SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Tudor’un ruhu yansıyor

İyi bir futbol takımı olmak, sadece topa sahip iken oynamakla gerçekleşmiyor. Top rakipte iken de koşacak, direnecek rakibi rahatsız edeceksin. Henüz hakemin düdüğü ile Gençlerbirliği 3 şık pasla yürüye yürüye 35. saniyede öne geçti. Bu arada Khalili'nin gol vuruşunun mükemmelliğini es geçmeyelim.

Bu gol için Tudor'a laf eden taş olur. Tamamen futbolcu ciddiyetsizliği. Golden hemen sonra uyandı Sarı-kırmızılılar, erken gelen penaltı golü, paniği ve stresi de ortadan kaldırdı. Sonrasında Tudor'un takıma etkisini hissetmeye başladık. Koşan ve mücadele eden oyuncu sayısı artınca oyunu tamamen domine eden bir G.Saray izledik. Yan ve geriye paslar azalmış, belki de bu sezonun en dikine paslı oynayan takımı ortaya çıktı. 18'de Hakan sakatlandı ve oyunu terk etti. Zaten Hakan'ın Tudor'un ağır idmanlarına bu kadar dayanması bile sürprizdi bence.

FİZİKSEL OLARAK ÇÖKTÜ

Bruma, Sneijder, Eren ve De Jong'un yokluğunda, ilk yarıda oynanan mücadeleci futbol doyurucu idi ve övgüye değerdi. Mücadeleci futbol karşılığını verdi ve ilk yarının son dakikasında yapılışı ve son vuruşu itibariyle mükemmel bir golle Galatasaray öne geçti.

İkinci yarıda G.Saray skoru korumaya odaklı idi. Savunma üçlüsü beşliye dönüştü ve ilk yarıdaki coşkulu, rakibi rahatsız eden takım pasifize oldu. Ardından Fırat Aydınus'un üst üste 2 penaltısı ile maça heyecan ve adrenalin yüklendi. İlk penaltıyı Muslera'nın kurtarmasına karşın, 2. penaltıya neden olan Tolga'nın topa elle çıkışı tek kelimeyle aptalca idi.

İki penaltı sonrasında beraberlik golü Galatasaray'ı demoralize etti. Üstüne ilk yarıda çok koşmanın acısını çektiler ve fiziken çöktü. Pas hataları ile saha içi disiplinsizlik ön plana çıktı ve taraftar protestoya başlamıştı ki; Selçuk İnan'ın muhteşem frikik golü hem kendini, hem yönetimi, hem de Igor Tudor'u rahatlatmış oldu.

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek