatasaray'da yoktur. Futbol anlamında tarihinin en kötü yönetimini sergileyen Başkan Dursun Özbek ve ekibi, kendilerine en kısa sürede profesyonel bir ortak bulmalı, üste de milyon milyon dolar vermeli.

KÜÇÜK BİR NOT: Galatasaray'ın elinde A Grubu ve B Grubu hisseler var. A grubu hisseler yüzde 25 oranında ve kulübün elinde. Bu hisseler de tüzüğe göre kesinlikle devredilemez. B grubu halka açık hisseler de bir kişinin elinde toplansa dahi yönetimde temsil edilme hakkı yok.

GÜZEL HABERLER

Türk sporunda güzel şeyler de oluyor. ATP TEB BNP Paribas İstanbul Open Tenis turnuvası nefes kesti mesela. Dünya 6 numarası Raonic ile 8 numarası Cilic'in finaline sahne olan ve grand slam tadı veren müsabakayı izleyenler çok şanslıydı. Keşke tribünlerde hiç boşluk olmasaydı ama tenise büyük yatırımlar sürdükçe inanıyorum ki birkaç sene sonra en azından final müsabakalarında boş koltuk kalmayacak. Karatecilerimiz Kocaeli'ndeki Avrupa Şampiyonası'nda madalyaları toplayıp şampiyon oldu. Ata sporu güreşte de tarihi bir Avrupa Şampiyonası'nı geride bıraktık. 5 altın çıkararak 68 yıl sonra en önemli başarıyı yakaladık. Kadınlarda Yasemin'in altını ile artık sembol haline gelen Rıza Kayaalp'in 7. Avrupa Şampiyonluğu ve Olimpiyat Şampiyonumuz Taha Akgül'ün 5. Avrupa Şampiyonluğu göğsümüzü kabarttı.

BÜYÜK LOKMA YE!

İnsanın başına ne gelirse şu dilinden geliyor hayatta. Boşuna dememişler “büyük lokma ye büyük konuşma” diye. Bülent Uygun'un Gaziantepspor'u Akhisar'dan 6 gol yiyince akıllara 2009'da söylediği, “5 yeriz 7 yeriz ama 6 yemeyiz, 7 yeriz 9 yeriz ama 8 yemeyiz” lafı geldi. Katar'da Umm Salal'ı çalıştırırken Al Sadd'dan 8 yiyen ve görevinden istifa etmek zorunda kalan Uygun, Akhisar'dan da 6 yiyerek seriyi tamamladı. Hocam 6 da yersin 8 de, bunlar gelir geçer. Sen bunlardan önce bi büyük lokma ye…

İŞİN SUYU ÇIKTI

Bir test vardır hani insan önceliklerini belirlemek için. Bir yanda evinizin musluğu açık kalmış, bir yanda bebeğiniz ağlıyor, diğer yanda kapı çalıyor diye başlayıp, hadi sıraya koyun, önce hangisiyle ilgilenirsiniz diye. Şimdi ben de bu testi futbola uyarlayarak ve daha basitleştirerek soruyorum: Statta çimleri sulamak için musluklar açık kalmış, aynı anda futbolcunuz işini yapmaya çalışan bir gazeteciyi dövüyor. Önce hangisine engel olurdunuz? İnsani ve vicdani olarak futbolcunuzun gazeteciyi dövmesini engellemek isteyebilirsiniz ama bu yanlış cevap. Siz çimlerin sulanmasını engellemek için musluğu kapatın. Şaka yapmıyorum çünkü PFDK'ya göre cezası daha büyük. Volkan Babacan'a basın mensubuna yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 1 resmi müsabakadan men ve 13 bin lira para cezası veren Profesyonel (!) Disiplin Kurulu, Fenerbahçe'ye Ç.Rizespor maçında yeşil zeminin statüye aykırı sulanmasından dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle 15 bin lira para cezası kesti. Tabii testi çözerken vicdani hükümlere göre hareket edip öncelikleri sıralamak gerekiyor ama futbolumuzu yönetenlerde öncelikler başka olduğu için sıralamada hatalar olabilir.

Siz yine de kavgayı ayırın, bırakın musluk biraz daha açık kalsın.