SÖZCÜ PLUS GİRİŞ
Milli takım çok yaşa

Milli takım çok yaşa

Metin GÖREN yazdı...

Bir ülkenin onur ve gurura dayalı sporsal olgusu milli takımlarının başarı tablosundaki yükseliş göstergesidir… Ve olayın bizim ülkemizdeki fotoğrafları ise sevinç ya da hüznün çılgınlığa varan karelerini içerir… Abartmanın sınırsızlığı, abartılanın görüntü yapısındaki kasılmaya dönük mimik hareketleriyle bütünleşince, söylem şekli can sıkan bir konuya parmak basar… Fatih Terim ile Arda Turan konusu, bu bilinçsiz yapılanmanın ürünüdür… Prim olayının giderek yükselen boyutu, Terim'in yıllardan beri vazgeçemediği, “Dediğim dedik” inadı ile örtüşünce, göz ardı edilen bazı gerçekler yüzümüzde bir tokat gibi patlamıştır.. İzlanda ile oynadığımız ve kötü oyun sonucunda yenildiğimiz karşılaşmayı anımsayalım… Terim'in, Ukrayna karşısında uygulattığı sistemin yerine, ülkemiz oyuncularının asla oynayamayacağı, oynamakta güçlük çekeceği 4-6-0 gibi bir komik oyun planı ortaya çıkmıştır… Milli Takımımızın kazanılması gereken, en azından beraberliğin alınması kaydı şartı olan bir karşılaşmada bu denli bir kurgunun adı; “Ben yaptım oldu” şeklinde bir tümcedir… Yani, Terim'in inadı sonucu ortaya çıkan bir milli takımdır… Yurtdışına dönük bir kadro ve Emre Mor'un rakip savunma içinde morardığı bir karşılaşmanın adıdır İzlanda yenilgisi… Şimdi; şapkamı önüme koyarak haykırmak istiyorum… Milli Takım, Ay-Yıldız'ı içeren kırmızı-beyaz renklerle bezenmiş o asil forma kimsenin tapulu malı değildir… O bayrak ve bu vatan için canını veren ve vermeye hazır insanlardan oluşan Türk halkı, bu takımın gerçek sahibidir… Alınamaz, satılamaz ve de çıkar uğruna kullanılamaz…

GERİYE DÖN… İSTİKAMETİNİZ SÜPER LİG

Milli karşılaşmaların burukluğu ile sözün bittiği yere dek taşınan futbolseverler, yeniden başlayacak Süper Lig'in gizemli atmosferine uygun adım yürüyecek… Beşiktaş, Galatasaray ile Fenerbahçe'nin şampiyonluk hesapları… Ligin üst sıralarına tırmanma ve oralarda kalabilme düşünceleri içinde olan takımlar ile dibin endişe verici atmosferini yaşamak istemeyen ekiplerin çabası bizim ligimizi ilginç bir konuma taşıdı… Yabancı oyuncu sayısındaki artış, yerli oyuncuların transfer efeliğine son verdi ama milli takımla yaşanan sendrom, sayının doğru veya yanlışlığı için bir parantez açılması gereğine sanki ileti gönderiyor… Ayrıca dar yerli kadro içinde milli takımda yaşanan sakatlıklar nedeniyle kulüp yönetimlerinin öfkesi düşündürücü… Ulusal başarı ile kulüpsel başarı çok ayrı kulvar ama sinir katsayısını yükseltmemek gerekiyor…

BİRİ GİTTİ DİĞERİ GELDİ AMA!

Adana Demirspor Erkan Sözeri ile işini bitirdi, Adanaspor'u Süper Lige taşıyan Engin İpekoğlu ile bir artı bir sözleşme imzaladı… Buraya dek her şey tamam, itirazım yok… Ancak, futbol federasyonunun isteklerini yerine getirmediği için 3 puanı silinen, transfer yasağı ve ekonomik çaresizliği nedeniyle transfer yapamayan kulübün, İpekoğlu'nun getireceği yardımcıları ve parasal konudaki yüksek rakama ne diyeceksiniz? Bir başka soru da şu olmalı: Erkan Sözeri'nin bu tabloda suçu neydi acaba?

EFENDİM BENİM

Şampiyon Beşiktaş'ın yeni sezonda yeni sloganları; Efendi Beşiktaş… Tişörtlerde, eşofman sırtlarında, özcesi, ürünlerin uygun görülen her yerine bu slogan yazılacak gibi: Efendi Beşiktaş… Belki de siyah-beyazlıların o görkemli taraftarı, slogan üretimindeki müthiş becerisiyle bir koro bestesi hazırlamıştır; Efendim Benim'le başlayan…

ASİST NEDİR NE DEĞİLDİR?

Asist basketboldan alıntıyla futbol sözcükleri arasına girmiştir… Asist basketbolda sayı, futbolda gol yapılabilmesi için verilen final pasıdır… Kornerden gelen, duran toplardan veya kanatlardan ortalananların sözcük değerlendirmesi asist şeklinde olmamalıdır…

İLGİNÇ ÇOK İLGİNÇ

Son yıllarda sporumuzun içine adeta demir atan fitness yapılanması, ülke sporunu yöneten bakanlığın da ilgi alanı oldu… Bir eski bakanın, bir başka söylemle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapmış bir parlamenterin şoförü, yanlış yazmadım şoförü; Spor Bakanlığı'nın fitness birimi müdürlüğüne atandı… Sözüm yok, hayırlı olsun…