SÖZCÜ PLUS GİRİŞ

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, ülke futbolunun iyiye gitmediğini ve önemli çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi.

Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan 23. Uluslararası Antrenör Gelişim Semineri’nin ikinci gün son oturumunda, “Futbolumuz ve geleceği” konulu bir konuşma yapan Fatih Terim, Türk futbolunun geleceği, ne durumda olduğu, tüm çıplaklığıyla geleceğin nasıl olması gerektiği konularında sadece tespitlerde değil, çözüm önerilerinde bulunacağını kaydetti.

Terim, konuşmasının başında, geçmişte olduğu gibi yine seminere katılan teknik adamların, önemli konuklar olmasına karşın oturumlara ilgisizliğinden yakınırken, şunları söyledi:

“Geçmişte 2 yılda bir yaptığımız ve bundan sonra da 3 yılda bir gerçekleştireceğimizi açıkladığımız bu organizasyonun çok önemli bir randevu olduğunu düşünüyorum. Ben bir rahatsızlığımı dile getirmek istiyorum. Antalya’daki seminere, İtalya Milli Takımı ile dünya şampiyonu olmasının hemen ardından Marcello Lippi’yi getirmiştik. Çok önemli bir şeydi ama arkadaşlarımızın yarısı dinlemek yerine, salonda çay ve sigara içiyorlardı. Demek ki bilmedikleri bir şey yoktu. Katkı sağlanacak biri de değil. Ardından hiçbir yere gitmeyen Fabio Capello’ya rica ettim, kırmadı geldi. Aynı durum devam etti. İki senede bir yapılan bu önemli etkinlik için 2 gün sabrımız bile yok. Sabah oturumunda Fransız arkadaşımız altyapıyla ilgili çok önemli bilgiler verirken, salonun yarısı dışarıda ve burayı dinlemiyordu. Bilgiyi, birikimi çok kolay elde edemezsiniz. Kendine uygun gördüğü bir tane felsefeyi alsa kafidir ama biz bu sabırda bile değiliz.”

“ÜLKE FUTBOLU İYİYE GİTMİYOR”

Terim, sonda söylemesi gerekeni en başta söyleyeceğini belirterek, “Ülke futbolu iyiye gitmiyor arkadaşlar. Her platformda bu durumu gösterecek bir çok örnek var. Futbol içindeki aktörler olarak hepimiz kendimize gelelim. Kendimize gelmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

A Milli Takım Teknik Direktörü, Türkiye Futbol Direktörü veya yaklaşık 50 yılını futbol içinde geçirmiş bir spor adamı olarak değil, kendisini spora adamış bir ülke insanı olarak dinlenilmesini isteyen Terim, “Söyleyeceklerime, ülkesi için, kaynakları ve evlatları için yüreği yanan birinin haykırışı olarak kulak verin lütfen. Bu konuşmamın, kişilerle, kulüplerle ve kurumlarla hiçbir ilişkisi yoktur. Lütfen ilişkilendirme çabasına da girmeyin. Bu, kimseye karşı değil, sadece futboldan yana yapılmış bir konuşmadır” diye konuştu.

Galatasaray ile yollarının ayrılıp Türkiye Futbol Federasyonunda (TFF) göreve tam zamanlı başlaması sürecini bir kez daha tekrarlayan Terim, “Ben, takımımla birlikte antrenmandayken, üstelik 3 gün öncesindeki maçtan sonra, ‘kovsalar da gitmeyeceğim’ dedikten sonra görevimden alındım. Bunun üzerine TFF yönetimi teveccüh göstererek, teknik adamlık göreviyle birlikte Türk futbolunun geleceğiyle ilgili projeler geliştirip, uygulamam için bana Türkiye Futbol Direktörülüğü görevini teklif etti” ifadelerini kullandı.

Terim, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben bu görevi, milli takımda 2 maç kazanmak, 3 maç kaybetmek için veya bir turnuvaya katılabilmek için değil, kötüye giden ülke futbolunun tekrar yukarı çıkarılmasına katkı sağlamak için kabul ettim. Aksi durumda, milli takım teknik adamlık görevini kabul etmezdim. Bundan emin olabilirsiniz. ‘Çok şerefli görevdi, daha önce iki kez geldim ve elimden geleni yaptım’ der, kabul etmezdim. Türk futbolunu dizayn etme görevi verildiği için kabul ettim. Bir yıl önce imza attığımda, çok önemli bir söylemim oldu. Bu defa, ‘eğer bir şeyleri başaramazsam, daha önceki seferlerde olduğu gibi sadece tespitte bulunup, maddeleri sıralamayacağım. Engel olanları ve engelleri de açıklayacağım’ dedim. Şimdi tam bir yıl sonra karşınızdayım.”

