SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Fenerbahçe nereye koşuyor

Fenerbahçe nereye koşuyor

Metin GÖREN yazdı...

Futbolumuzun ‘olmazsa olmaz'larından Fenerbahçe'nin dip dalgalanmaları, beraberlik serilerinin ‘yıpratma' moduna girmesinden midir bilemem? Kayıp puanların lig sıralaması, moral ve bu gibi sıralamaların zirve düşüşüne odaklanması, taraftarın öfkesi ile örtüşünce, önlem denilen kurtarıcının siren sesleri duyulur gibi… Sarı-lacivertli takımın yabancı teknik adamlara emanetinin başlangıcı ile Advocaat'a dek uzantısı arasındaki yıl aralığı ne kadar bilemiyorum? Bildiğim tek şey; futbol takımlarımızın Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav'ın modelini benimsemiş olmasıdır… Cavcav ne diyor: “Ben üç maç kalsın düzelir, beş maç sonra takımı toparlar şeklindeki teknik direktöre verilen opsiyondan anlamam… Hoca kazandıramıyorsa gider, bir başkası gelir…” Fenerbahçe gibi nitelikli, nicelikli, taraftar topluluğu onlara, binlere, milyonlara ulaşan bir takımın, hal ve gidişindeki aksaklık kimilerinin açıkladığı gibi “Ruhsal yapıdaki birikimin” giderek kaybolmasıyla ilgili ise ruh birliğinin enjekte yoluyla önce oyuncu, sonra taraftar ve de başkan ile yönetime zerk edilmesi mümkün değildir… Ruh; doğal alanları, zeminleri ve havayı bulduğunda kendiliğinden yeşerir, meyve verir… Sarı-lacivertliler şimdilik sıkıntıda… Yarınlar için konuşamam… Çünkü bu işler beni aşar… Ancak; aklıma bir soru takılır, cevap isterim… “Acelem var” şeklinde bir dipnotla soruyu da ben yanıtlarım: Fenerbahçe nereye koşuyor? Bence; Galatasaray'la oynayacağı derbiye… Olmak ya da olmamak… Ya da operasyon düğmesinin tam üzerindeki parmağını basıp, basmamak için…

ACI AMA GERÇEK

Galatasaray, tanımlanmasını “Bu koşullarda ödenemez” şeklindeki değerlendirdiği anormal boyutlara ulaşan borçlarını ödeyebilmek için, sanal da olsa satış ofisleri açtı… Florya ve Riva gündemde “Satılması gerekli” diyenler ile yeni alternatifler üretmeyi düşünenler arasındaki zıtlık umarım, lig konumunda başarılı bir çizgiyi yakalayan Galatasaray'ı rahatsız etmez… Madalyonun diğer yüzünde ise acı ile gerçek uzun metrajlı bir belgeselin adı gibi duruyor… Sarı-kırmızılı takımın ülke sporuna 1905 yılından bu yana yaptığı olağanüstü katkılara, başarı belgesi verenler ile elleri kızarıncaya dek alkışlayanlar şaşkın, “Neden böyle oldular?” soruları bahane alfabesinde oluşturulan birleşimlerle ciddi anlamda açıklanamıyor… Sahi; ‘'neden böyle oldular?…'' Ayağın yorgan dışına çıkması, yorganın yana kayarak bir kenarda toplanması ve çok daha önemlisi sarı-kırmızılı takımı geçmişten günümüzde dek yönetenleri bilinçsiz ve anormal boyutları bile zorlayan hırsları mı? Doğrusu; tüm bunların yanıtları bekleniyor…

FUTBOL YOKTU SEYİRCİ DE YOKTU

Ticaret yaşamının geleneksel söylemidir, arz ve talep… Yani; kaliteli ürünü sunmak, karşılığında beğenilen ürün için yeni siparişler almak… Futbol oyunu denilen temaşa olgusunu da böyle düşündüğümüzde, sunum güzelse, tribündeki izleyici sayısı da artar… İlgililerin yaptığı araştırmaya göre; önümüze konulan veriler, futbolda izleyici sayısının yüzde 35 ila yüzde 38 arasında bir düşüş gösterdiğinin acı gerçeklerini sıralıyor… İl bazında Kayseri kenti yıllardan beri sürdürdüğü ilgisizliğini bu yıl daha da arttırmış… Oysaki; Kayseri yıllarca bir futbol kenti olarak lig konumundaki iki takımı ile alkışlanmıştı… Düşüsün ana nedenleri belli de küçük anketlere verilen yanıtlarda ilginç: 1- Maça gitmem için bir nedenim olması gerekir… 2- Bizim takımdan hangi oyuncuyu izleyeceğim… İzleyeceğim alkışlayacağım oyuncu yok ki… 3- Bilet fiyatları çok pahalı çok… İki kişi yediği içtiğiyle 100 lirayı gözden çıkarmak zorunda… Buna da razıyız ama Türk futbolunda kalite hak getire… 4- “Ne işim var statlarda… Geçiyorum televizyonun karşısına…. Bir de çay demliyorum… Ronaldo'yu, Messi'yi, Terim'in milli takıma almadığı Arda'yı seyrediyorum keyifle… Ne üşüyorum, ne de sıcaktan bunalıyorum… Eve dönüş çilem yok, endişem yok, rahatım..” Bunların dışında, çok dışında dört takımımız var… Her türlü koşullarda asla eksik olmayan bir taraftar oluşumuyla örnek sunumlar veriyor… Beşiktaş, Adana Demirspor, Göztepe ve de Ankaragücü… Taraftarın böylesine ne denir; helal olsun…

BU DAYANIŞMA ALKIŞLANIR

Bir dönemin fırtınalar estiren takımı Kocaelispor'un borç bataklığından kurtulma sinyallerine, çok anlamlı bir yanıt Adana Demirspor'dan geldi… Yeşil-siyahlıların 2008 yılından bu yana oluşmaya başlayan borcuna, ilaç olur gerekçesiyle güneyli takım Adana Demirspor bu hafta oynayacağı Elazığspor karşılaşmasının hasılatını çaresiz Kocaelispor'un yardım hesabına yatıracak… Ne güzel; düşüncede, dayanışma da… Demirspor'un hasılatı Kocaelispor'u kurtaracak mı? Kuşkusuz hayır… Ama bu örnek davranış yardım katarına umuyorum ki çok vagonları ilave ettirecektir… Kocaelispor'un Kızılyıldız kulübüne, otuz günde ödenmesi gerekli tam 2 milyon 700 bin lira civarında bir borcu var…

KAÇIRDI YANLIŞ KURTARDI DOĞRU

Penaltıyı kullanan oyuncunun vuruşunu kaleci kurtarıyorsa, bunun tanımlanması kaçırdı olmamalıdır… Kaçan ile kurtarılan arasında farklılık budur…

START VERİLDİ YARIŞ BAŞLADI

Adını özerk koyduğumuz ancak, yaşamının tümüne yakın bölümünü devlet desteği ile sürdüren onlarca federasyonun “Başkanını yeniden seçme” sınavları başladı… Centilmence, kavgasız, gürültüsüz ve de Türk sporuna hizmeti amaç edinmişlerin öne çıktığını umduğum seçimlerin şimdiden ülke sporumuza hayırlı olmasını diliyorum… Ve de modern çağın gereksinimi, spor olgusunun tüm branşlarda ülkemiz adına söz sahibi olmasını yürekten istiyorum… Sporun dünya siyasetindeki marifetinin yadsınamaz katkılarını düşündükçe bu isteğimin tavanları delebileceğini umuyorum… Hayırlı olsun, efendim…