SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Kaybeden çoktur

Kaybeden çoktur

Devrim DEMİREL yazdı...

Tenisin Türkiye'deki popülerliğinin artmasının temelinde, ilk adımı 2005'te Yeşilköy'deki bir otelin kortlarında atılan İstanbul Cup macerası yatıyor. WTA (Sezon Sonu) Şampiyonası, İstanbul Open ve sponsorların sıra dışı desteğinin, tanıtıma katkıda bulunduğu gerçeği de var.

Ancak… Bu yıl 24 Nisan'da başlayıp 7 Mayıs'ta biten 2 haftalık maraton, büyük ölçüde Esenyurt'a ulaşmanın zorluğundan, yine ilgi görmedi. Buna karşın, final maçlarında merkez kortun beklentilerin üstünde dolduğunu da belirtelim. İki turnuva da geçen yılların aksine çok daha kaliteli maçlara sahne oldu. İstanbul Open finali, bir grand slam finali gibiydi. Svitolina ve Cilic şampiyon oldu ama iki turnuvanın da ‘asıl' kazanan ve kaybedenleri vardı:

Başak Eraydın: Elemelerden çıkıp çeyrek finale kadar müthiş oynadı. İspanya'da çalışmanın semeresini alırken “Daha önce neredeydin” dedirtti.

Dayana Yastremska: 2000 doğumlu genç Ukraynalı, evinde oynamanın (Koza WOS'ta çalışıyor) rahatlığıyla harikaydı, çeyrek final gördü. Basın toplantısına girdiğinde “Anne dışarı” demesi, sempatikliğini de arttırdı.

Tuna Altuna: Çiftlerde 38 yaşındaki bir İtalyan partnerle finale kadar çıktı, Türk tenis tarihine 28 yaşında geçti. Ve kaybedenler…

Eugenie Bouchard: Cup'ın en popüler ismiydi, ilk turda havlu attı. 2014'ten beri hem aklının hem de ayaklarının kortta olmadığını gösterdi.

Andrea Petkovic: İlk turda Yastremska'ya elendi. Bir dönem ilk 10'u zorluyordu, şimdi 75. sırada.

İpek Soylu: WTA'de ilk 50'ye girecek kadar yetenekli ama bunu bir türlü korta yansıtamıyor. Teklerde de çiftlerde de 2. turu göremedi.

Marsel İlhan: İstanbul Open'da yoktu, kafadan kaybetti! ‘Ne alaka' demeyin! 3 yıl önce Wimbledon'da ana tablodaydı. Şimdi puan için ITF Futures