“KRAL ÇIPLAK DEMEK İÇİN KARŞINIZDAYIM”

Terim, göreve gelmesinin ardından bir yıl içinde çalışma arkadaşlarıyla tüm Türkiye’yi araştırdıklarını, tüm dünya ülkeleriyle, özellikle Avrupa ülkeleriyle karşılaştırmalar yaparak projeler geliştirip, bir kısmını da hayata geçirdiklerini aktardı. Terim, “Hayatında çalıştığı kulüp ve kurumlardan, göreve geldiğinden bir eksik gitmiş, gönderilmiş bir spor adamı olarak, gitmekten veya gönderilmekten çekinmeyen, doğru söylemekten vazgeçmeyen biri olarak karşınızdayım. Bir kısmını bilip görmezden geldiğimiz, bir kısmını yok saydığımız, bir kısmını ise göremediğimiz şeyleri söylemek için, yani ‘kral çıplak’ demek için karşınızdayım.”

Gelişmiş ülkelerin spora, milli savunmaları kadar yatırım yapıp, sporcularına orduları kadar önem verdiklerini dile getiren Terim, “En son teknolojiden yararlanarak sporu ve sporcuyu destekliyorlar. Almanya örneği var, nüfuslarımız da benziyor. Orada 28 milyon insan spor yapıyor. Bizdeki sayı 3 milyon. Almanya bu rakamdan yarışmacı sporcuları çıkarırken, biz 3 milyondan her türlü şampiyonlukları istiyoruz. Onların neredeyse 10’da bir hacminden şampiyonlar çıkarmaya gayret ediyoruz. Açıkçası şapkadan tavşan çıkarmaya çalışıyoruz. Uzun süreli projeler yerine, her zamanki gibi kısa süreli çözümler oluşturmaya çalışıyoruz. Hatta bu yüzden devşirmelere yöneliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Ülke futbolu hakkında elinde bulunan bazı çarpıcı rakamları ve karşılaştırmaları paylaşmak istediğini vurgulayan Terim, şöyle devem etti:

“Bunları paylaşacağım ki ayaklarımız yere bassın. Nerede ve ne halde olduğumuzu bilmekte yarar var. Durumumuzu tespit etmeden, teşhisleri doğru koymadan, tedavileri de doğru yapamayız. Global anlamda dünya üzerinde 265 milyon insanın kayıtlı olarak futbol oynadığını görüyoruz. Çalışan olarak da 5 milyon eklersek, 270 milyon insan. Ülkemizde ise 273 bin futbol emekçisi var. Dünya ortalaması yüzde 4,5-5, bizim ortalamamız yüzde 0,33. Bu sayı da yine şaibeli. Bu sayının doğru olduğunu kabul ettiğimizde bile oran 0,33. Bu oran, UEFA’daki 54 ülke içinde bizi 48’inciliğe taşıyor. Kulüpler sıralamasında bir numaraya gelmiş, milli takımlarda 30’un altını da görmüş bir teknik adam olarak buradayım. Avrupa’nın 7’nci, dünyanın ise 17. en büyük ekonomisi olan Türkiye için bunu izah etmemiz mümkün değil. Almanya 7 milyon lisanslı oyuncuya sahip, biz ise yaklaşık 270 bin profesyonel ve amatör futbolcuya sahibiz. Bu rakamlardaki, anlayıştaki mağlubiyetimiz, inanın bana sahadaki mağlubiyetlerimizden daha önemlidir. Sahada bir maç kaybedebilirsiniz, burada ise maalesef geleceğimizi kaybediyoruz. Bir maçın telafisi olabilir ama buranın telafisi yok.”

“OYUNCU PİRAMİDİMİZ DE TERS”

Futbolda olması gereken oyuncu piramidini ve Avrupa’daki örneklerini paylaşan Fatih Terim, Türkiye’de ise piramidin tam ters şekilde olduğunu aktardı.

Avrupa’da alt yaş kategorilerinden itibaren başlayan geniş tabanlı bir oyuncu piramidi olduğunu dile getiren Terim, “Ülkemizde benzer bir yapılanma olması beklenir. Bizde tuhaf bir şey var. Piramidin başı sonu karışmış. Her şeyimizin ters olduğu gibi, oyuncu piramidimiz de ters. A takımlarda olan oyuncu sayısı, 13 yaş altı kategorisinin 3 katı kadar. Futbolumuzun geleceğini siz hesap edin. Avrupa’nın 13 yaş altı kategorisinde ulusal şampiyonası olan tek ülkesi olmamıza rağmen, bu yaştaki oyuncu sayısı, 19 yaş altından daha az. Normalde en fazla oyuncu 13 yaş altı kategoride bulunmalı” ifadelerini kullandı.

