SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Biz zoru severiz

29 Mart 2015

MUHTEŞEM bir stat, dolu tribünler, Avrupa'nın en iyi pas organizasyonuna sahip rakip Hollanda ve var olma mücadelesi veren A Milli Takımımız.

Bu maçı milli duygulardan uzak teknik bir yorumla izlemek benim için pek olası değildi. Ay-Yıldızlı formanın maneviyatı elbette hepimiz için ateşleyici bir motivasyon sebebi.

ÇOK kötü sonuçlar alarak başladığımız Avrupa Şampiyonası eleme grubunda Hollanda ile çok önemli bir mücadeleye çıktık. Gruba ne kadar kötü başlamış olursak olalım takıma ve özellikle de Fatih Hoca'nın futbol yaratıcılığına olan inancımla büyük bir umutla izledim maçı.

Tahmin ettiğimiz üzere Fatih Hoca, Hollanda'yı pas yaparak geçmek yerine compact bir oyun sistemi benimseyip kontrataklarla pozisyon arayan bir 11 sahaya sürdü. Çok formda hızlı kanat oyuncaları Volkan ve Gökhan Töre'yi arkalarında Caner ve Gökhan Gönül ile destekledi.

4-1-4-1 şeklinde kurgulanmış oyun sisteminde beni en çok tedirgin eden defans göbeğiydi. Mehmet Topal'ın çok formda olması bir nebze içimize su serpse de Türk futbolunun şu anki en ciddi sorunu olan bu bölgedeki sorun, takıma nasıl yansır korkusu ilk yarıdaki takım halinde defans yapma anlayışı ile biraz hafifledi.

İlk yarı genelinde büyük oranda istediğimizi aldık. Hollanda'ya ciddi bir pozisyon izin vermedik hatta hızlı ayaklarımızla pozisyonlar bulduk.

Nihayetinde Gökhan Töre-Burak işbirliği ile bulduğumuz gol uzun zamandır hissetmediğimiz heyecanı yaşattı bize. Böyle diri, böyle inanmış ve oyun şablonundan çıkmadan mücadele eden bir Milli Takım izlemek Avrupa Şampiyonası için umutlarımızı yeşertti.

En son 1997'de Hakan Şükür ile Hollanda'ya attığımız gölün ardından ilk yarıda bulduğumuz gol ikinci yarı daha fazlasını bile bulabileceğimiz izlenimini verdi bizlere.

En az bizim kadar puana ihtiyacı olan Hollanda'nın ikinci yarı kimi zaman kontrolsüzce gol arayışına girmesini ve bu sayede hızlı ataklarla daha fazla gol bulabileceğimizi umut ediyordum. Fakat futbol bu, hiçbir zaman beklediğiniz olmuyor.

İyi ki dışarıdaydı

İkinci yarı ilk yarı olan oyun planının devamı olarak başladı. Kimi zaman kaptırdığımız toplarla ve Snijder gibi usta ve teknik bir ayağın yarattığı tehlikeleri başarı ile savuşturmayı başarabildiysek de istediğimiz kontratak pozisyonlarını uzun süre bulamadık.

Son 10 dakikada tamamen ofansif bir takıma dönen Hollanda'ya karşı defans disiplinimizi korumak çok önemliydi. Cansiperhane ve büyük bir inançla takım olarak savunma yaptı Milliler. Uzatma dakikaları bitmek bilmezken en çok korktuğumuz Sneijder'in ayağından gol geldi. Çok istedik ama sadece 1 puan alabildik.

BU maçın rakip sahada oynanmasının bir artı olduğunu düşünüyorum. Oyuncular futbol dışı düşüncelerden etkilenmeden oyunda kalabildiler. Maalesef kulüpçü zihniyetleri Milli maçlarda bırakamıyor ve oyuncularımızı kötü etkiliyoruz.

Futbolumuz düşüşte, ama her düşüşün bir çıkışı olacaktır. Belki bu maç o maçtır. Neticede biz Türk Milletiyiz. Biz zoru severiz…

Buraya diğer yazı alanı ajax ile gelecek