SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Fenerbahçe; dün akşam mücadele, dayanıklılık, hırs bakımından olabildiğince iyiydi. Süper Lig'de şampiyonluk hedefinden uzaklaşan Fenerbahçe tribünleri her şeye rağmen kısmen de olsa dolduran taraftarları önünde ilk yarıda bir şeyler yapmaya çabaladı.

Burada ölen babasını toprağa verip maça çıkan Lens'e ayrı bir parantez açalım ve maçın en iyisi olduğunu vurgulayalım. Lens dışında sahada üretkenlik adına diğer oyuncular hiçbir şey veremedi. Yani tam anlamıyla Fenerbahçe dün gece bal vermeyen arıydı. Meyve vermeyen ağaç gibiydi. Daha maçın 2. dakikasında Regattin'in şutu direkte patlarken Osmanlıspor, Fenerbahçe'ye ilk uyarıyı yaptı. Zaten maçın ilk yarısında bu gol olur denilecek üç pozisyon da Osmanlıspor'dan gelirken, Fenerbahçeli oyuncular karambollerden medet ummaya çalıştılar bunda da başarılı olamadılar. Lens ve Alper'i iki kanatta durdurmaya çalışan Osmanlıspor dikine ani ataklarla da tehlikeler yarattı. Fenerbahçe'nin sorunu hücum bölgesine topu taşıyacak adam sayısında. Lens dışında iş yapan kimse yoktu. Silik defans ağırlıklı 4 orta saha oyuncusuyla ancak bu kadar oldu.

İkinci yarıda Osmanlıspor daha cesaretli oynamaya başlayınca maçın akışı da değişti. Her iki takım da golü düşününce ortaya seyir zevki olan bir oyun çıktı. Hepsi bu. Doldur boşaltı bile beceremediler. Velhasıl bir kördövüşü içinde geçen maçta pozisyon bulan yine Osmanlıspor oldu. Maç böyle biter derken 90+1'de yine bir köşe atışında topu önünde bulan Mehmet Topal; Fenerbahçe'nin beklenen golünü attı. Fenerbahçe dört haftalık hasretin ardından nihayet yeniden 3 puanla tanışmış oldu.