SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Emre Mor,Moldova maçında gözlerin pasını silince bütün kulüplerimiz YerliMessi için sıraya girdi. Ele avuca sığmayan, evin küçük çocuğu muamelesi gösterdiğimiz Emre, belki 19 yaşında ama yaşadığı çocukluk nedeniyle 9-29 yaş arasında gidip geliyor. Çok hassas bir bünyesi var ve kültür sorunu da cabası. Şu kesin ki, Emre oynamak istiyor ve bence de büyük bir yıldız olacaksa oynamalı. Ve yine bana göre Türkiye'ye gelmese iyi olur ama gelirse de Şenol Güneş'in ellerinde filizlenmeli.

YABANCI KURALI DEĞİŞMELİ

Bir yabancı kuralı tartışması başladı ki, her kafadan ayrı ses. Önce yavaş yavaş ısıtıldı, sonramedya aracılığı ile servis edildi. Gaziantepspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, “İstiklal Marşı'nı okuyacak adam kalmadı” çıkışını yapıp fitili ateşledi.

Eleştiriler artınca bu kuralın başaktörü ve Türkiye'nin futbol direktörü Fatih Terim geçti kameralar karşısına.Hoca, işin felsefesine vurgu yaptı ve “Kaybeden buraları bahane edecekse, kuralın önemi yok. Ben çıkıyorumburada ben hatalıyım. Yönetimsel hataları kimyapıyorsa açık yüreklilikle çıkıp söylemeli” dedi. Bir gün sonra Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, “Bence azalmalı. Kulüpler Birliği istesin hemen değiştiririz” diyerek Terim'i taca çıkardı. Bir gün sonra da KBV Başkanı Göksel Gümüşdağ, “18 kulüp olarak bu kuralın arkasındayız” çıkışını yaptı.

Futbolu yönetenlerin unuttuğu bir şey vardı. Sorun yabancı kuralında değil, sorun Türk futboluna yabancılarda. Ve o yabancı sayısı futbolun her kademesinden hızla azalmadığı sürece zaten batakta olan Türk futbolunda bu günleri de mumla ararız.

BİR VEDADAN FAZLASI

Podolski’nin milli takıma vedasını izleyince çok kıskandım. Her futbolcuya nasip olmayacak bir şovla noktayı koydu Poldi. Kimse kusura bakmasın ama yabancılar değerlerine sahip çıkıyor, övgüyü de yergiyi de bizden iyi yapıyor.

BÜŞRA ÜN – İSMAİL GÖKÇEK

63.Milliyet Spor Ödülleri Töreni geçen hafta güzel bir organizasyonla sahiplerini buldu.Milliyet Spor Müdürü sevgili Tayfun ağabeyin müthiş çabasıyla her geçen gün daha da büyüyerek ilerliyor. Bazı ödüllere itirazım olsa da iki ödül vardı ki ellerim patlayıncaya kadar ayakta alkışladım ve salonda olduğum için kendimi şanslı hissettim.

Birinci spor gazeteciliğinin efsanesi İslam Çupi Özel Ödülü'nü alan ve yıllardır ALS hastalığı ile mücadele eden Trabzonsporlu eski futbolcu İsmail Gökçek. Koca yürekli İsmail ağabey, özel bir çiple başını oynatarak yazdığı ve bilgisayar sesinden dinlediğimizmektubuyla bizi gözyaşlarına boğdu. Bu amansız hastalıkla mücadele edenlerin sesi oldu yine. İkinci ödül de Türk tenisine büyük yatırımlar yapan Garanti Koza'nın Tenis Özel Ödülü'ydü. Bu ödül de bin bir zorlukla Paralimpik Oyunları'na katılan ilk tenisçi unvanına sahip Büşra Ün'e gitti. Yaşadığı zorlukları bir an olsun titremeyen güzel sesiyle anlattıkça hemüzüldüm hemde sıradan bir vatandaş olarak utandım. Umarımen ön sıradan izleyenler de biraz olsun utanmıştır. Çünkü bu bizim ayıbımız.

SON SAMURAY FERHAT AKBAŞ

Bu ismi belki de birçoğunuz ilk kez duymuş olabilirsiniz. Ama bu inanın sizin suçunuz değil. Türk medyasında satır aralarında kaldığı ve gerekli değeri göremediği için. Yani bizim suçumuz. Ferhat Akbaş henüz 30 yaşında bir voleybol antrenörü. Geçen hafta 2020 Tokyo Olimpiyatları'na ev sahipliği yapacak Japonya'nın KadınMilli Voleybol Takımı'nın başantrenörü oldu kendileri. Japonya tarihinde ilk kez bir yabancı, voleybol milli takımının başına geçti. Üstelik o Japonya'nın, 2020'de madalya beklediği birkaç takım sporundan birinde. Uzun bir aradan sonra bir değerimiz, bir spor beynini ihraç ettik. Tırnaklarıyla kazıyarak ve sürekli kendini geliştirerek geldi bu noktalara Ferhat hoca. Dünyaca ünlü çalıştırıcıların yardımcılığını yaptı, Amerika'da eğitim aldı, Çin'de çalıştı ve fırsat verildiğinde de kendisine güvenenleri mahcup etmedi. Yolun açık olsun hocam. Umarım 2020'de kürsünün en üst basamağında olursun.

Yayınlanma Tarihi:10:29,