SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Tanısan nasıl seversin, o kadar iyi çocuktur saha dışında” cümlesiyle başlar söze, Emre Belözoğlu'nun içinde olduğu olayları yatıştırmaya çalışan medyadaki ağabeyleri. Oysa milyonlar için önemli olan onun saha dışında yaptıkları değil de saha içinde yaptıklarıydı ve bu, hep örtbas edildi. Birçok sebepten ötürü her anlamda Türk futbolundaki en güçlü isim. Arda-Terim krizini bile o çözdü düşünün artık. Ama onun bir türlü beceremediği öfke kontrolü sonunda kendisi dışında birçok kişiyi yaktı. Emre, kendisine edilen ağır küfürler üzerine çıldırmıştı, evet haklıydı ama çirkinliğe aynı çirkinlikle karşılık vermek profesyonellikte yoktu. Ardından fitil ateşlendi, görevini yapan medya mensuplarına “Çekme kardeşim” ayarı verildi. Milli takımdaki pembe forması ve performansıyla Pembe Panter lakabını verdiğimiz ve çok sevdiğimiz Volkan Babacan girdi devreye…

ELLERİMDE ÇİÇEKLER

Steve Martin'in başrolünü oynadığı meşhur Pembe Panter filminde de olayı araştırmakla görevliydi zaten Pembe Panter, işi buydu. O, komik ve sempatikti ama bizim pembe panter çok antipatikti. Bizim panter başlarda arkadaşımızı kafakola alıp olayı ilk ağızdan dinler gibi yaptı, güzel güzel konuşup attı yumruğu, Ufuk dayılandı, olaylardan haberi olmayan Yalçın Ayhan da otobüsten fırladığı gibi maçta atmadığı deparı atıp vazifeden pay çıkardı. Ama unuttukları bir şey vardı: Dayağı yiyen arkadaşlarımızın da arkası kuvvetliydi. Güç dengeleri devreye girdi. Elde çiçekler özürler dilendi. Ballı kaymaklı güzel bir kahvaltı yapıldı. Dayağı yiyen arkadaşımız dayak atanla güzel bir de röportaj patlattı iyi mi! Yüzler güldü, olay tatlıya bağlandı. Tamam küslük örf ve âdetlerimizde yok ama bu kadar da saçmalanmaz. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PDFK) da bu barış çubuğunun akabinde tamamen profesyonelce cezaları verdi. Trajikomik olay bir anda komedi dizisi tadında bitti. Toplumumuz magazin sevdiği için bu son da cuk oturdu. Ne diyelim magazin forever…

OBRA’NIN ASKERLERİYİZ

Nasıl ki… Bir koçtan fazlası desek az kalır, yaptıklarını saysak satırlara sığmaz. Bir takıma nasıl klasman atlatılır, iyi takımdan nasıl elit takım seviyesine geçilir onun karşılığı Zeljko Obradovic. Avrupa basketbolunun tartışmasız 1 numarası. 4 farklı takımla 8 Eurolig şampiyonluğu ve 16. final-four onun büyüklüğünün karşılığı değil. Kupalardan, şampiyonluklardan daha önemli bir şey verdi Fenerbahçe'ye: Tutku. Sarı-lacivertli camia ve taraftarlar basketbolu futbolun önüne koyduysa bu, tutkunun ve inanmışlığın zaferidir. Hayal kurmayı ve çok çalışmayı öğüt vermişti geldiğinde… Hayaller gerçeğe dönüşmeye başladı. 15 bin seyirci ortalamasıyla Arena'ya koştuysa taraftarlar, o tutku ve heyecan içindi. İki final-four kaybetti ama galip saymıştık biz onu. Çünkü yolu doğruydu. “Obradovic'in Askerleriyiz” sadece bir taraftar sloganı değil. Hayallerinin peşinden koşan ve bu uğurda gece-gündüz çalışanların sloganı. Birçoğumuza ilham veren Obradovic, o yüzden peşindeyiz.

ŞENOL’A TALISCA

Süper Lig'in en ‘Süper' futbolcusu Talisca. Raket gibi sol ayağı, mermi gibi şutlarıyla Rivaldo'yu hatırlatıyor, Beşiktaş'ı aldı sırtına üçüncü yıldıza taşıyor… E haliyle bonservisi de en az 25 milyon Euro ediyor. Fikret Orman ve ekibinin müthiş başarısı. Ama Mario Gomez'de, Sosa'da, Quaresma'da, Oğuzhan'da, Selçuk İnan'da, Burak Yılmaz'da olduğu gibi Şenol Güneş'in elinde parladıkça parlıyor, büyüdükçe büyüyor. Şenol hoca iyi futbolcuyu süper yıldız yapıyor. Talisca'nın Beşiktaş'tan sonra nasıl oynayacağını merak ediyorum. Sosa gibi Gomez gibi bocalar mı, yoksa alır yürür mü zaman gösterecek. Ama bir gerçek var ki, Şenol Güneş, simyacı gibi elindeki taşları altına çeviriyor. Pep Guardiola, “En büyük amacım Messi'yi dünyanın en iyi futbolcusu yapmaktı ama o beni dünyanın en iyi hocası yaptı” demişti. Futbolcusunu ön plana çıkarma odaklı çalışmayı prensip edinen Şenol Güneş'i de futbolcuları zirveye taşıyor.

KITALARARASI DERBİ

Galatasaray-Fenerbahçe derbisini anlatan spiker arkadaşımız “Kıtalararası derbi başlıyor” diyerek santrayı yaptı. Dünya derbisiydi sonuçta beklentimiz de büyüktü ama maçı kazanan Fenerbahçe ilk isabetli şutunu 83. dakikada çekebilmiş, Galatasaray maç boyunca yarım pozisyona zor girmişti. Son yıllarda iki takımın da kaybetme korkusu yüzünden bitip giden derbiler saçma sapan bir şekilde son buldu. 45 dakika sonra El Clasico başladı. Evet spiker arkadaşımızın da dediği gibi kıtalararasıydı lakin oynanan iki futbol arasındaki farktı kıtalararası olan. Antarktika ile Avustralya arası kadar!