Terim, Avrupa’nın genelinde alt yaş gruplarındaki takım sayılarının, üst yaş gruplarından çok daha fazla olduğunu kaydetti. Terim, “Bizde yine tam tersi. Bunları düşündükçe, inanın bana uykularım kaçıyor. Yıllardır, ‘bu ülkede vardır’ demişiz, yine söylüyorum, ‘vardır’ ama bir hayli de endişe duyuyorum. Biz futbol ekonomimizin büyüklüğüyle övüne duralım, diğer ülkeler, kaynaklarını daha alt kulüplerin profesyonel sporcu yetiştirebilmesi için kullanıyorlar. Avrupa’nın 7’nci futbol ekonomisi olmamız tek başına ne ifade eder” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin kendisine örnek olarak aldığı Avrupa’nın 5 futbol ülkesinden, İngiltere’de 92, İspanya’da 42, Fransa’da 40, Hollanda 38, Almanya’da ise 36 profesyonel takım olduğunu anlatan Fatih Terim, “Bizde 127 futbol kulübü bulunuyor. Tek başına neyi ifade eder? Koca bir hiç. Piramit ters. Altta az oyuncu var, üstte çok, yine çok profesyonel takım var. Ekonomik gücümüzü harcıyoruz. Demek ki doğru yerlere harcamıyoruz. Nafile çabalar içindeyiz” diye konuştu.

“MANZARA VAHİM”

Terim, kulüplerin durumunu yakından görmek için göreve geldiği günden itibaren çalışmaya başladığını dile getirerek, “Manzara, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar vahim. Eğer kulüplerimiz birer ticari şirket olsaydı, bir kaçı dışındakilerin tamamı iflas ettiklerini açıklamak zorunda kalırlardı” dedi.

Bir çok kulüpte kaynağı olmayan paraların, hatta geleceğe dönük gelirlerin bile harcandığını vurgulayan Terim, “Hiçbir şekilde yanlış harcamaların hesabı da sorulmuyor. Sorulsa da net cevap alınmıyor. Böyle bir düzen olur mu? Böyle bir kulüp yapısı olur mu? Hayır olmaz ama müsaade ederseniz oluyor” diye konuştu.

UEFA Kulüp Lisansı almaya hak kazanan takım sayısının ciddi şekilde düştüğünü, PTT 1. Lig’de mücadele eden hiçbir kulübün ise bu lisansa sahip olamadığını kaydeden Terim, “Daha enteresan bir şey söyleyeyim, lisans alınması gerekir ama hiçbirinin yok. Üstelik başvuru da yok. Türkiye Kupası’nı kazanma fırsatları da var. Kazansalar Avrupa’ya gidemezler. Daha enteresanı, bu ligdeki 16 kulüpten sadece yarısının Ulusal Kulüp Lisansı mevcut. Bırakın PTT 1. Lig’i, Süper Lig’de de Ulusal Kulüp Lisansı kriterlerine uymayan ekipler var” ifadelerini kullandı.

Terim, kulüplere kriterler getirilmesini isteyeceğini, 2. Lig’de vaya 3. Lig’de kahvehanede kurulup, hala oralardan yönetilen kulüpler bulunduğuna dikkati çekti.

“Bu kulüplerden bazılarının faksı, elektronik posta adresi olmadığı için, resim olarak da ulaşamıyorsunuz ama profesyoneliz. Bu hepimizin sorunu” diyen Terim, şunları söyledi:

“Soyunma odası yok, kahvehanede soyunuyor, maçtan sonra hamamda yıkanıyor ama profesyonel. Bu ve buna benzer çok çarpıcı örneklerimiz var. Ben, gerçekleri anlatmaya söz verdiğim için anlatıyorum. İlk kendimi suçlu ilan ederek başladım. Tesis böyle, ekonomi böyle, lisans sayısı böyle, sporcuya bakış da böyle.”

“BİR TEK ARDA TURAN VAR”

Terim, dünya sıralamasının üstlerindeki ülkelerin milli takımlarına bakıldığında, pek çok oyuncularının en iyi liglerden geldiğinin görüldüğünü aktararak, Türkiye’deki tek örneğin ise Arda Turan olduğunu söyledi.

İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa’da toplam 785 milli takım oyuncusunun mücadele ettiğini kaydeden Terim, “Sadece biri bizden. Bildiğiniz gibi bir tek Arda Turan var. İkincisi yok. Onu da yakında getiririz zaten. Tutmayız orada. Bizim daha fazlasını göndermemiz gerekirken, onu da geri çağırıyoruz. Biz kısır dönemlerde bile 2000’li yıllarda bir çok oyucuyu Avrupa gönderebildik. Şimdi bir tane var. Futbolumuzun sahada oynanan mücadele kısmında en önemli göstergelerden biri” diye konuştu.

Son güncelleme: 16:11 07.01.2015